Ekim_2020
13 TJK’NIN SESİ EKİM 2020 yapılan 2100 metre mesafeli Kısrak Koşusu geldiğinde ise bu defa Prior’a binmek istedim. Düşünün, benim bindiğim tayın 3’üncü olduğu yarışta, Prior ancak 7’nci olabilmişti. Yerimde başkası olsa, kısa süre önce böyle bir kaza atlatan tay 3’üncü olabildiyse, bir sonraki yarışını kesin kazanır diye düşünür. Ben Kısrak Koşusu’na Prior ile katıldım ve kazanmayı da başardık. Bu örnekler çoğaltılabilir. Dediğim gibi ben başarımı öngörüme bağlıyorum. NEREDEYSE HIÇ ŞANS BULAMIYORDUM... Şimdi de henüz kariyerinizin başında olduğunuz 2004 yılına dönelim. O günlerde, böyle büyük başarılara imza atabileceğinize inanıyor muydunuz? Ben apranti lisansımı aldığım 2004 yılında sadece iki yarış kazanabildim. Neredeyse hiç şans bulamıyordum. Adana’da saat 11’e kadar idmanda kalmama rağmen sadece aprantilerin katılabildiği koşularda bile şans bulamıyordum. O zamanlarda at sahibi olan akrabalarımdan birinin atı aprantilerin katılabileceği koşulardan birine kaydedilmişti. O zaman bile İzmir’den bir apranti getirdiler de beni bindirmediler. O anda istemsizce gözlerimden yaş aktı. Hırsımın farkındaydım ve kendimi çok iyi görüyordum. Şimdi geriye dönüp baktığımda bazı eksikliklerimin olduğunu görüyorum ama o yıllarda, ben birçok aprantiden daha iyi at biniyorum, neden bana şans vermiyorlar diye düşünüp Şanlıurfa Hipodromu’na gittim. Orada biraz daha at binip tecrübe kazanarak, kendimi göstermek istiyordum. Böylece Adana ve diğer hipodromlarda da at binebilecektim. Her aprantinin hayali jokey olup çok büyük yarışlar kazanmaktır. Hatta çoğu daha Apranti Eğitim Merkezi’ne kayıt olduklarında, mezun olup ardından hemen jokey olacaklarını, büyük yarışlara katılıp kazanacaklarını ve hatta kısa yoldan şöhrete kavuşacaklarını zanneder. Ama lisanslarını aldıktan sonra daha 5 – 6 ay bile geçmeden işlerin hiç de öyle olmadığını anlarlar. Ben de Şanlıurfa’ya gittim ve orada 3 – 4 ay kaldım. Şans bulabilmek için o kadar sıkı çalışıyordum ki... O yıllarda bir antrenör ile sözleşme yapıyordunuz. Ben de rahmetli Mahmut Doğan ile sözleşme yapmıştım. O yıllarda daha antrenörlükte kendini kanıtlamamıştı. Çok at antrene ediyordu ama aralarında pek başarılı at yoktu. Ben ise anlaşmamız gereği sadece onun atlarına binebiliyordum. Şans bulamadığım zamanlarda da boşta kalıyordum. Oradan da üzülerek ayrılmak durumunda kaldım çünkü doğru dürüst ata binemediğim için istediğim başarıyı da elde edemedim. Bu sürede sadece iki yarış daha kazanabilmiştim. Ahmet Çelik, TJK’nın Sesi Dergisi Yazı İşleri Müdürü Hasan Ali Say’a konuştu... 2018 - HEP BERABER
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=