2019_Eylul
11 TJK’NIN SESİ EYLÜL 2019 D.T. : Merhaba değerli izleyiciler, bir Atçılık Sohbetleri programında daha sizlerle beraberiz. Yanımda, her zaman olduğu gibi çok değerli dostum Sadun Oktav var. Hoş geldin Sadun... S.O. : Hoş bulduk Demir... D.T. : Bugünkü programımızda, Yarış Yetiştiricilikler’in tarihine bakacağız. Birçoğumuzun evlerinde Yarış ve Yetiştiricilik mecmularını biriktirdiğini biliyoruz. Biz de bu programımızda, daha da geriye; ilk Yarış Yetiştiricilik’in yayınlandığı 1957 yılına gideceğiz ve o yıl içinde yayınlanan üç adet mecmuayı inceleyeceğiz. Bunu yaparken hem o yıllardaki atçılık ile ilgili bilgileri sizlerle paylaşacağız, hem de bu bilgileri günümüzdeki bilinenler ile örtüştürmeye çalışacağız. Şimdi, öncelikle 1957 yılının Ocak ayında çıkan ilk Yarış Yetiştiricilik Mecmuası’na baktığımızda gördüğümüz çok güzel bir haber ile başlamak istiyorum. Haberin başlığı, “İstanbul’da Veliefendi Hipodromu’nun İnşası Başlıyor” S.O. : Harika bir haber, hatta yeri de gelmişken biraz bu konudan da bahsetmemiz lazım. Bu programımızı Veliefendi Hipodromu’nun Müzesi’nden; arşivinden yapıyoruz. Sana bu çok güzel ambiyans için de ayrıca teşekkür ederim. D.T. : Rica ederim. Bu haberde, “Hipodromun projesi, beynelmilel şöhret - i haiz Vietti Violi tarafından hazırlanmış ve projenin tekmili geçen sonbaharda 11 milyon Liraya ihale edilmiştir. Bu suretle, İstanbul’da bugünün ihtiyaçlarına tam manasıyla cevap verebilecek mükemmel bir hipodroma malik olacağız” satırlarını okuyoruz. S.O. : Harika... Kaç tane ahır yapılıyormuş? Ben o habere bir göz gezdirmiştim, 200 civarında boks olması gerekiyor. D.T. : Evet, 200 adet boks yapılacağı yazıyor ama tabii bu bokslar peyderpey yapılmış. S.O. : Evet, peyderpey yapmışlar, şimdi 2019 yılındayız ve belki de Veliefendi Hipodromu’nda bu rakamın 8 katı kadar daha fazla boks vardır. D.T. : Şu anda Veliefendi Hipodromu’nda bu rakamın yaklaşık 8 katı kadar fazla boks bulunuyor. Tabii, o yıllar ile günümüzdeki at popülasyonunu da göz önünde bulundurmalıyız. S.O. : Yanlış hatırlamıyorsam, Veliefendi Hipodromu’nun inşası da o yıllarda faal olan Ankara Hipodromu’nun bakıma alınmasıyla başlamış. D.T. : Evet, sen de bu kısa zamanda bilgileri toplamışsın. S.O. : Ben de merak ettim ve inceledim. İzmir’deki fotofiniş makinasından da bahsediyor. Düşünsene günümüzde de hakkında çok konuşulan fotofiniş makinasından, 1957 yılında da bahsediliyor. Bu nedenle çok güzel bir giriş oldu ve bence tarihe ışık tuttuk. D.T. : Demek ki bulunduğumuz yer, yani Veliefendi Hipodromu, 1957 yılında temelleri atılıp, yavaş yavaş yarışçılığımıza hizmet vermeye başlayacak duruma getiriliyormuş. S.O. : Mesela düşünsene, günümüzde bir yarışsevere, “Veliefendi’ye ilk etapta kaç tane ahır yapılmıştır?” diye sorsak, biz de dahil kimse 200 diyemezdi. D.T. : Kesinlikle, ben de 200 diyemezdim. Yine, Yarış Yetiştiricilik mecmuasının 1957 - Ocak sayısına baktığımızda, William Giraud Ekürisi’nin 1956 yılı Gazi Koşusu birincisi olan “La Fleche” adlı safkanını görüyoruz. Bu konuya biraz değinelim. S.O. : Demir’ciğim ben bu mecmuayı inceleyip, bu haberi gördüğümde hemen La Fleche’in pedigrisine bir göz attım ve yine Darley Arabian Hattı’ndan gelen bir safkan olduğunu gördüm. Darley Arabian Hattı, faal aygırlar ile bugüne kadar soyunu devam ettiren ve günümüzdeki aygırların % 80 - 90’ının soyunun dayandığı bir hattır. Yine bu hattın bir temsilcisi olan La Fleche de burada karşımıza çıktı. Babası Leading Question, Annesi Fleche D’ Or. Leading Question’un babası Fair Trial, Fair Trial’ın babası Fairway, onun da babası Phalaris ve onun babası da Darley Arabian oğlu Polymelus. Görüldüğü gibi, La Fleche, Darley Arabian Hattı’nın günümüze kadar gelmesinde etkisi olan birçok safkanı pedigrisinde barındırıyor. D.T. : Hemen yan sayfaya baktığımda ise bir önceki senenin; 1955 yılı Gazi Koşusu galibi Bikini’yi görüyorum. Programdan önce yaptığımız konuşmada, senin bu safkan ile ilgili söyleyeceğin bazı şeyler olduğunu hatırlıyorum. S.O. : Evet, şimdi bu safkanın karşımıza çıkması enteresan oldu ve denk geldi. Kurban Bayramı tatili sırasında İzmir’de Onur Yetkin’in evine misafir olmuştum. Biliyorsun, Bikini’nin sahibi ve yetiştiricisi Onur Amca’nın dedesidir. Biz şu anda 1957 yılını konuşuyoruz. Kendisini ziyarete gittiğimde bana, 1958 yılında satışa çıkarttıkları atların kataloglarını gösterdi ve o kataloglarda Bikini’nin de satılık olduğunu görmüştüm. O kataloğun bir çıktısını da aldım. Hatta, seninle ve izleyicilerimizle paylaşayım; Bikini, Levent - Buket orijinli bir at ve soyu Darley Arabian’a dayanıyor. Sanıyorum ki, 1946 yılında yetiştiriciliğe başlamışlardı. Kataloğun kapağında çok ilgimi çeken bir önsöz vardı, hatta fotoğrafını da çekmiştim. Gerçekten atçılığa gönül vermiş bir aile. Sahibi oldukları Bikini’nin Gazi Koşusu’nu kazanması da doğal olmuş bence. D.T. : Haliyle... Sırada, o yıllarda Inbreeding konusunun yine işlendiğini görüyoruz. Tabii bu seninle direkt bağlantılı bir konu. Ben de bu yazıda biraz inceleme yaparken, “Close Breeding” ve “Line Breeding” terimleri dikkatimi çekti. Günümüzdeki bilgilerden biraz farklı olarak şöyle yazmışlar, “Close Breeding dördüncü derece, üç serbest jenerasyon üzerindeyse de Line Breeding” şeklinde kabul ediliyormuş. Bu tanımlar günümüzde biraz daha farklı herhalde, öyle değil mi? S.O. : Kesinlikle daha farklı ama bu arada bu yazıyı yazan kim? D.T. : Yazıya “Allat” diye imza atılmış ama bu bir takma ad olabilir.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=