2021_Subat

Yemleri ve otları ağızlarına almadan önce mutlaka koklayarak tanımaya çalışırlar. Koklama duyusu, insanlar ile kıyaslanamayacak kadar üstündür. İŞITME Doğal ortamda her otçul hayvan gibi atlar da vahşi avcı hayvanlardan kaçabilmek için, gözleri kadar iyi gelişmiş kulaklara ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle en ufak fısıltıya bile hassas olan işitme duyusuna sahiptirler. Her iki kulak 180 derece hareket ederek, radar gibi her yönden gelen sesleri algılamaya çalışır. Bu hareketler on adet kasın idaresiyle gerçekleştirilir. İnsanlar 20 ile 20.000 Hz arası sesleri duyabildiği halde, atlarda bu frekans aralığı daha geniştir ve üst sınır 30.000 Hz’e kadar çıkar. Fakat insanların duyabildiği çok düşük frekanslı sesleri algılayamayabilirler. Duyabilecekleri seslerden rahatsız olmamaları ve sakinliklerini koruyabilmeleri için yarış ve antrenmanlarda kulaklık takılır. Kulaklar atın hissiyatını da belli eder. Daha önce hiç duymadıkları, görmedikleri veya bilinmeyen bir nesneye karşı başını çevirir ve kulaklarını dikerler. Kulakları hafifçe geriye doğru yatık, baş biraz aşağı düşmüş, gözler kapalı veya kısık ise, huzurlu, gevşemiş, rahatlamış veya hastadır. Başını yana veya arkaya çevirmiş, kulaklar iyice arkaya yatık neredeyse deriye yapışmış halde, gözler ve burun delikleri açık ise, sinirli ve karşısındakinin gözünü korkutmak, caydırmak veya onu yanından uzaklaştırmak ister. TAT ALMA Kelimenin tam anlamıyla, atlar ağzının tadını bilirler. Tatlı, tuzlu, acı ve ekşi tatları kolaylıkla ayırabilir ve en çok tatlı besinlerden hoşlanırlar. Elma ve havuç gibi meyveleri sevmelerinin nedeni, bu meyvelerin içindeki şekerdir. Acı yiyeceklerden hiç hoşlanmazlar. Bundan dolayı yemlerine karıştırılan acı ilaçları geri çevirirler. Yem karışımının içindeki besinlerden sevdiklerini yiyip, sevmediklerini bırakırlar. Ağızlarının daha doğrusu dudaklarının çevresinde sakal gibi hassas kıllar bulunur. Bunların yardımıyla yemlerin uzaklığını saptar ve yemleri kontrol ederler. Duyarlı dudakları sayesinde besinleri tutar ve besinlerin yapılarını tanımaya çalışırlar. Doğada serbest halde veya padokta otlarken zehirli bitkileri zararsız olanlardan mükemmel bir şekilde ayırırlar. Zehirli ağaç, ot ve mantarlardan uzak durmasını bilirler. DOKUNMA Dokunma duyusu en çok insanlar ile ilişkilerinde ortaya çıkar. Binicisinin komutlarını yerine getirmesi, aralarındaki iletişimin dokunarak gerçekleşmesi sonucudur. Mide bölgesine binicinin ayakları ile baskı uygulaması veya hafifçe sürmesi, atın hareket etmesi için uyarıdır. Çünkü karın bölgesi dokunmaya karşı çok hassastır. Atlar yiyeceklerini seçerken de dokunma duyusunu kullanırlar. Bedenine konmuş olan bir sineği bile hisseder. Ayağı ve kuyruğu ile onu uzaklaştırmaya çalışır. Kuyruk ve ayağın ulaşamayacağı bölgedeki sinek için derisini titretir. Deri üzerindeki parazit ve kirlerden kurtulmak için sırtüstü kuma yatarak sağa-sola yuvarlanır. Kaşındığı zaman da bu davranışı sergiler. ‘Her zaman doğruyu söyle, ama her zaman her doğruyu değil.’ Mevlana Celaleddin-i Rumi 45 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2021

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=