2026_Eylul

m Önceleri İngiltere’de at koşturmak gibi bir niyetim yoktu. Kızlarım İngiltere’de eğitim gördükleri dönemde onları sık sık ziyaret ediyordum. Bir gün Tattersalls’da Breeze Up satışları vardı. Oradan oldukça hesaplı bir at satın aldım ve adını Gifted Apakay koydum. Başlangıçta amacımız kızlarımın sadece ata binmeleri ve atlarla ilgilenmeleriydi. Sonrasında Gifted Apakay’ı yarışlarda koşturmaya karar verdik. İkinci yarışında çok güzel bir Maiden kazandı. Bu da hepimizi son derece mutlu etti. Ancak yarışın ertesi günü gazetede okuduğum bir haber, benim için bambaşka bir sürecin başlangıcı oldu. Haberde, “1683’ten, Viyana Kuşatması’ndan bu yana ilk kez bir Türk atı Avrupa’nın ortasına, İngiltere’ye girdi” şeklinde bir ifade kullanılıyordu. Bu cümle özellikle dikkatimi çekti. Viyana konusu, biz Kırım Tatarları için de oldukça hassas ve tarihi bir konudur. Gazete, 1683 Viyana Kuşatması’ndan sonra ilk kez bir Türk’ün, deyim yerindeyse onların radarlarına yakalanmadan İngiltere’de bir yarış kazandığını söylüyordu. Ben de kendi kendime, “Nedir bu olay? Gerçekten burada önemli bir hikâye mi var?” diye düşünmeye başladım. Türkiye Jokey Kulübü yayınlarının önemli hizmetlerinden birinin, Jeremy James tarafından kaleme alınan Türk Atı kitabı olduğunu düşünüyorum. Biz “İngiliz atı” diyoruz; ancak İngilizlerin kendi tarihlerini araştırdığınızda onlar da “Türk atı”ndan söz ediyor. Bu konu benim çok ilgimi çekti. Eğer bir Maiden galibiyeti bile İngiltere’de bir gazetenin sayfalarında 1683 Viyana Kuşatması’na kadar götürülüyorsa, burada mutlaka üzerine gidilmesi gereken bir hikâye vardır diye düşündüm. Böylece, atçılığın merkezi olarak kabul edilen İngiltere’de, Viyana’nın ötesine geçerek Türk atçılığını temsil etme fikri kafamda oluşmaya başladı. “Bir marka yaratmamız lazım” dedim. Yabancılar bir Türk atından bahsediyor ve konuyu Viyana’ya kadar götürebiliyorsa, bunu daha ileriye taşımamız gerektiğine inandım. m Çok uzun bir süre geçmeden Allah, Native Khan gibi bir atı bizlere nasip etti. Native Khan, İngiltere’de Klasik bir yarışta koşan ilk Türk at sahibinin atı oldu. Onunla çok önemli ve güzel başarılar elde ettik. Bu başarıları yaşadıkça aslında çok daha büyük bir gerçeği fark ediyorsunuz: Bunlar, bizim ve atalarımızın yetiştirip ortaya çıkardığı atların devamı. At koşturmak dışarıdan göründüğü kadar basit bir iş değil. Çok geniş bir ekiple, son derece organize çalışmanız gerekiyor. Native Khan açıkçası bizim de önümüzü fazlasıyla açtı. Sabır isteyen bir işin içine girmiştik. Karşınızdaki eküriler çok büyük; kendi aygırları, kısrakları ve çok yüksek bütçeli satın alımları var. Bu süreçte dünyanın en önemli antrenörleriyle tanışma fırsatım oldu. Bunlardan birisi de Sir Henry Cecil’di. Sir Henry Cecil’in benden at kabul etmesi benim için çok özel ve ilginç bir deneyimdi. Kendisi bana, “Bu atların kökü Türklerden geliyor. Siz aslında bu işin en iyilerindensiniz. Türkler, Osmanlı’dan bu yana atçılık konusunda çok iyiler” gibi sözler söylerdi. Tarihe de çok meraklı bir insandı. Öte yandan, daha önce hiçbir Türk’ün atını antrene etmediğini de özellikle belirtmişti. Atlarımızın idmanlarıyla ilgilenecek olmaktan dolayı mutlu olduğunu söyledi ve böylece kendisiyle çalışmaya başladık. Sir Henry Cecil ile Grup seviyesinde yarış kazandık. Aynı dönemde kendisi, Khalid Abdullah’ın şampiyon atı ve bugün tüm dünyanın tanıdığı Frankel’i de antrene ediyordu. Native Khan ile Frankel aynı jenerasyondaydı ve birbirlerine karşı yarıştılar. Bugün birçok kişi Sir Henry Cecil’in son Grup yarışını Frankel ile kazandığını düşünür. Oysa öyle olmadı. Kızım Pınar’ın evlilik hazırlıkları yaptığı dönemdi. Sir Henry hastalığı nedeniyle düğüne katılamamıştı. Ancak Pınar’a bir hediye vermek istediğini ve onun için bir yarış seçtiğini söyledi. Tam kızımın evlendiği saatlerde, Sir Henry Cecil’in seçtiği Grup yarışını atımız İrlanda’da kazandı. Birkaç gün sonra da Sir Henry Cecil’in vefat haberini aldık. Allah rahmet eylesin. Ondan çok şey öğrendim. Bana sürekli, “Sadece at satın alarak kafandaki projelerin tamamını gerçekleştiremezsin. İyi anne hatları bulman ve onları doğru şekilde eşleştirmeyi öğrenmen gerekir” derdi. Glacius'un kazandığı G1 Saratoga Derby sonrası kupa töreni. 64 • www.tjk.org • RÖPORTAJ •

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=