2019_Ocak
35 TJK’NIN SESİ OCAK 2019 Sonra enteresan bir soru sordu, “Yarış nerede başlar ve nerede biter?” Aslında çok basit gibi görünen bir soru ama şimdiki antrenörlere de soruyorum kimse cevabını veremiyor. Ben de bilemedim ve bana dedi ki, “Tartıda başlar, tartıda biter evladım...” Neden? Çünkü, tartılıyorsunuz, yarışa gidiyorsunuz, sonra gelip tekrar tartılıyorsunuz. Eksik veya fazla çıkarsa, yarışta aldığınız derece iptal ediliyor, bir de cezalandırılıyorsunuz. BIZIM GENÇLIĞIMIZDE HER ŞEY DAHA ZORDU… Bir de biz başladığımız dönemlerde eski antrenörler, her şeyi kolay kolay anlatmazlardı. Anlatmamaları zaten sizin öğrenme aşamasında her şeye dört elle bağlanmanızı sağlıyor. Çünkü her şey anlatılırsa, “ha, ha” der geçeriz. Ama bu işe kendinizi adadıysanız, biraz daha çaba gösterip, görerek beyninize yerleştiriyorsunuz. Mesela eskiden sahalarımızda yedekçilik vardı. Gelen çocuk iki sene yedekçilik yapar ve seyisliği öğrenirdi. Şimdi o da ortadan kalktı. Seyis sıkıntısı yaşanıyor. Bir de biz eski antrenör ağabeylerimizden birçok şeyin tedavisini öğrendik. Şimdi en ufak bir şeyde hastaneye koşuluyor ve tedaviye gerçekten ihtiyacı olan atlara sıra zor geliyor. Mesela, rahmetli Özdemir Atman, ilaçla sakın atın ayağını yakmayın diye öğüt verirdi. Bir de genç kardeşlerim belki bana kızacaklar ama idmanda atlar çok aceleye getirilerek çalıştırılıyor. Bazı at sahiplerinin, atlarının rekor galop yapması hoşlarına gidiyor. Ben Gazi Koşusu kazandığım Yavuz Star’a yarış hayatı boyunca 1000’ini 6 - 6.5 yaptım çünkü, fazlasını kaldırmıyordu. Mesela Faruk Tınaz Ekürisi’nde iken, West Of Queen diye bir at ile 2100 metre bir yarış koşuyoruz, o yarışa 400 metre sprint ile girdim. Hiç galop yapmadım ve 3 boy önde kazandık. Atı belirli bir noktaya getirdikten sonra her şey galop değil. Tabii, safkanına göre bu durum farklılık da gösterebilir. Önemli olan çalıştırdığınız atı tanımanız ve ona göre hareket etmeniz. Her ata aynı idman verilmez. Hatta, Mümin Çılgın ve Kadir Altınöz’ün yaptırdığı idmanlarda, atın galop yapıp yapmadığını anlayamazdınız. At böyle süzüle süzüle gelirdi. MESLEĞIMIZIN DEĞERINI BILSINLER… Antrenörlük mesleğinin kıymetini iyi bilsinler, kendi saygınlıklarını biraz daha arttırsınlar. Yurtdışında antrenöre verilen değeri ben çok iyi biliyorum. Keşke herkes yurtdışına gidebilse de oradaki uygulamaları görebilse. Ben Faruk Tınaz’ın katkılarıyla İrlanda’da ve Amerika’da incelemelerde bulundum. Kendisine bu vesileyle teşekkürlerimi de sunuyorum. Tabii, yurtdışında antrenörün eline taylar acemilik eğitimlerini tamamlamış geliyor. Burada birçok konuyla aynı anda uğraşmak zorundasınız. Hem maddi, hem tay eğitimi, hem koşan at, hem hastalıklar, yemi, otu, vs… Bunun sonucunda da işine kendini tam veremiyor. DÜNYANIN EN ASIL CANLILARI… Atçılık, dünyanın en gözde mesleklerinden bir tanesidir. Antrenör, seyis ve çalıştırıcı arkadaşlarımız, yaptıkları işin kıymetini bilip, işlerine sarıldıklarından çok daha fazla sarılsınlar. Dünyanın en asil canlısıyla bu işi yapıyoruz. Kendimize baktığımızdan daha fazla ata bakmayı meleke edinelim. Mademki atçılığı tercih ediyoruz, bu nedenle saygıyı atlara duymalayız. İnşallah Türk atçılığı için her şey çok daha iyi olacaktır... Tüm atçılarımızın yeni yılını kutlar, bol şanslar dilerim... 1993 YILI TÜRKİYE JOKEY KULÜBÜ KUPASI... 78. GAZİ KOŞUSU PADOĞU... BEHÇET HOMURLU / SÜHA MUTLU / MEHMET ALİ BEYCAN
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=