2019_Eylul

12 TJK’NIN SESİ EYLÜL 2019 S.O. : Olabilir. Şimdi bu yazıda geçen “Close Breeding” terimi, günümüzde “Inbreeding” olarak tabir ediliyor. Tabii, 1957 tarihinden günümüze kadar, atçılıkta bunun gibi birçok tanım değişti. Zaten atçılıkta her şey moda, bir şekilde zaman ile değişiyorlar. Close Breeding denilirken, Inbreeding olarak tabir ettiğimiz ilk 4 jenerasyondaki akraba eşleşmesi kastediliyor. Zaten birçok atçımız bu terimleri biliyorlar. 5 ve 5’ten sonraki jenerasyonlar için ise Line Breeding terimi kullanılıyor. Artık o noktadan sonra da bir soy hattı olarak isimlendiriyoruz. O yıllarda bu terim de Close Breeding olarak adlandırılmış. D.T. : Biraz daha farklıymış diyelim, her şey gibi… Bu da zaman içinde her şeyin geliştiği, ilerlediği ve değiştiği anlamına geliyor. S.O. : Günümüzde herhangi bir yetiştiriciye Close Breeding desem, muhtemelen bana “Neyden bahsediyorsun?” diye sorar, ama Inbreeding dediğimde hemen neyi kastettiğimi anlar. D.T. : Şimdi, bir sayfa daha çevirdiğimde, duayen atçılarımızdan rahmetli Sait Akson’un bir yazısını görüyoruz; “Hyperion”. Hyperion adlı aygır, günümüzde de söz sahibi olan aygırlardan bir tanesi. S.O. : Tabii, hat olarak öyle olduğunu söyleyebiliriz. Jenerasyon olarak iyice geriye gitti ama hat olarak öyle bahsedebiliriz. D.T. : Hat olarak bahsedebiliriz. Aslında ben şunu söylemek istiyorum, tabii yıl 1957. Yani, şu anda birçok pedigri analistinin bahsettiği Northern Dancer’ın doğmasına daha 4 yıl var. Doğal olarak, bu yıllarda bahsedilen çok farklı jenerasyonlar, çok farklı atlar var. Bunların en başında da Hyperion geliyor. Biraz bize Hyperion ve Hyperion gibi Northern Dancer klasmanında kan hattını taşıyabilen aygırlardan kısaca söz edebilir misin? S.O. : Tabii, kendi yazmış olduğum “Sadun Oktav ile Pedigri Sohbetleri” adlı kitabımda Hyperion ile ilgili konuyu biraz okuyabilirim. Hyperion, 1930 - 1960 yılları arasında yaşamış ve 17’nci Earl Of Derby tarafından yetiştirilmiş şampiyon bir aygırdır. Annesi onu dünyaya getirmeden bir sene önce boş kalmış. Babası Gainsborough, hatta programdan önce senin çalışmana bir göz atmıştım, birazdan da bahsedeceğimiz St. Simon ile bir akrabalığı da var. Tabii, şampiyon aygır olunca, insan ister istemez, “Hangi şampiyon oğulları var?” diye de soruyor. Hyperion Hattı’nın şampiyon oğullarından Heliopolis, Alibhai Khaled, Owen Tudor, Aristophanes’i sayabiliriz. Hyperion, İngiltere’de 1940, 1941, 1942, 1945, 1946 ve 1954 yıllarında lider aygır olurken, 4 defa da lider kısrak babası unvanını almıştır. 176 adet Stakes galibinin kısrak babası olmuştur. Nearctic, Citation, Alycidon bunlardan bazılarıdır. Yani, esasında az önce Northern Dancer’dan bahsettin. Northern Dancer’ın pedigrisini incelediğimizde, bu aygırın babasının anne tarafında Hyperion’u görüyoruz. Okumaya devam edelim: Hyperion’un ülkemiz yarışçılığına İngiltere’den ithal edilen 2 oğlu ile büyük katkısı olmuştur. Nitekim, o mecmuaları incelersek bu oğullara da rastlarız, bunlar Cihangir ve Caerlaverock’dur. Görüldüğü gibi yine ülkemize bağlanıyor. Günümüz atçıları biraz bu konuya uzaklar ama aygırın kendisi İngiltere’de olmasına rağmen, Hyperion Hattı bugün Avustralya atçılığında çok önemli bir yere sahiptir. Oralara kadar gitmiştir. Avrupa ve Amerika’yı bir kenara bırakalım, ta Avustralya’ya kadar gitmiştir. D.T. : Tabii, Avustralya’daki yarışçılık da bir nevi İngiltere’den sonra başlayan bir yarışçılıktır. S.O. : Tabii ki öyle ama Hyperion’un özellikle orada başarılı olması da enteresan. D.T. : Şubat 1957’de yayınlanan Yarış ve Yetişricilik Mecmuası’na geçtiğimizde, biraz evvel senin de bahsettiğin aygır St. Simon ve “Inbreeding’in Yetiştiricilikteki Mühim Rolü” adlı yazı ile karşılaşıyoruz. S.O. : St. Simon üzerine yapılan Inbreeding mi? Yoksa genel olarak Inbreeding mi? D.T. : Burada, “Inbreeding’in Yetiştiricilikteki Mühim Rolü” başlıklı bir yazı kaleme alınmış ve St. Simon’dan bahsedilmiş. Biz programımızda birçok aygırdan bahsediyoruz ama St. Simon biraz daha eskide kalmış gibi… S.O. : Demir’ciğim az önce konuştuğumuz Close Breeding, burada Inbreeding olarak bahsedilmiş. St. Simon biraz eskide kaldı. 4000 metre mesafeli yarışlarda üst üste birincilikler kazanmış bir safkan. Bu birincilikler arasında 20 furlong olan yani 4000 metrelik Ascot Gold Cup da var. Demir’ciğim St. Simon’ı Tesio’nun aygırı Ribot’da görebiliyoruz, Tesio gibi dünyaca ünlü bir yetiştiricinin atlarının kan hattına bakıldığı zaman, St. Simon üzerine kurmuş olduğu Inbreeding’leri görürüz. Esasında, atlara güç ve mukavemet veren bir orijin özelliği taşır. D.T. : O zaman, buradaki amaç tamamen Stamina (Dayanıklılık) diyebiliriz. Direkt olarak Derby’ye yönelik bir yetiştiricilik söz konusu değil mi? S.O. : Aynen öyle diyebiliriz. Bunlar çok güzel konular. Ben burada şunu görüyorum; senin bana sorduğun sorulara biraz göz gezdirdiğimde, 1950’li yıllarda bu yazıları kaleme alanlar, yetiştiriciler, ne kadar güzel konulara değinmişler. Bence çok kaliteli yazılmış yazılar. D.T. : Ne kadar da ileri görüşlüler aslında değil mi? Bugün hala bu konuları konuşuyoruz. S.O. : İnternetin olmadığı çağlarda, dünyayı bu kadar yakından takip edip, o günkü şartlarda yapmış oldukları araştırmalara ve yazmış oldukları yazılara bakıp da hayran kalmamak mümkün değil.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=