2018_Agustos
19 TJK’NIN SESİ AĞUSTOS 2018 yıllarda birçok Açık Yarış kazandık. Fakat onun şanssızlığı, koştuğu yılların tam da ihtilal dönemine denk gelmesinden dolayı bir kaç yıl kupa yapılmamasıydı, bu nedenle birçok koşusunda kupa alamadık. Serhanbey 8 yaşına kadar koştu, yalnız kum ağırlıklı yarışırdı. Özellikle İzmir’de bütün Açık Yarışları kazandı. O yıllarda esas büyük koşular, İstanbul’un çim pistinde yapılırdı. Şimdiki gibi büyük kum yarışları yoktu. Olsaydı, Serhanbey çok popüler bir safkan olurdu. Yarış hayatı bitince aygır olarak TİGEM istedi ve onlara verdim. AKNASIP... Sonraki yıl, kızım Dame De Sion’da voleybol oynarken, onun maçları için Eskişehir’e gittik. Şimdiki Mahmudiye, o zaman Çifteler Harası’na uğradık. Çocuklar koşup bana, “Baba, bu at çok güzel” diye geldiler. Bir baktım Satvet tayı ama bunu zor alırız dedim. Enteresandır, o tayı deforme satışlarına koydular ve duyar duymaz açık arttırmaya gittim. Orada arttırdık ve yüksek de bir fiyata aldık. O tayımız da Aknasip oldu. 1986 yılında bize TBMM Koşusu’nu kazandırdı. O yarışa Meclis Başkanı Necmettin Karaduman ve birkaç tane milletvekili geldi. Onlarla o gün sohbet ederken, Jokey Kulübü Yönetimiyle de tanışmış oldum. Bana neden kulübe gelip gitmediğimi sordular. Hatta o dönem “Sosyal Azalık” vardı. Asli Üye olmadan önce “Sosyal Aza” olunuyordu. Önce onu oldum, sonra da 1990 yılı seçimlerinde, Kulübe Asli Üye seçildim. 1991 yılında Kulüpte Denetçilere seçildim. 1993 yılında Hazım Gözlükçü’nün Başkan olduğu yönetime girdim. Sonra da birçok yönetimlerde görev aldım. EMIROĞLU... Yine ben her yıl yapılan Arap atı satışlarına iştirak ediyordum. Bir satışta, Aknasip’in anneden kardeşini almak istiyordum. Bir iki tane taya işaret koydum. Hatta birisi diğer alıcılara benim o tayı almayacağımı söylemiş, öyle olunca Süleyman Sırrı Turhan arttırmaya başladı. Tabii benim haberim de olmadığından başka tarafta bende arttırmaya devam ediyorum. Sonra birisi geldi, “Bırak arttırmayı almayacağım demişsin” dedi ve böyle bir şey olmamasına rağmen arttırmayı bıraktım. Ben de başka bir tay aldım ve o tay da Emiroğlu oldu. Demek kısmetimiz oymuş. Emiroğlu bizim aile ismimizdir. İşin enteresan tarafı Serhanbey’e bakan seyisim Hasan, Aknasip’e ve sonra da Emiroğlu’na baktı, hepsiyle de başarılı oldu. 1991 yılında da Emiroğlu ile TBMM Koşusu’nu kazandım. ÇIFTLIĞIMI KURDUM... TBMM Koşusu salya sonucunun gelmesini beklerken bir arkadaşım geldi ve gözün aydın salyalar gelmiş dedi. O anda kendi kendime düşündüm ve bugüne kadar bu atların kazandığını hep yedik, bu paraya dokunmayacağım dedim ve Pansiyon Haraya yakın olsun diye, Akmeşe’den bir yer aldım. Orayı aldıktan sonra kısrak lazım oldu ve Ahmet Tokdemir’den yarış hayatı çok parlak olan Lady Sera’yı almak istedim. Önce vermek istemedi fakat sonradan iyi bir fiyata razı ettim. Doğrusunu isterseniz, Lady Sera’dan kendisi kadar parlak bir tay alamadık. Ama bize çiftliği kurdurmuş oldu. Hala da oradan gelen taylarımızı koşturuyoruz. UNUTAMADIKLARIM... O yıllarda Asya Yarışçılık Konferansları, Hong Kong, Singapur, Malezya’da yapılıyor ve konferans bir hafta sürecekse Kulüp bir gezi programı hazırlıyor ve bize de sunuyordu. Yıllarca biz kendi paramızla bu organizasyonlara iştirak ettik. Muammer Kitapçı bizi Rusya’da yaptığı inşaatlara davet etti, iki defa onlara katıldık. Grup seyahatleri çok keyifli olur. Hazım Gözlükçü’nün yönetimindeyken üç defa beni aygır komitesine yazdılar. O yıllarda aygıra ayrılan para çok cüzi idi. İngiltere’deki satışlardan Sun Music ve Palace Pageant isimli iki aygır aldık. Daha sonraki yıllarda iki dönem daha komitede yer aldım. GELIŞIYOR MUYUZ?.. Atçılığımızın gelişmekte olan yanları var fakat istediklerimizi yapamadık desem yeridir. Mesela yurtdışına gittiğimiz zaman onların antrenörlerini ve seyislerini gördük. Biz de bunları ülkemize taşıyabilir miyiz? Dedik ve her yönetim de bunu yapmak istedi fakat, bir türlü bunu başaramadık. Bunun en büyük nedeni, biz kendimizin yaptığının daha doğru olduğunu düşünüyoruz. Şimdi yeni yeni gelişimler gösteriyoruz. BILMEDIKLERIMIZ ÇOK... 1987 yılında Atçılık Konferansı’na giderken bir jokeyimizi de götürdük. Hatta Hasan Saydam’da vardı, o da ona tercümanlık yapıyor. Jokeyimizi ilk gün bir yarışa bindirdiler. İkinci gün tekrar Hasan Saydam uğraşıyor bir yarışa daha bindirmek için, hepsi “No! No!” diyorlar. Sonradan öğrendik ki, onların jokeyleri kırbacı vururken vücut yapılarını bozmuyorlarmış, oysa bizimki bütün vücudunu döndürerek ata kırbaç vuruyormuş. Gerçekten de biz yarışı izlerken 15 tane jokeyin içinde bizimkini ayırt edebiliyorduk. Neyse, sonrasında bizim jokeyimize dedim ki, “bak bunlar daha değişik biniyorlar. Ne diyorsun?” O da, “Hayır ağabey, bizim binişimiz daha doğru olan” dedi. Ondan sonraki yıllarda Süleyman Akdı yurtdışına gidip geldi ve bana dedi ki, “Ercan Ağabey biz burada hiçbir şey bilmiyormuşuz. Bana sıklet merkezi diye bir şey öğrettiler, atın ne kadar ön tarafında olursan, o kadar sağlıklı ve faydalı oluyormuş.” Bak mesela Süleyman onların daha doğru bindiğini kabul etti ve kendini daha ileriye taşıdı. İDMANLARIMIZ YANLIŞ... Mesela bir şey daha anlatayım size, bu Uluslararası Koşular’da, 1200 - 1600 metrelerde kazandık veya tabelaya girdik. Ama 2400 metrede kazanamadığımız gibi tabelaya bile çok nadir girebildik. Sebebi idman şeklimiz. Biz atlarımızı hep kısa mesafeye uygun olarak idman yaptırıyoruz. YENILIKLER YAPTIK... Biz sahalarımızı da geliştirmek için elimizden geleni yaptık. Mesela Amerika’ya gidip incelemelerde bulunduk ve sanıyorum ki 1998 yılında içinde elyaf olan sentetik pisti getirdik. Hatta o dönem Amerika’dan bu işin uzmanını Türkiye’ye getirdik. Eskiler bilirler, yağmur yağdığı zaman atlar hep çamur içinde kalırlardı. Cemal Kura, Muammer Kitapçı pistlerimizi düzeltmek için çok uğraştılar. Bu Amerika’dan gelen kişi bazı karışımlar ve drenaj sistemi yaptı. Hatta bizden çeşitli kum numuneleri istedi ve biz de hazırladık. Şile’den gelen numuneyi çok beğendi. Gerekli karışımları yaptı ve hiç unutmuyorum, 1999 senesinin Şubat ayında seçim oldu. Ömer Faruk Girgin Başkan seçildi ve sentetik pistin açılışı onlara kısmet oldu. Daha sonrasında da, yanılmıyorsam 2008 yılında farklı bir sentetik pist yapıldı ve halen bu iki pistimiz de verimli bir şekilde kullanılıyor.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=