Geçtiğimiz haftalarda İsviçre’ye uzanan bir seyahatimizde, Cenevre Polo Kulübü’nün saygıdeğer başkanı tarafından şahsımı oldukça heyecanlandıran bir davet alarak, kulüpte gerçekleşen Polo müsabakalarını izleme fırsatım oldu. Yıllardır atçılığın içinde bir konkur binicisi ve at yarışlarını yakından takip eden birisi olarak bu davet benim için oldukça özeldi, çünkü Polo ile ilk kez bu kadar yakından tanışacaktım. POLO, SADECE BIR SPOR DEĞIL, ADETA BIR YAŞAM TARZI Daha önce düz yarışlar ve engel atlama gibi disiplinlerde tecrübem olsa da Polo’ya dair bilgim kısıtlıydı. Ancak Cenevre’deki atmosfer, bu sporun ne denli köklü ve incelikli olduğunu kısa sürede anlamamı sağladı. İsviçre’nin göz alıcı doğasında, yeşilliklerin içinde kurulu Cenevre Polo Club, sadece bir spor alanı değil, aynı zamanda bir sosyalleşme ve kültür merkeziydi adeta. Her şey mükemmel bir şekilde organize edilmişti. Atların bakımı, sporcuların disiplinleri, izleyicilerin ilgisi ve en önemlisi de herkesin bu spora duyduğu saygının göstergesiydi. POLO’NUN KURALLARI VE GÜCÜ Polo, dört atlıdan oluşan iki takımın, küçük bir topu uzun sopalarla rakip kaleye atmaya çalıştığı hızlı ve fiziksel bir oyundur. Oyun, her biri yaklaşık 7 dakika süren “chukka” adı verilen periyotlarla oynanır. Atlar gayet güçlü, çevik ve disiplinlidirler, çünkü oyunun hızı ve teması oldukça yüksek olmaktadır. Her ‘chukka’dan sonra at değiştirilir, çünkü oyun temposu atlar için de ciddi bir efor gerektirir. Biniciler atı sürerek, bir küçük beyaz plastik veya ağaç topu uzun tutamaklı sopa yardımıyla rakip takımın kalesinden içeri atmaya çalışırlar. Geleneksel polo sporu 300 yard yani 274.32 metre uzunluğundaki çimen saha üzerinde oynanır. Polo atları özel bir şekilde Arjantin’de yetiştirilip Avrupa Ülker’inde bulunan kulüpler için temin edilir. Yarış atları ile ponilerin çiftleşmesiye üretilen Polo ponilerinden şimdiye kadar herhangi bir başka ülkede yetiştirilmemiştir. Her kulübün sadece tek bir takımı değil en az 6 takıma sahip olması gerekir. Bu spor dalında kadınlar ve erkekler beraber yarışabilir. İlk kez bu oyunu yerinde izlerken, gözüm alışık olduğum atların ötesinde bir şey görüyordu, o da takım ruhuydu. Poloyu, yalnızca bireysel yetenekle değil, takım koordinasyonuyla var olabilen bir disiplin olarak tanımlayabiliriz. CENEVRE’DE KALITENIN İZLERI Cenevre Polo Kulübü sadece Polo ile değil, aynı zamanda etkinliklerle de dikkat çekiyor. Yarış izlemeye gelenler arasında diplomatlar, iş insanları, at sahipleri, hatta sanatçılar bulunuyor. Bu sporun etrafında oluşan kültür, sadece oyunun değil, atmosferin de önemli olduğunu bizlere gösteriyor. İnsanlar şık, etkinlikler zarif, organizasyon kusursuzdu. Gördüğüm bu kalite, beni düşündürdü: Türkiye’de neden Polo daha yaygın değil? 74 • ROTAMIZ AT • • Saba Nakış
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=