2019_Aralik

Peki kitabın şekillenmesinde etkili olan, ilham veren kişiler ya da unutamadığınız bir olay var mı? 2007 yılında, daha henüz bu proje tam şekillenmemişken, büyük atçı Jeremy James’in, dilimize “Türk Atı” olarak çevrilen kitabı beni çok etkilemişti. İngiltere Kralı’nın Albay Byerley’e; “Hayır albay, bu at kralların atı değil, atların kralı” dediği bölümde tüylerim ürpermişti. Velhasıl, Jeremy James ile tanıştık, dost olduk. Bana çok destek oldu, fikirler verdi. Bu dostluğumuz da halen devam ediyor. Bu kadar yılda, bu kadar seyahat edip de farklı coğrafyalarda yaşayan bir sürü insan ile tanışınca, elbette birçok unutulmaz anı biriktiriyorsunuz. Yani hangisinden bahsetsem ki; Mardin’de fotoğraf çekerken polis tarafından gözaltına alınmamızdan mı, Sivas’ta atlı okçuluk müsabakalarında yöresel kıyafetlerini giymiş Polonyalıları gece sokakta gören çocuğun nasıl hayretle donup kaldığından mı, Sorgun’da yoz atları ararken çamura batıp da yağan yağmur altında sırılsıklam ıslanmamızdan mı, Karaman’da yoğun sis altında yoz atları ararken, karda kurt izlerini görünce nasıl ürperdiğimizden mi, Moğolistan’da günümüzdeki ismi Karakurum olan eski Türk Başkenti Ötügen’de Bilge Kağan Anıtı’na dokununca, nasıl hüngür hüngür ağladığımdan mı?.. Hangi birini anlatsam diğeri eksik kalır… Sizce atın evcilleştirilmesi tarihi nasıl etkilemiştir? Bana göre atın evcilleştirilmesi, 20. yüzyılda arabanın icat edilmesi ile veya günümüzde internetin hayatımıza kattığı hız ile eşdeğerdir. Atlar, insanoğluna her şeylerini verdiler; etlerini, sütlerini, derilerini, kas güçlerini, hızlarını ve canlarını… Yani doyurdular, giydirdiler, taşıdılar, uzakları yakın ettiler, insanların birbirleriyle iletişim kurmalarına, ticaret yapmalarına yardımcı oldular. Kısacası, insan topluluklarının milletlere, milletlerin uygarlıklara dönüşmesindeki en etkin yoldaşları oldular. Bu, en az 6000 yıllık bir tarihi süreci kapsar ve önemini II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar sürdürmüştür. Peki sizce atlı göçebe yaşam tarzı nasıl şekillenmiştir ve yerleşik yaşam tarzıyla arasındaki farklar nelerdir? Buzul Çağı sona erip de dünya ısınmaya başlayınca, buz örtüsüyle kaplı Asya stepleri tundra ve otlaklara dönüşüyor. Bu da Ren geyiklerinin ve Ren geyiği çobanlığı yapan halkların daha kuzeye göç etmelerine sebep oluyor. Doğal olarak at nüfusu da artıyor. At, insanların zaten avladıkları besin kaynaklarından birisi. Ortak yaşam alanlarını paylaşan at ve insan bir şekilde etkileşime giriyor, önceden Ren geyiklerini, köpekleri hatta avlanmak için yırtıcı kuşları evcilleştirmeyi başarmış insan, bir şekilde atı da evcilleştiriyor. Atı, Avrasya’da yaşayan göçebeler evcilleştirmiştir diye klişeleşmiş bir tanım var. Bu tam olarak doğru değildir. Avrasya’da yaşayan insanlar, atı evcilleştirmeden tam göçebe hayat tarzını benimsemiş değiller. Daha yerleşikler ancak, atın ve diğer küçük ve büyük baş hayvanların evcilleştirilmesi doğal olarak otlak sıkıntısı yaratıyor. Artan otçul hayvan nüfusunu beslemek için de yeni otlaklar ve su kaynakları bulmak gerekiyor. Bu da göçebe yaşam tarzını şekillendiriyor. Göçebe yaşam tarzı ise pratiklik, koordinasyon, çabuk organize olmak, zorluklar karşısında yaratıcı çözümler geliştirebilmek gibi özelliklerin gelişmesine olanak sağlarken daha çok sözel, yani MOĞOLİSTAN - 2010 MANİSA - 2008 15 TJK’NIN SESİ ARALIK 2019

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=