2020_Subat
Açıkçası, hepimizin belirli bir arzusu oluyor. Tayı bir yere getiriyorsunuz ama ya uzun koşamıyor ya çim koşamıyor ya da sakatlanıyor. Pek çok etken var. İnşallah ekibimiz güzel bir çalışmayla Gazi’ye kadar bir tay getirirlerse, ben de bunun keyfini çıkarırım. Yurt dışında atçılık yapma planınız var mı? Doğrusu bir dönem düşündüm. Hatta aldığım 5 anneyi de orada bıraktım ama bölünmek bizim için zor olacaktı. Profesyonel bir ekiple çalışıyoruz. Bu, daha sonra benden istenir mi bilemiyorum. İstenirse de o noktada destek olurum belki ama şu anda düşünmüyorum. Öncelikle buradaki başarı yüzdemizi arttırmamız gerekiyor. Başka spor dallarıyla aranız nasıl? Gençliğimde kayak ve sörf yaptım. Uzun süre de devam ettim. Şimdi de kayak yapıyorum ama çok aktif değilim. Futbol sever misiniz? Futbolu rahmetli babamla izlerdik. O da Galatasaraylıydı. Malum formalarımız da sarı - kırmızı... “FORMAMIZ SARI KIRMIZI ÇÜNKÜ…” Tam da bunu soracaktık; Ekürinizin atları, Anneniz Nurbiye Hanım, kardeşiniz Selma Hanım ve sizin üzerinize koşuyor. 3’ünüzün de forma rengi de sarı-kırmızı… Galatasaraylı olduğumuz için. İsimlerimizin baş harfleri de (Gülnur, Selma) uyuyor. Tesadüf olmuş. Şahane bir tesadüf olmuş. Maçları takip eder misiniz? Söyle söyleyeyim, başarıya herkes ortak olmak ister. Galatasaray başarılı olduğu zaman şevkle izliyoruz. Bu, insanın doğasında var. Başarısızlıkta herkes bir bahane bulur, elini taşın altına koymaz, bir mazeret bulup uzak tutar kendisini ama herkes başarının ortağı olmak ister. Herkes o işin ortağı, yapı taşı olmak ister. Bu hayatın içinde olan bir şey. Bu nedenle, Galatasaray başarılı olduğu zaman ben de hemen maç izliyorum, taraftarlığın coşkusunu yaşıyorum. Peki, bir gününüz nasıl geçiyor? Kaçta uyanıyorsunuz? Atlarınızın antrenmanlarını takip eder misiniz? Gün içinde nelerle ilgilenirsiniz? Gününe ve haftasına göre değişiyor ama ailemizde de hep erken kalkılırdı. Atların antrenmanlarının videoları gelir, kahvemi içerken onları seyrederim. Sonra geceden aldığım notlarıma ilavelerimi yaparım ve toparlanır, evden çıkarım. İstanbul’daysam ofisimize geçerim. İzmir’deysem İzmir’deki iş yerime geçerim. Foça’daki haranızda vakit geçiriyor musunuz? 2019’un son çeyreğinde İzmir’de daha çok kaldım. Çünkü orada bazı güzel gelişmeler oldu. Beni sevindiren, umutlandıran taylarım oldu, bu sebeple İzmir’e daha çok gidiyorum. Mutlu oluyorum. Gideceğim zaman, annem de bana eşlik ediyor. Allah uzun ömür versin, 82 yaşında kendisi. Hala da “Onu yaptınız mı, bunu yedirdiniz mi?” ya da “Bu atın şurasını iyi görmedim” diye fikir veriyor. Peki siz müdahale eder misiniz? Yoksa ekibinize mi bırakıyorsunuz? Ben ekibime bırakıyorum. Yıllarca babam da öyle yapmıştı. Biz de ondan öğrendik. Çünkü “Ben böyle yapacaktım ama patron öyle istedi.” denilmesini istemiyorum. Herkes var gücüyle doğru üretmeye yönlensin. O yüzden, herkes kendi sorumluluğunda... Eküriyi Ankara’ya taşımaya nasıl karar verdiniz? Bir gün İstanbul ahırlarında, akşam gezintisinde oturuyordum. Gezinti padoğunu suluyorlardı. Güzel bir rüzgar vardı, mutluyduk. Aradan 3 - 5 yıl geçti. Bir akşam yine aynı yerdeydim, hiç esmiyor, nefes de alınmıyordu. Etraf hep inşaat tabii... Denizden gelen hava akımı yok. Atlara bir yerden oksijen gelme şansı da yok. Maalesef ki belirli bir saatten sonra da atlar ahırlara konuluyor, ahırların kapısı da kapanıyor. Herkes istirahatine çekiliyor. Atlar, doğru dürüst hava bile alamıyor. Zaten, Türkiye’deki atçılığın en büyük sıkıntılarından biri de bu. Sonra “Artık ben bile burada otururken keyif almamaya başladım.” dedim. Ata bakıyorum, önümden geçerken “pırıl pırıl” değil. Önce İzmir’i düşündüm, ters saha... Sonra bir büyüğüm yine bana destek oldu, “Neden Ankara’yı düşünmüyorsun?” dedi. Orası karasal iklim etkisinde, akşamları serin olur, tertemiz havası var, pisti de güzel. O zaman atlarımı Ankara’ya götürmeye karar verdim. Şimdi kışın Adana’dayız. Her ne kadar iklim değişikliklerinden dolayı her şey değiştiyse de oranın da kışa göre iyi bir iklimi var. Yazın da Ankara’dayız ki atlarım o sıcakta Ankara’da daha sağlıklı yaşıyor. En büyük sıkıntı dediğiniz noktayı biraz daha açabilir miyiz? Seyisler belli bir saatten sonra, tabii ki kendi hayatlarına devam edecekler. Atlarımız boxlarda uzun süre kapalı kalıyorlar. Bu nedenle yapılmakta olan idman merkezimiz için Sayın Başkanıma, Yönetime ve katkısı olan tüm değerli büyüklerime teşekkür ediyorum. Bu tür bir idman merkezleriyle; atlarımızı daha sağlıklı yetiştirip, antrene edip sahaya koşmaya getirebiliriz. “HEDEFLERİ ASLA BÜYÜK TUTMAMAK LAZIM” Sosyal medyayı nasıl değerlendiriyorsunuz, kullanır mısınız? Bir tek Instagram hesabım var. Onda da ailem, kuzenlerim, birkaç iş arkadaşım ekli... Gülerce Ekürisi olarak bir internet sitemiz var. Orada da taylarımızın, kısraklarımızın, aygırlarımızın, atlarımızın bilgilerini veriyoruz. Kazandığımız yarışları ekliyoruz. İlerleyen yıllar için bir hedef koydunuz mu? Hedefleri büyük tutmamak lazım. Hedefleri büyük tutup ulaşamadığınızda demoralize oluyorsunuz. Açıkçası, dediğim gibi 2019 yılında artık hedef koymamaya karar verdim. Basamak basamak ilerleyelim. Güzel atlarımız olsun. Hem sağlıkla koşalım hem de biz sağlıkla, mutlulukla onları izleyelim. Temennim bu. Türkiye Jokey Kulübü’nün aldığı yeni aygırlar da atçılığımız için çok büyük bir yenilik olacak. Kısraklarımızla onların çalışmalarını yaptık. Bence atçılığımız ivme kazanacaktır. Kendi adıma, hem çalışma ekibimle hem de sizlerle güzel günlerimiz olmasını diliyorum. Türkiye Jokey Kulübü Eski Başkanı Behçet Homurlu’nun güzel bir sözü vardır; “Biz büyük bir aileyiz.” Allah, nice seneler atçılığımızı yapmayı nasip etsin. İşin keyfini çıkarmak en büyük anahtar galiba... Olacağı varsa, yazıldıysa biz beklemezken kupa da elimize gelir. Pek çok başarılı safkanınızdan bahsettik ama sizin için en özeli hangisiydi? İnanın çocuklarımız onlar bizim... Zor bir soru değil mi? Bir çocuğunu diğerinden daha üstün tutamıyorsun. Birisi yaramaz çocuk oluyor, birisi akıllı çocuk oluyor, birisi hareketli çocuk oluyor, şımarık çocuk oluyor... Peki Yavuzhan hangisiydi, Caş hangisiydi? Yavuzhan’a şampiyon demem gerekecek. Caş’a gizemli diyelim. Çünkü, o sonradan kendini gösterdi. Arsenic? Baba... Bamka? İlk... Türkiye Jokey Kulübü’nün aldığı yeni aygırlar da atçılığımız için çok büyük bir yenilik olacak. Kısraklarımızla onların çalışmalarını yaptık. Bence atçılığımız ivme kazanacaktır. 10 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2020
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=