2019_Ocak
Haziran 1950 yılında Denizli’de doğdum. Babamın görevi dolayısıyla çocukluğum ve gençliğim İzmir’de geçti. İzmir Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra çok sevdiğim bir branş olan kimyayı okumak için üniversiteye, Ankara’ya gittim. Üniversitenin ikinci senesinde babamı kaybettim. 6 nüfuslu bir aileydik ve ailenin bütün yükü bana kaldı. Bu nedenle okulu bırakmak zorunda kaldım. İş hayatına atıldım, sonrasında büyük bir rahatsızlık geçirerek işten ayrılmak zorunda kaldım ve 6 - 7 aylık bir tedavi sürecim oldu. SAHALARA GELIŞIM… Bu esnada, oturduğumuz mahallede o zamanların ünlü antrenörlerinden Özer Aktemel vardı. Bir de Cemal Kura Ekürisi’nde çalışan Kenan ve Kemal Öztürkan kardeşler ile çok yakındık. Çocukken piknik için gittiğimiz İzmir Şirinyer Hipodromu’na bu sefer çalışmak için gittim. Öncellikle tribünde saat tutmaya başladım. Kısa sürede başarılı oldum, iyi ustaların yanında çalıştım. Örnek vermek gerekirse; Turgut Ünyeli, Dede Yılmaz, Neco Zilcioğlu beni çok kısa sürede beğenip aralarına aldılar ve ilerlememi sağladılar. İki sezon sonra İstanbul’a geldim ve Ali Karakaş ile tanıştım. Kendisinin çok faydalarını gördüm ve çevre edindim. Ankara’dan üniversite yıllarından tanıdığım Yılmaz Baç, Heyecan ve Rehber Mecmuası, Ali Karakaş… Bu mecmualara galop verdik. O zaman tribünde olduğumuz zamanlarda saatçilik daha farklıydı. Beş grup vardı ve herkes kendi çalıştığı bültenlere galopları verirdi. Özellikli olsun diye, kimse kimseye galoplarını önceden göstermezdi. ANTRENÖRLÜĞE ADIM ATTIM… Bir müddet sonra yine Özer Ağabey’in destekleriyle antrenörlüğe adım atmaya karar verdim. Sabahları tribünde saat tutup öğleden sonra da ahırlar bölgesinde edindiğim çevreyle ki bunlar; Cumali Sav, Ziya Tozkoparan… Bir süre sonra Özer Ağabey beni Şükrü Yurteri’ye önerdi. O da beni sıkı bir imtihandan geçirdi ve artık yavaş yavaş antrenörlüğe adım atmış oldum. Antrenörlükte staj evresi olarak değerlendirdiğim, Hüseyin Cesurlar’ın Nisan 1 isimli tayıyla staja başlamış oldum. Daha sonra rahmetli Hasan Adalı’dan çıkma Burçak 2, rekortmen Aslan’ın ana baba bir kardeşi oluyordu ve böylelikle staj devresini de tamamlamış oldum. Sonrasında birebir profesyonel olarak Give God isimli safkanla antrenörlüğe başladım ve birçok yarış kazandım. Biraz daha meslekte pişince, Metin Turgut atlarını bana teslim etti. Uzun yıllar beraber çalıştık. Daha sonra bir süre kadar Oktay Serici Ekürisi’nde çalıştım. Babacan, Alperim, Arapkızı gibi safkanlarının koştuğu zamanda kısa bir süre Ali Tümöz Ekürisi’nde çalıştım. Müthiş Ölçer, Sahra Gülü ve Faruk Tınaz Ekürisi’nde de çalışarak bugünlere kadar geldik. HEDEFLERIME ULAŞTIM… “Bir gün gelecek ben en büyük kupayı kazanacağım.” Allah da bana nasip etti ve Yavuz Star ile Gazi Koşusu’nu kazandık. Bunun dışında çok önemli başka koşuları da kazanmayı başardım. İlk kazandığım kupalı koşu da Give God ile General Saim Önhon Koşusu’dur. Selim Kaya aprantilikten yeni jokeyliğe çıkmıştı. Give God ile de çok iyi uyum sağlıyorlardı ve yarışı kazandık. Metin Turgut Ekürisi’nde Hugo ile TJK Koşusu’nu kazandık. Sweet Mistress ile Çaldıran Koşusu’nu kazandık. Ankara, Mehmet Akif Ersoy, Başbakanlık gibi hemen hemen bütün büyük yarışları kazandık. BENDE HATIRASI VAR… Tabii, bütün büyük atların bir hikayesi vardır. En enteresan olanı da Prince Of Eulleup’un hikayesidir. 4 yaşına kadar sadece bir Maiden kazanmıştı. Safkan bana geçtikten sonra iki yarış koştum ve üçüncü oldum. At çok hoşuma gittiği için Başbakanlık Koşusu’na yazdım. 18 Lira ganyanla gelerek hem büyük bir sürpriz yaptı hem de Maiden’den sonraki ikinci yarışını Başbakanlık ile kazanmış oldu. Geride bıraktığı safkanlar da Annosh, Kurtiniadis, Ribella gibi şampiyonlardı. Tabii kazanmak çok güzel bir şey… Ama kaybettiğim koşularda da hep şunu yaptım, bir saat içinde o koşuyu unutup, önümüze bakmayı hedefledim. Sadece şunu düşündüm; “Nerede hata yaptık?” Bunu bularak, aynı hatalara tekrar düşmemeye çalıştık. 33 TJK’NIN SESİ OCAK 2019 15 KIBRIS BARIŞ HAREKATI... KIBRIS BARIŞ HAREKATI...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=