m 1959 yılında İzmit’te doğdum. Evliyim; dört çocuk ve dört torun sahibiyim. Uzun yıllar nakliyecilikle uğraştım. Yaklaşık 40 yıldır transport sektöründeki faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. 1989 yılında ise sanayiciliğe adım attık. Bugün ağırlıklı olarak kimya sanayisinde faaliyet gösteriyor, sanayicilik çalışmalarımızı bu alanda sürdürüyoruz. Bunun yanında at yarışçılığı ve inşaat gibi farklı sektörlerde de çalışmalarım devam ediyor. Aslen Kırım kökenli, Kırım Tatarı bir ailenin ferdiyim. Kırım’a olan bağımız, bizim için yalnızca bir köken meselesi değil; aynı zamanda kültürel ve tarihi bir sorumluluk. Bu nedenle uzun yıllar Kırım’la ilgili dernek ve federasyon yapılanmalarında aktif olarak görev aldım, çeşitli kuruluşların hayata geçirilmesine katkı sundum. Bugün iş hayatının yanı sıra farklı alanlarda da sorumluluklar üstleniyorum. Türkiye’nin ilk Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin başkanlığını yürütüyorum. Geçtiğimiz Nisan ayından bu yana İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin Başkanlığı görevini de sürdürüyorum. Ayrıca Kocaeli Deniz Ticaret Odası Şubemizin Meclis Başkanlığı görevini yürütüyorum. Önümüzdeki dönemde ise bazı görevlerimi devrederek daha fazla zamanımı atçılığa ayırmayı arzu ediyorum. Atçı, yetiştirici, Türkiye Jokey Kulübü Asli Üyesi ve Aracı Ekürisi’nin kurucusu Vefa İbrahim Aracı, Glacius adlı tayıyla Amerika Birleşik Devletleri Saratoga Hipodromu’nda koşulan Grup 1 Saratoga Derby’yi kazanarak, bu seviyede yarış kazanan ilk Türk at sahibi oldu. m At sevgisinin ve atlara olan ilginin genlerimize işlediğini söyleyebilirim. Çocukluğum atlarla iç içe geçti. Tarlalara, bahçelere atlarla gidip gelirdik. İzmit’te yaşadığımız evin yakınında pazar kurulurdu; insanlar atlarıyla pazara gelir, alışverişlerini yapıp yine atlarıyla dönerlerdi. Ben de köylülerin atlarını alır, bağlar ve binerdim. Dolayısıyla çocuk yaşlardan itibaren atlara karşı büyük bir ilgim vardı. Kızlarımın da ata binmesini çok istiyordum. Türkiye’de eğitimleri devam ederken onları atlarla tanıştırmaya ve bu sevgiyi onlara da aşılamaya başladım. Daha sonra eğitimleri için İngiltere’ye gittiklerinde, onlara bir engel atlama atı aldım. Böylece at binmeye başladılar. Aslında atçılığa geçişimiz de bu şekilde olmuş oldu. Atlarla olan bağımızın bir başka boyutu da aile geçmişimizden geliyor. O yıllarda ülkemizde nakliyeciliğin bir bölümü hâlâ atlarla yapılırdı. Rahmetli babam da iş hayatına nakliyecilikle başlamıştı. İzmit merkezin dışındaki bölgelere at arabalarıyla taşımacılık yapardık. Bu işi yapan yaklaşık 70-80 at arabamız vardı. Dolayısıyla çocukluğumdan itibaren hayatımın önemli bir parçası atlar oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, at sevgisinin ve atlara duyduğumuz merakın içimize ne kadar derinden işlediğini daha iyi anlıyorum. Libertango'nun Ascot'ta kazandığı G3 Albany Stakes sonrası Vefa İbrahim Aracı ve ekibi. 63 Türkiye Jokey Kulübü • • RÖPORTAJ •
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=