2020_Temmuz

m Sizden görüp atçılığa özenen arkadaşlarınız oldu mu? Oldu. Yakın zamanda konkurdan bir arkadaşım. Ona yurt dışından gebe bir kısrak aldık. Zannediyorum ki birkaç seneye kadar kendisini de artık sahalarda at sahibi ve yetiştirici olarak görebileceğiz. Bir kadın at sahibi daha. Daha önce, o da Milli Binici’ydi. Uzun yıllar binicilikle uğraştı. Mesela o arkadaşım başlayacak ve onun gibi hep böyle bunu arzu eden arkadaşlarım var. Başlamak belki işin en zor kısmı ama bir başladıktan sonra asla bırakamıyorsunuz... “BİR HAFTA 7 GÜN VE BEN 7 GÜN HİPODROMDAYIM” m Sizi sabah idmanlarında da görüyoruz. Bu sabah da gördük. İdmanlar nasıl geçiyor? Neler yapıyorsunuz? Ben idmandayken özellikle taylara binmeyi seviyorum. Onların ilk eğitimleri çünkü. Bir taya kadın eli değdiği zaman, o tay biraz daha farklı oluyor. Biz kadınlar, taylara karşı daha anlayışlı oluyoruz herhalde. Eğitmeyi ve onların gelişimini takip etmeyi çok seviyorum. Tabii ki, yaşça büyük atlarımızın idmanlarında da başlarındayım. Onların bineklerini de yapıyorum fakat, biraz daha sert oldukları için onları sahada çalıştırmayı pek tercih etmiyorum. Gerçi, taylar da biraz hareketli, zaman zaman da agresif olabiliyorlar. Bu sabah, iki tayım istirahatliydi. Atlarımız 2 - 3 grup halinde çalışıyor. Bugün çalışan bir grubumuzdaki henüz adı olmayan bir kızımı da ben çalıştırdım. Bugün hava serindi ve rüzgar vardı. Kızım idmanda biraz hareketliydi ve bu beni bir miktar yordu fakat aynı zamanda çok da keyif verdi. İçimden, “İnşallah, ileride başarılı bir at olur...” dedim. Ve başarılarıyla yine dergide ve televizyonda yer alır diye de dilekte bulundum. m Haftada kaç defa hipodroma geliyorsunuz? Haftanın yedi günü hipodroma geliyorum. Çünkü, bir atım istirahatliyken, bir diğeri olmuyor. Yani mutlaka her gün çalışan bir, iki, hatta bazen daha fazla at oluyor. Sağlığım elverdiği müddetçe de gelmeye devam edeceğim. Tatile de bazen 1 - 2 günlüğüne gidebiliyorum. Fakat, uzun tatil yapma imkanımız yok. Bunun başlıca nedeni de çocuklarımı yani atlarımı bırakamadığım için. Bu yüzden, haftanın yedi günü hipodromdayım. “TÜRK YARIŞÇILIĞINI EN İYİ ŞEKİLDE TANITMIŞ OLDUK” m Kadın Binici Koşuları’nda hem uluslararası platformlarda hem de ülkemizde birçok başarılar elde ettiniz. Amatör Biniciler Derneği’nin kurulmasında da büyük katkılarınız oldu. Bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz? Başlarda da bahsettiğim gibi; Atıcılar’daki o eski Bursa Hipodromu’nda, henüz 8 - 9 yaşlarında koşuları seyrederken en büyük dileğim; bir gün bir yarışta at binebilmekti; jokey olabilmekti. Ama biraz büyüyünce fark ettim ki, jokey olma imkanım zaten yokmuş. Ne kadar şanslıyım ki, yıllar sonra bir yarışa katılabilme hayalim gerçek oldu. Öyle büyük bir mutluluk ki, bunu size kelimelerle anlatamam. Ayrıca bir de şunu söylemek lazım; İnsan hayal kurduğu müddetçe, o hayallerin gerçekleşebilme ihtimali her zaman vardır. Bu benim yaşadıklarım da, bunun en güzel örneğidir diyorum. 8 - 9 yaşlarında bunun hayalini kurup; sonra çok daha ileriki yaşlarda gerçekleştirebilmek, çok keyifli çok güzel bir şeydi benim için. Kendimi hiçbir zaman jokey olarak görme ihtimalim yok ama yine de yarışabilmek bile harikaydı. Amatör Biniciler Derneği’ni Türkiye’de kurduk. Burada amaç, ülkemizi Uluslararası Biniciler Federasyonu’na üye yapabilmekti. Oraya da üyeliğimiz gerçekleşti ve bu organizasyonun bir parçası olduk. Bildiğiniz gibi, Dünya Şampiyonası’nın 2 ayağı ülkemizde koşuluyor. Her yıl birçok farklı ülkeden gelen kadın biniciler, Dünya Şampiyonası’nda koşmak üzere Uluslararası Yarış Festivali tarihlerinde ülkemize geliyorlar. Bu vesile ile, benim de yurt dışında yaklaşık 15 farklı ülkede at binme şansım oldu. Bu da büyüleyici bir deneyimdi. Özellikle İrlanda’da sahaya çıktığım günü hiç unutamıyorum. Allah’ım ben gerçekten burada mıyım? Bu sahada at mı biniyorum? Bu anı mı yaşıyorum? diye kendim bile inanmakta güçlük çektim. Ama, dünyanın birçok ülkesini gezme şansım oldu. En azından hipodromlarını ve atlarını görme şansım oldu. Dünyanın dört bir yanından arkadaşlarım oldu. O vesileyle onlar da buraya geldiler. Türk yarışçılığını da onlara tanıtmış olduk. Bu organizasyon da halen devam ediyor, inşallah bundan sonra da devam edecek. m Bir dönem, yarış bittikten sonra sıcağı sıcağına at üzerinde röportajlar yapıyordunuz. Çok heyecanlı bir şey olsa gerek. Nasıl geçiyordu o günler? Çok güzel bir uygulamaydı. Bir yaz sezonu boyunca Açık Yarışlar’dan sonra bunu yaptık. O dönem, bir konkur atım da vardı. İsmi de Lucas idi. Buraya getirdim, burada çok eğlendik, yaz sezonu boyunca Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’nde kaldı. Yarışlardan sonra gerçekten benim için de heyecanlıydı. Jokeyler için de keyifli bir deneyim olduğunu zannediyorum. Keyifli sohbetler yaşandı. Fakat vakit darlığı nedeniyle, bunu devam ettiremedik. Belki bir gün tekrar devam edebilir bir uygulama, neden olmasın... Mis isimli atı ile Kemer Country Binicilik Kulübü’nde bir müsabaka sırasında 21 TJK’NIN SESİ TEMMUZ 2020

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=