2020_Subat
geçmişiniz var. “Toplum için sanat” ve “sanat için sanat” kavramları hakkındaki görüşleriniz çok değerli. Sizce, sanat nedir ve kim içindir? Sanat, tabii ki insanlar içindir. Toplum içindir, ülke içindir. İnsanların duygusal olarak beslendikleri birçok elaman veya üretim vardır. Yaratıcı insanlar da müzik, resim, heykel, opera, tiyatro, edebiyat gibi sanat dallarını kullanarak bir takım eserler oluştururlar. Bu eserler de kimi zaman genel toplum içine, kimi zaman da dünyaya yayılabilme şansı bulur. Sanatçıların isteği de o yaratıların insanlar tarafından paylaşılmasını sağlamaktır. Çünkü her şeyin temelinde insan vardır. Müziği de insan tüketir, tiyatroyu, kitabı veya filmi de insan tüketir. Ama insanlar bir şeye çok çabuk alışıyor ve onu çabucak tüketiyorlar. Alıştıkları şey de demode oluyor. Bunun için sanatçılar da yeni yeni düşünceler, fikirler veya yaratıcılıklar ortaya koyup insanları şaşırtabilmek, belirli bir an onlara mutluluk verebilmek, onları tatmin edebilmek için uğraş veriyorlar. Sanat, insanlık tarihi kadar eskidir. Buna, bir dışa vurum örneği olan mağara resimlerini veya günümüze kadar sürekli değişime uğrayarak gelen müziği örnek verebiliriz. Kısacası, eserleri paylaşılan sanatçılar görevlerini yerine getirmiş olurlar ve bundan da mutluluk duyarlar. Bir de “İlkokulda resim dersim iyi değildi, o yüzden resmi sevmiyorum!” diyen insanlar da var. Bu yanlış bir düşüncedir. Resimden zevk almanız, onu tüketebilmeniz için ressam olmanıza gerek yoktur. Benim de müzik dersim kötüydü, iyi enstrüman çalamıyordum diyeyim, yanlış olan bu düşünce tarzına göre benim de müzikten hoşlanmamam lazım. Bu doğru bir düşünce değildir. Ben müzikten yararlanıyorum ve dinlerken de olabildiğince keyif almaya çalışıyorum. Bu noktada eğitimin önemi bir kez daha görülüyor. Biz de müzik derslerinin bizi zorlayıcı eğitimi sayesinde, klasik müziklerden hoşlanmaya başladık. Yoksa, belki de biz de arabesk türkülerden, şarkılardan hoşlanacaktık. “TESADÜF YOKSA, ‘YENIYI’ YAKALAYAMAZSINIZ” Önümüzdeki süreçte hedefleriniz nelerdir? Öncelikle sağlıklı yaşamak. İkinci hedefimse üretmeye devam etmek. “Sanatçının paletinin kurumaması” diye bir söz vardır; ben bu söze çok inanırım. Sanatçı arayı açmamalıdır. Eğer sürekli devamlılık varsa, yaratıcılık olarak da düşünsel olarak da bir kopukluk olmuyor. Zaten resimler, birbirlerini doğururlar. Siz çalıştıkça, bir sonraki resmin ipuçlarını da yakalıyorsunuz. Plansız bir oyun içinde oynuyorsunuz. Göz, bu oyunda neyin iyi neyin kötü olduğunu kontrol eden bir araçtır. Eğitimli bir göze sahip olmanız da kendinizi nasıl yetiştirdiğiniz ile ilgilidir. Ben resim yaparken, neresinin olup neresinin olmadığına farkında olmadan bilinçaltım ile karar verebiliyorum. Ayrıca, resmin bir tesadüf olması da şart. Çünkü o tesadüf yoksa, “yeniyi” yakalayamazsınız. Oyun benzetmesini de bu nedenle yaptım. Burada oyun, yeniyi yakalamak. Son olarak, bütün insanlara ama özellikle gençlere tavsiyem; bol bol müze, sergi ve galerilere gitsinler, burada düzenlenen aktiviteleri takip etsinler. Çünkü bazen bir resim, binlerce sözcükten çok daha değerlidir. Çünkü bazen anlatmak istediğinizi söze dökerseniz, kesinlikle anlatamazsınız. Bazen eleştirmenlerin resimler hakkındaki yorumlarını okuyorum, bana da bir şey vermiyor. Çünkü o, kendi görüşünü paylaşıyor, benim görüşümse farklı olabiliyor. O nedenle eğitim denilen bir olay var. Güzel örnekler göre göre birtakım yeni estetik beğeniler kazanacaksınız. Bu beğenileri kitaplarla veya okullarda kazandıramazsınız. Bu eğitim, duyguların eğitilmesidir. Bu da çok gezmek ve çok görmek ile ilgilidir. O zaman kıyaslamayı öğrenecek, iyi resimle kötü resmi ayırt edebilecek hale geleceksiniz. Bu, bütün dünyada bu şekilde. Müzeler, galeriler, sergiler o yüzden bulunuyor, hatta bazı ülkelerde mümkün olduğu kadar anaokulundan başlayarak çocukları alıp bir müzede bir gün, kimi zaman da bir hafta geçirmesini sağlıyorlar. Bu şekilde yapılan direkt eğitim kadar faydalı bir şey daha yok. Yoksa, sanat eğitmenleri olarak, derslerde direkt sözle anlatarak ya da kitaptan okutarak öğrencilere bir şey vermediğimizi biliyoruz. Bir hafta sonra sorduğumuzda, hafızalarında hiçbir şeyin kalmadığını görüyoruz. Bil fiil olayın içine girdiklerinde; gezip ve görecekler. Çünkü bunu yaptıklarında, görsel hafızalarında yer edinen bilgiler çok daha kalıcı oluyor. Prof. Dr. Fevzi Karakoç’un ‘Geçişler’ adlı sergisi, 16 Şubat 2019 tarihine kadar ziyaret edilebilir... Ö D Ü LLER 1979 Salzburg Şehri Onur Ödülü 1981 Devlet Resim Heykel Sergisi Ödülü 1983 Devlet Resim Heykel Sergisi Ödülü 1983 Viking Kağıt, Baskı resim Ödülü VERDi Ğ i DERSLER Özgün Baskı Resim (Gravür) I Özgün Baskı Resim (Gravür) II Grafik Sanatlar Proje: Yaratıcı Stüdyo Grafik Tasarım Proje: Yaratıcı Stüdyo II 44 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2020
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=