2019_Temmuz
41 TJK’NIN SESİ TEMMUZ 2019 Antakya Antik Hipodromu hakkında bilgi vermeden önce, bizlere kentin tarihinden bahsedebilir misiniz? Hatay İli’nin Merkez İlçesi olan Antakya, Ortadoğu coğrafyasını Anadolu ve Akdeniz’e bağlayan ticaret yollarının kesiştiği bir kavşakta yer alır. Bu özelliği ile Antakya ve çevresi, tarihin başlangıcından beri yerleşim görmüş; farklı bölgelerdeki insan topluluklarını birbirine bağlayan konumu dolayısıyla kültürel etkileşimin kesişim noktası olmuştur. Büyük İskender’e Asya kapılarını açan ve üç kıtaya yayılan bir imparatorluk kurmasını sağlayan Issos Savaşı (M. Ö. 333), Hatay il sınırları içinde yer alan Issos Ovası’nda (günümüzde Erzin - Payas) gerçekleşmiştir. M. Ö. 300 yılında, Büyük İskender’in generallerinden birisi olan Seleukos, babası Antiokhos adına bir kent kurmuş ve burayı, sınırları batıda Sardes’ten doğuda Semarkand’a uzanan Seleukos İmparatorluğu’nun başkenti yapmıştır. Kent, Asi Nehri kıyısındaki konumundan dolayı, ‘Antiokheia ad Orontem’ (Asi kıyısındaki Antakya) olarak anılmıştır. Roma Dönemi’nde, Suriye Eyaleti’nin başkenti olan Antakya, elverişli konumuna bağlı olarak Doğu Akdeniz’in ticaret, siyaset ve kültür merkezi olma özelliğini sürdürmüştür. Bu dönemde, İmparatorluğun çeşitli yerlerinden gelen insanların bir arada yaşadığı bir metropole dönüşen kent, özellikle M. Ö. 1. - M. S. 6. yy. arasında zenginlik ve refahı, entelektüel yapısı, kurumları ve görkemli anıtları ile parlak bir kimlik kazanmıştır. Antik yazarlar tarafından, ‘Orientis Apichem Pulcrum’ (Doğunun Kraliçesi) olarak anılan Antakya, Roma ve İskenderiye (Alexandria) ile birlikte antik dünyanın üç büyük kentinden birisi olarak kabul edilmiştir. Hristiyanlığın yayıldığı merkezlerden biri olmasının yanı sıra üç semavi din tarafından da kutsal kabul edilen kent, dinler tarihinde özel bir öneme sahiptir. Adı dilimize Arapça üzerinden Antakya olarak geçmiş olan kent, kuruluşundan bu yana aynı isimle anılan ender şehirlerden biridir. 638 yılında, Araplar tarafından ele geçirilmesinin ardından kentteki Yunan - Roma geleneği sona ermiştir. Kısa süreli Sasani istilasının ardından sırasıyla Bizans, Haçlı, Memlük ve Osmanlı hakimiyetine girmiş, Doğu Akdeniz ticaret yolları üzerindeki önemini bu dönemlerde de korumuştur. I. Dünya Savaşı sonrasında Fransız mandasına giren kent, 1939 yılında Türkiye’ye katılmıştır. Bu tarihi geçmiş doğrultusunda Antakya, kuruluşundan günümüze kesintisiz olarak yerleşim görmüş ve farklı kültürlere ev sahipliği yapmış, çok katmanlı bir kenttir. Antakya Antik Hipodromu hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz? Eski Yunanca ‘hippos’ (at) ve ‘dromos’ (yol / koşu yolu) kelimelerinden oluşan hipodrom ‘at yolu’ anlamına gelir. At arabası yarışları Eski Yunan’da bir gelenek haline gelmiş ve kurumsallaşmıştır. Mimari kökeni bu Hellenistik geleneğe dayanan hipodromlarda genellikle 4, 6 ya da 8 at tarafından çekilen at arabalarının yarıştığı bilinmektedir. Roma döneminde at arabası yarışlarının düzenlendiği yapılar ‘circus’ olarak adlandırılır. Bu dönemde Roma kültürünün yayılması ve özendirilmesi amacıyla imparatorluk genelinde hipodrom / circus yapıları inşa edilmiş; at yarışlarının yanı sıra diğer etkinliklerin de düzenlendiği bu yapılar, her kesimden halkın bir araya geldiği birer sosyal merkeze dönüşmüştür. Antakya Hipodromu kentin kuzeyinde, Asi Nehri’nin kolu tarafından çevrelenen Ada Mevkii’nde yer alır. Antik kaynaklarda ‘Basileia’ olarak anılan bu alanın M. Ö. 2. yüzyıldan itibaren kentin yönetim merkezi olduğu bilinmektedir. Tapınak, hipodrom ve Bizans dönemi stadyumuna ait kalıntıların halen toprak üstünde görüldüğü bu alanda ayrıca Roma dönemi imparatorluk sarayının da yer aldığı düşünülmektedir. Antik kaynaklar, Antakya Hipodromu’nun M. Ö. 67 yılında Roma’nın Tarsus Valisi Quintus Marcius Rex tarafından inşa ettirildiğini aktarır. Yaklaşık 513 m uzunluğunda ve 113 m genişliğindeki yapının 80.000 kişilik seyirci kapasitesine sahip olduğu hesaplanmıştır. U biçimindeki yapı, karşılıklı iki tribün ve yapının kuzey ucunda bunları birbine bağlayan kavisli sphendone kısmından oluşmaktadır. KAZI BAŞKANI PROF. DR. HATİCE PAMİR (HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ, ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ)
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=