2018_Aralik

23 TJK’NIN SESİ ARALIK 2018 Türkiye Jokey Kulübünün katkılarıyla, tam yüz yıl sonra okuyucular ile buluşan İhsan Abidin Akıncı’nın kaleme almış olduğu, “Osmanlı Atları” adlı eseri incelediğimizde, Amasya Sancağı’nda o dönem için atların kıymet ve öneminin olmadığı belirtilmiştir. Fakat, Amasya’nın güneyinde yer alan Sivas vilayetinde, yerli Anadolu atlarının güçlü ve metin oldukları, cidago boylarının ise, 1.38 - 1.45 m. arasında olduğu not düşülmüştür. İhsan Abidin Akıncı’nın 1882’de doğduğunu ve Osmanlı Atları adlı eserin de 1917 yılında basıldığını göz önüne alırsak, daha da öncesine gitmemiz gerekecektir... Yıldırım Bayezid’in oğlu Çelebi Mehmet, babası ile Timur arasında geçen savaşta süvari birliklerinin önemini anlayınca, güçlü süvari birlikleri kurma kararı alır. Amasya’da Sancakbeyi olarak görev yaptığı yıllarda, 200 süvariyi, namıdiğer “cündi”leri talimine alır. Bir kısmı kendi adına, bir kısmı da oğlu Murad adına talim yapan bu süvariler bir süre sonra, günümüzde İstanbul’da kalıntılarını görebildiğimiz eserlerin kahramanı olurlar. Amasya’nın çiçek bamyası meşhur olduğu için Mehmed’in takımı Bamyacılar, Merzifon’un da lahanası meşhur olduğu için Murad’ın takımı da Lahanacılar adını alır. Bu iki süvari birliği arasında yaşanan rekabet, atlı cirit dışında atlı güreş, atlı okçuluk, top, mızrak ve labut atma gibi müsabakalarla sınanır. Bu müsabakaların, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u aldıktan sonra yaptırdığı Topkapı Sarayı’nın çevresinde düzenlendiği bilinmektedir. Yine Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük oğlu olan Şehzade Mustafa’nın, 1538’de Amasya’ya Vali olduğunu ve bu görevi 1553’e kadar sürdürdüğünü biliyoruz. Şehzade Mustafa, bu dönemde hem halk hem de şehrin ileri gelenleri tarafından çok sevilmiştir. Fakat, Şehzade Mustafa Konya’yı ziyareti sırasında öldürülür. Şehzade Mustafa’yı çok seven ve bu duruma çok üzülen başta Amasya halkı ve ileri gelenleri ile askerler, Kanuni Sultan Süleyman’a gücenirler. Kanuni Sultan Süleyman, bu üzücü olay yaşandıktan sonra, 1554 yılında çıktığı İran seferi dönüşünde Amasya’ya gelir ve 7 ay 22 gün burada kalır, devleti de buradan idare eder. Halkın bu üzüntüsünü gidermek amacıyla da bir yıllık vergiyi affeder, tımarlı sipahileri de terhis eder. Bu bilgiden hareketle, Amasya’nın Şehzade Sancağı olduğu dönemde, bu coğrafyada tımarlı sipahilerin var olduğunu görüyoruz. Tarihi kaynakları incelediğimizde, Yörgüç Paşa’nın Beylerbeyi olduğu dönemde (1422 / 1435), Amasya’nın Sivas, Tokat, Çorum ve Samsun sancaklarından müteşekkil bir vilayet olduğunu ve bu dönemde “Rumiyye Vilayeti” olarak adlandırıldığını görmekteyiz. Daha sonraki süreçte, tımarlı sipahi sisteminin bozulduğunu ve gelişen teknoloji ile birlikte, hafif süvari birliklerinin işlevlerini kaybettiği bilinmektedir. Tarihsel süreç içinde, tımarlı askerlerin tımarlarına, hasılatına el konulmuş ve devamında da bu birlikler tasfiye edilmiştir. BAMYACILAR VE LAHANACILAR TAKIMLARI CİRİT OYNARKEN...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=