2020_Subat
“KULÜPTEKİ BÜYÜKLERİMDEN ÇOK BÜYÜK DESTEK ALDIM” Babanızdan bayrağı devralıp atçılığa devam etme kararını nasıl aldınız? Babamızı kaybettikten sonra, 3 kadın bir arada kaldık. Annemiz başımızda... Annem dedi ki; “Sizler; her zaman yaşamında, işinin bir tarafında vardınız. Ne yapmak istediğinize karar verin. Ben sizi yönlendiremem ama ben atçılığa devam edeceğim.” Biz de kardeşimle birlikte “Senin yanındayız.” dedik ve devam ettik. Aslında yine Nurbiye Hanım’ın ön ayak olması diyebiliriz. Babanızla birlikte tüm yarışları beraber izlemeleri de çok önemli ki kendisi de “Bir ailede birlik varsa başarı olur” diyor. Onu her zaman söyler. Şimdi, buraya gelirken de telefonlaştık. Hala sahaya gidemediğimiz zaman yarışları televizyondan birlikte izliyoruz. Buna artık ne dersiniz, totem mi dersiniz… Hep birlikte olmak, bir arada olmak uğurlu geliyor gibi. Hatta, birinci olduğumuz gün herkes nerede oturduysa yine oraya oturur. Bu, işin şaka tarafı ama atçılıkta bunlar vardır tabii. Atçılık camiası erkek egemen bir camia… Sizler gibi kadın atçılarımız da var fakat babanızı kaybettikten sonra 3 kadın; eküriyi devam ettirirken karşılaştığınız zorluklar, önünüze çıkan engeller oldu mu? Olduysa nasıl aştınız? Rahmetli babamın kurduğu bir eküri olduğu için öncesinde her şey ayarlanmıştı. Ama her zaman, her şeyi istediğiniz gibi götüremiyorsunuz. İş hayatı da böyledir. Babanızın ekibiyle çalışamayabilirsiniz. Bir dönem babamın kurduğu ekiple ilerlemeye çalıştık. Ardından, başka bir ekiple devam ettik. Takıldığınız bir yer, çözemediğiniz bir konu olabiliyor. Fakat, genel itibarıyla ben Kulüpteki büyüklerimden çok büyük destek aldım. Babam rahmetli olduktan, özellikle de biz atçılığımızı devam ettireceğimizi beyan ettikten sonra gerçekten de çok büyük destek gördük. O yüzden, bütün değerli büyüklerime tekrar tekrar teşekkürlerimi iletirim. 90’lı yıllarda, Arap atçılığına damga vuran ekürilerdensiniz. Ardından babanızla yine İngiliz atçılığına da başlıyorsunuz. Siz iki atçılık arasındaki farkı nasıl görüyorsunuz? Arap atçılığıyla başlamamızın nedeni, Arap atının daha dayanıklı olması. Dayanıklı olduğu için çabuk arızalanmaz, antrenmanlarında daha rahat sonuç alıp sahaya getirebilirsiniz. O dönemde babama verilen tavsiyeler de bu yöndeydi. Biraz daha ekibini oturttuktan sonra İngiliz atçılığına başladı, yurtdışından kısraklar getirdi. “90’LI YILLARA ARAP ATLARIMIZLA DAMGA VURDUK!” Fransa, İngiltere, Amerika ve İrlanda’ya gidiyorlar bildiğim kadarıyla… Hatta, Rusya ve Polonya gezileri de vardır atçılık üzerine. İngiliz atçılığını da getirdikleri kısraklarla devam ettirdi. Anne ve babamın, o zamanlardaki başarılarını bizler gerçekleştiremedik. Yani, 90’lı yıllarda Arap atlarımızla iyi koşular yaptık ve bu güzel koşulardan sonra atlarımızı TİGEM haralarına verdik. Çok başarılı aygır oldular. Yavruları, sahalarda başarılar kazandı. Bir tek Yavuzhan’da talihsizlik yaşadınız sanırım. Evet, bazen çok büyük atlar bu Gülerce Ekürisi; 5 yıl üst üste TBMM Koşusu’nu, 4 yıl üst üste ise Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koşusu’nu kazanmayı başardı. Cumhuriyet Koşusu Kupasının da 4 kez sahibi oldu. Asli Üyemiz Gülnur Gülerce, röportaj çekimleri sırasında Türkiye Jokey Kulübü çalışanlarıyla birlikte hatıra pozu da verdi... 8 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2020
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=