2018_Aralik
13 TJK’NIN SESİ ARALIK 2018 var, onunla çıktık yola. Vardığımızda, rahmetli Atilla Özsoy da orada, oturduk, köfte yedik, atlar önümüzde dolaşıyor derken, “Bu kadar geldin bir at al” dediler. “Yahu ne yapacağım, nereye koyacağım” dedim. Israr ettiler derken, ben Öztay’ı aldım. Dolaşmaya gittiğim yerde bir anda Arap atı aldım. Neyse, sohbet devam ediyor, “Bir tane ile olmaz, yalnız kalır, bir tane daha al” dediler. Ben yine yok olmaz derken bir tanesine daha arttırma yaptım. O da çok yükselince arttırmayı bıraktım, iki tane daha vurdular ve satıldı. Sonra atçılardan bir tanesi geldi, “Arek Ağabey hayırlı olsun” dedi. Ben de daha önceki aldığıma diyor zannettim. Meğerse benim arttırmadan vazgeçtiğimi görünce o arttırıp almış. “Tay senindir” dedi ve onu da almış oldum. Arap atçılığımız da böylece başlamış oldu. Şimdi 5 tane anne, 7 - 8 tane de tay var. Özhaber’le Cumhuriyet’i kazanıp, Kafkaslı, Turbo gibi şampiyonları geçtik. Kardeşi Güntay’a da bu sene 115 tane aşım talebi var. Tulyad da benimdi, daha sonra haraya verdik. Tulyad da Tamerinoğlu’nun babasıdır. İTHAL ŞARTNAMESI… Benim her zaman dile getirdiğim bir konu var, İthal Şartnamesi diye bir anlamsızlık olmaz. 150.000 Euro’luk at Türkiye’ye giremiyor, 2.500 Euro’luk at Türkiye’ye girebiliyor. Şimdi, bu cümle zaten her şeyi açıklıyor. Bunun yıllardır düzenlenmemesi ve ele alınmaması da ayrı bir tartışma konusu. Bu şartnameyi hazırlayanlar kim? Bu şartnamenin içeriğinin ne anlama geldiğini anlayan var mı? Yoksa, aman dokunmayalım böyle gelmiş böyle gider mi, deniyor? Atçılığın ileri gitmesine katkı sağlayacak unsurlardan bir tanesi de bu şartnamenin düzeltilmesidir. GEÇMIŞTEN BUGÜNE ATÇILIĞIMIZ… Sayısal olarak çoğaldık. Yani hem atlarımız hem at sahiplerimizin sayısı arttı. Atların kalitesi olarak, geçmişten günümüze bir ilerleme göremiyorum. Hipodromlarımızın sayısı arttı, atçılığımız gelişti ama at neslinin kalitesi olarak aynı yerdeyiz belki de bir parmak gerideyiz. Çünkü, biraz önce de söylediğim gibi, parası olup da doğru düzgün kısrak getirecek olanlar, almak istediği atı da getiremeyince, kaçınıyorlar. Bir düşüş de aygırlarda var. Eskiden Jokey Kulüp kendi aygırlarını kendisi ithal ediyordu. Benim yönetimlerde bulunduğum zamanlarda da 3 - 5 milyon Dolarlık aygırlar geldi. Bunlar ile çok iyi neticeler alınıp, çok kaliteli atlar üretildi. Dubai’ye gidip başarılı olan atların baba kısmına bakarsanız (tabii annede çok önemli), ciddi aygırların yavruları olduğunu görürsünüz. Şimdi Jokey Kulübü bir süredir bu işi durdurunca piyasaya, kalitesi tartışılır, hem ithal hem koşup aygır olmuş atlar çıktı. Yani neticede yarış yapılacak malzeme var. Ama kalite sorduğunuz zaman ben duruyorum. Çünkü, yetiştirdiğimiz atların uluslararası yarışçılık ile baş edecek seviyede mi diye sorarsanız? Müsbet cevap vermekte zorlanırım. YURTDIŞINA AÇILMALIYIZ… Yalnız atçılık konusunda değil, her konuda yurtdışına açılım göstermeliyiz. Tabii ki atçılığımızın da açılması lazım. Bugün dışarıya açılabilecek seviyede miyiz derseniz, o konuda tereddütlerim var. Aslında burada yaptığımız Uluslararası Koşular bizim seviyemizin cevabıdır. Atçılığımız eskiye nazaran gelişti mi diye sorsanız, bu koşuların sonuçlarını gösteririm. Gelişim göstermek zorundayız. ASLI ÜYELIĞIM… Her akşam Kulübe gelen, eli ayağı düzgün, kravatını boynundan eksik etmeyen bir adamdım ve biz o zamanlar bugünkü ortamlardan farklı bir hayatı yaşıyorduk. Cemal Kura, Basri Karabucak, Kenan Binak, Özdemir Atman gibi bir sınıf vardı. Mesela ben Kulübe akşam geldiğimde onlar, “Çek bir sandalye otur” demeden yanlarına gidip oturmazdım. Neyse, “Gel seni Asli Üye yapalım” dediler. Benim böyle bir merakım da yok, fakat çokça söylenince, “olur” dedim ve müracaatımızı yaptık. O zaman Genel Kurul Ankara’da yapılıyor. Rahmetli Avram Barokas, “Her ihtimale karşı geri çekme mektubu yaz, cebinde bulunsun” dedi. Neyse gitmiş havayı beğenmemiş ve müracaatımı geri çekmiş. Hatta herkes, “Niye müracaatını geri çektin, seçilirdin” dedi. Ben de “Avram Barokas’ı yetkili kıldım, o öyle uygun görmüş” dedim. Bir sonraki seçimler İstanbul’da yapılıyordu, ona başvuruda bulundum. Herkes dedi ki, “Senin ganyanın 1.05 Lira, kesin seçileceksin.” Tam rakamı hatırlamıyorum, 11 kişi seçildi, iki kişi kabul edilmedi, bir tanesi de bendim. Tabii olabilir, neticesinde 1.05 Lira ile gelemeyen atlar da çok… Demek ki yeterli görmediler. Bir sene boş geçtim, sonraki sene tekrar başvuruda bulundum ve kabul edildim. Ben yapı olarak her şeyi iyi yapmaya çabalarım. Atçılığımızı yaptık, 3 defa Yönetim Kurulları’nda bulundum. Rahmetli Hazım Gözlükçü ile en güzel dönemlerimizi geçirdik. Can kardeşim Dinçer Cebeci’nin Genel Sekreterliği’nde de çok güzel yıllar geçirdik. HASAN ADALI AREK KUYUMCİYAN CELALETTİN ALKAN AREK KUYUMCİYAN
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=