2020_Agustos

21 TJK’NIN SESİ AĞUSTOS 2020 Savaş, dünya genelinde birbirinden farklı ve zorlu cephelerde yaşandı. Karlar ile kaplı Sovyet Cephesi’nden, uçsuz bucaksız çölleri ve yakıcı sıcağı ile Kuzey Afrika Cephesi’ne, son derece nemli ve yoğun yağışların olduğu Pasifik Cephesi’ne kadar birçok ülkeden yaklaşık 100 milyon asker bu savaşta var olma mücadelesi verdi. Bu zorlu şartlar bile tek başına yüzbinlerce askerin hayatına mal olurken, insanoğlunu birbiriyle bu denli savaşacak noktaya getiren teknoloji de bu çetin durumdan nasibini aldı. Yoğun yağan yağmurların da etkisiyle zeminin balçıklaştığı Pasifik Adaları’nda lojistiği sağlamak Amerikan piyadeleri için savaşın bir noktasında imkansız hale gelmişti. Motorlu araçların tekerlekleri saplanıp kalıyor ve ilerlemek mümkün olmuyordu. Bu basit sorun öylesine büyük bir hal almıştı ki askerlerin moralleri düşüyor ve cephede derin bir ümitsizlik baş gösteriyordu. Başarısız geçen birkaç alternatif arayışının ardından imdada atlar yetişti. Motorlu araçların ilerleyemediği, askerlerin ise tek başlarına yükleriyle birlikte kat edemedikleri mesafeleri üzerlerinde cephanelerle başarıyla geçen atlar, Pasifik’te Amerikan Ordusu için büyük bir engeli ortadan kaldırdı ve bu cephede Japonlara karşı kazandıkları başarının ardındaki gizli kahramanlar oldular. İkinci Dünya Savaşı’nda toplamda 7 milyon 194 bin at, farklı ordular içinde çeşitli cephelerde görev yaptı. Büyük savaşa katılan ülkelerin neredeyse tamamı bu asil hayvanlardan yararlanırken, bünyesindeki 3.5 milyon at ile Sovyetler Birliği bu alanda başı çekti. Yeri geldiğinde sıfırın altına düşen ve yaya olarak ilerlenmesi mümkün olmayan karla kaplı arazilerde Rus askerlerinin yardımına koşan atlar, gerek süvari birliklerine verdikleri destekle, gerekse cephane taşıyarak büyük hizmetlerde bulundular. Motorlu araçların yetersiz kaldığı yerlerde kimi atlar lojistiği sağladı, kimileri de üzerlerindeki süvarilerle birlikte bizzat muharebeye katılarak göğüs göğüse çarpıştı. Büyük kayıpların yaşandığı bu savaş, insanoğlunun unuttuğu bazı değerleri yeniden anımsamasına yardım etti. Endüstriyelleşen yaşam biçiminde doğadan koparak bir anlamda kendi tabiatından da uzaklaşan homo sapiens, binlerce yıldır her başı sıkıştığında yardımına koşan sadık dostu atların önemini bir daha unutmamak üzere hatırladı ve her buhran döneminde yoldaşı olan bu asil canlılar ile arasındaki bağ perçinlendi. MEHMETCAN KANIK GÖZ-AT NAL I ZLER I

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=