2019_Ocak

34 TJK’NIN SESİ OCAK 2019 ESKIDEN İŞLER DAHA PROFESYONELDI… Ben idmanlara çok önem veririm. Benim için ilk planda antrenmanlar gelir. Yıllarca tribün deneyimim olduğu için Ekrem Kurt, Mümin Çılgın, Kadir Altınöz, Süleyman Akdı, Tınay Adışen gibi ustaların idmanlarını izledim ve şöyle bir meleke edindim, ata göre muamele yapılmalı… Atın hoşlandığı yolda gitmeyi düstur edindim. Tabii, o yıllarda safkanlar daha dayanıklıydı, at sayısı azdı, az olduğundan sanki pistler daha iyiydi. Ve idman veren jokeyler daha profesyoneldi. O zaman baş jokeyler sabahları gelip kendi galoplarını yapıyorlardı ve yaşantılarına çok daha dikkat ediyorlardı. Hepsinin ayrı ayrı özellikleri vardı. Her birinin atla bütünleşmeleri farklıydı. Bizde şimdi eksik olan yanlardan bir tanesi, bizim de hocalarımızdan gördüğümüz kadarıyla, bir at sahaya girdiği zaman 16 - 17 dakika sahada kalmalı. At çalışmasını bitirdikten sonra rahatlatılır, moral verilir ve güven kazandırılır. Şimdi ise bakıyoruz, 9 - 10 dakikada iş bitiyor. Tabii at kalabalığının da bunda etkisi var. Eski disiplini de göremiyorum. Eskilerden bir örnek vereyim; Süleyman Akdı disiplinli, otoriter ve kendine çok dikkat eden bir jokeydi. Eski ağır kumda haftanın en az 4 - 5 günü beline madraba bağlayarak sahayı üç tur koşardı. Şimdi birçok şehirde yarış olduğundan git gel yapılıyor, bu nedenle de baş jokeylerimizi pek idmanlarda göremiyoruz. Bu sefer de Grup 1 Yarışlar’da “ya tutarsa” oluyor. Eskiden Gazi Koşusu 10 - 12 atla koşulurdu, gerçekten hak eden taylar yarışırdı. Şimdi yedekli Gazi Koşusu oluyor ve hayretle karşılıyorum. Şimdi hiç kimse, “Benim atım uzuna gider mi, çimi mi, yoksa kumu mu seviyor?” diye bakmıyor. Bir de şu var; eskiden at sahipleri antrenörlere atlarını teslim ettiği zaman güvenirlerdi. Şimdi ise bu durumu pek göremiyoruz. Sanırım atçılığımız eskiye göre biraz yozlaştı. NEREDEN BAŞLAYACAĞINIZ ÇOK ÖNEMLIDİR… Antrenörlüğe başlamak isteyen kardeşlerimizin, bir ahırda, iyi bir antrenörün yanında, uzunca bir süre çalışmaları ve bu işe tam olarak kendilerini verip, nerede ne yapılıyor, nasıl davranılıyor, bunu kendi içlerine sindirmeleri lazım. Mesela benim sahaya adım atmama vesile olan Özer Aktemel, beni Şükrü Yurteri’nin yanına götürdü. Şükrü Ağabey dedi ki, “Bir sene sonra getir.” Bir sene sonra gittim, atın iskeletini önüme koyup, oradan anlatmaya başladı. ADANA’DA YILIN ANTRENÖRÜ SEÇİLDİĞİ GÜN... YENİ ASIR KUPASI...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=