Yavuz Sarıkaya o start anında neler yaşamış olabilir? Koşuyu babasıyla birlikte izleyen Levent Sarıkaya için de unutulmaz bir gün; - Ben çocuktum ama at yıkıldığı andan bir tek şey hatırlıyorum. Babam önce; [Ekrem’e ne oldu] dedi ve onun yanına gitti. Bir süre sonra geri döndü ve ata bakmak için ahıra gittik. Ben bir şey anlamadığımdan, at bana çok da kötü görünmüyordu. Babama: - Ne yapacağız? Diye sordum. - Şimdi belli olmaz ama iyileşmezse Gazi Koşusu’nu koşmayacağız… Sonrasını Yavuz Sarıkaya’dan dinleyelim: - Ben at sahibiyim. Böyle durumlarda ne yapılacağını bilmem, tecrübem yok. Atı hemen Veteriner Ali (Akşit) Ağabey’e gösterdim; - Yavuz atın durumu kritik. Gazi Koşusu da var ve bu at o yarışta olmayı hak ediyor. - Ali Ağabey benim için önemli olan tek şey atım. Gazi Koşusu’nu boşver. Bu tay, bana olan vazifesini bu güne kadar fazlasıyla yaptı. Şimdi sıra bende. - O zaman bu at 3 gün ahırdan çıkmasın, mikrop kaparsa başımıza büyük iş açılır. Sonra bakıp, karar veririz. Dedi. Uğurtay’ın iki antrenörü vardı. Biri İsmail Tokgöz, diğeri Mahmut Doğan. Yavuz Sarıkaya’nın ilk talimatları onlaraydı; - Duydunuz değil mi? At ahırdan çıkmayacak, sahaya gitmeyecek. Altı temiz olacak… Ben, Uğurtay’ın Gazi’yi koşamayacağına kendimi alıştırmaya başlayıp, durumu aileme de söyledim; - Bu at bize her mutluğu yaşattı ve görevini fazlasıyla yaptı. Mutlaka Gazi’de koşacak diye bir şey yok. Biz bu koşuyu unutalım… EKREM’LE YOLLAR AYRILIYOR Yaşanan salgın nedeniyle, Sait Akson ile Gazi Koşusu’nun arası 15 güne indirilmişti. Uğurtay 3 gün ahırdan çıkmayacak, sonrası meçhul… Gazi’yi koşamamak, hiç de ufak bir ihtimal olarak gözükmüyor. - Canım sıkılmıştı, ertesi gün yarış yerine biraz geç geldim. Ahıra doğru giderken yolda karşılaştığım bir arkadaşım: - Yavuz, at nasıl? - Atı ne soruyorsun? Nasıl olacak, ahırda yatıyor… - Dalga mı geçiyorsun? Bu sabah Ekrem’le çalıştı; ben gözlerimle gördüm. - Şaşırmıştım… Hemen antrenörümüz İsmail Tokgöz’ü buldum. - İsmail, sabah at çalıştı diyorlar, doğru mu? - Evet Yavuz Bey… Sabah Ekrem ahıra geldi; ata bir de ben bakayım dedi. Beğendi ve bütün mesuliyeti ben alıyorum diyerek atı çalıştırdı. - Kardeşim bu ahırın patronu ben miyim; yoksa Ekrem mi? - Çok sinirlendim ve iki antrenörü birden gönderip, Ekrem’le de yollarımı ayırdım… Üç gün sonra atı yeniden Ali Abiye gösterdim. Büyük favori, o da koşmayın diyemiyor. Doğrusu Gazi’de koşmayı hiç düşünmüyordum. Bu arada ağabeyim, antrenör Emrullah Alkan’la sözleşme yapmış. Bana da ısrar ederek Uğurtay’ın Gazi Koşusu kaydını o yaptı.” Yavuz Sarıkaya o gün verdiği Ekrem Kurt’la yolları ayırma kararından dönme şansını yakalamış ama kullanamamış. Ok yaydan çıkmış bir kere… - Sadık Eliyeşil tarif edemeyeceğim kadar beyefendi bir insandı. Bu olaylar yaşanırken bana; [Bu akşam Ekrem ve Mümin (Çılgın) ile birlikte yemeğe gideceğiz sen de gel.] Dedi. Ne ile karşılaşacağımı bilmediğim için teklifi kabul etmedim. Sadık Bey’in de Gazi koşabilecek iki atı, (Flore ve Makita) vardı. Sonradan öğrendim ki, Ekrem’in bizim atta çok hakkı olduğu için Uğurtay’a, Mümin Çılgın’ın da kendi atlarına binmesini isteyecekmiş. Ben bunu tahmin edemedim. Mümin de gelecek deyince… Ben de Gazi’de Mümin’i bindirmeyi düşünüyorum... Hani “olacağın önüne geçilmiyor” deriz ya, bu da öyle bir şey. Yavuz Sarıkaya, unutulmayan bu olaya ilişkin özeleştirisini de şöyle yapıyor; - Gazi Koşusu’nda Uğurtay’a binmek Ekrem’in hakkıydı... Uğurtay 45 Türkiye Jokey Kulübü • • O BİR EFSANE •
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=