2019_Subat
11 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2019 ÇÇ Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Janbi Ceylan, at eğitmeniyim ve aynı zamanda at akrobatıyım. Düzce’de doğdum fakat, küçük yaşlarda yurtdışına çıktım ve 2005 yılına kadar da orada kaldım. Şu anda İstanbul’da yaşıyorum ve dört tane atım var. Hepsi de Arap atı. Onlarla özel çalışmalar, gösteriler yapıyorum ve sinema - televizyon projelerinde yer alıyorum. Ayrıca, at ve binicilik eğitmenliği de yapıyorum. ÇÇ Atlar ile olan yakınlaşmanız nasıl başladı? Atlar sizin için ne ifade ediyor? Atlar ile olan geçmişim, benim çok da hatırlayamadığım çocukluğuma dayanıyor. Aile bireylerimin anlattığına göre, çok küçük yaşlarımda bile atlara karşı çok büyük bir ilgim ve tutkum varmış. Biraz daha büyüdükten sonra, at binmeye ve dans etmeye başladım. Uzun yıllar, Rusya Devlet Halk Dansları Topluluğu’nda dans ettim. Bu süreçte de atlar ile iletişimim devam etti. Daha çok arazilerde, doğayla iç içe at biniyordum. Fakat, atçılık geçmişimde iki tane dönüm noktası oldu. Bunların ilki, Ürdün Prensi’nin bir sosyal sorumluluk projesi kapsamında, 12 tane atlının Ürdün’den başlayarak, Suriye ve Türkiye üzerinden, Kafkasya olarak bilinen Güney Rusya’ya kadar gittiği bir atlı geçiş oldu. Maalesef henüz 21 yaşındaydım. Dolayısıyla bu büyük geçişte, neyi ne kadar öğrenebildim, neyin ne kadar farkındaydım bilemiyorum. Fakat, hayatımı da şekillendiren ikinci dönüm noktası, Devlet Halk Dansları Topluluğu’ndaki 8 yıllık kariyerimi, Rusya sirklerinde koşan akrobasi atları için bırakmamdı. Moskova’ya gerçekleştirmiş olduğumuz bir turnede sirke gitmiştim. O sirk sahnesinde, atlı akrobatları ve atlı akrobasinin icra edilişini gördüm. İlk önce, Rusya Devlet Sirki’nde, Merdenov Atlı Akrobasi Topluluğu’nda bu ekolü öğrenmeye ve icra etmeye başladım. Daha sonra, Moskova Nikulin Sirki’ne geçtim ve Kantemirov Atlı Akrobasi Topluluğu’nda çalıştıktan sonra, 2005 yılında Türkiye’ye döndüm. Yaklaşık 25 - 26 senedir atlarla iletişimim var ama son 6 seneden beri tamamen atlara odaklı yaşıyorum. Atlar temelde herkes için özgürlüğü ifade ediyor ama benim için çok büyük bir dostlar. Atı hiç bilmeyen bir insana, atı gösterdiğiniz zaman onun için asalet ve özgürlüğü temsil eder. Ama at, insanoğlunun çok büyük bir dostudur. Tabii ki kedi, köpek gibi bütün evcil hayvanlar da insanlarla dosttur ama at, tarihi yazmıştır. Dolayısıyla, ata karşı genlerimizde olan bir yakınlık var. ÇÇ Başka bir canlı ile bütünleşmek; ona güvenmek nasıl bir his? Bu güveni nasıl tesis ediyorsunuz? Kedi, köpek gibi bütün evcil hayvanların insanların dostu olduğundan bahsetmiştik. Ama atın durumu tamamen farklıdır. İnsan bir etoburdur ve avcıdır. At ise bir otoburdur ve avdır. İnsanoğlu binlerce yıl boyunca atları avlamıştır. Kediler veya köpekler, herhangi bir tehlike durumunda veya işler kötüye gittiğinde savaşmaya programlıdırlar. Atlar ise kaçmaya programlıdırlar. Bu özelliklerinden dolayı bacakları uzundur, kapalı alanları hiç sevmezler. Çünkü, kaçabilmeye ihtiyaçları vardır. Bu güdülerinden dolayı, anatomileri ona göre şekillenmiştir. Gözleri neredeyse 360 derece görür, kulakları birer radar gibidir ve sesin geldiği yere odaklanabilirler. Ayakta dinlenebilirler, çünkü yatan bir at savunmasızdır ve kendini güvende hissetmez. Kendilerini tehlikede hissettiklerinde asla yatmazlar. Dolayısıyla, at ile insan ilişkisi tamamen farklı bir boyuttadır. Ben buna, “Fenomen” diyorum. Bizim burada istediğimiz, bir otoburun bir etobura, yani bir avın avcıya canı için güvenmesidir. Doğada, bir aslan ile bir ceylanın arkadaş olduklarını göremezsiniz. Biz, yaklaşık 6000 yıldır atlar ile birebir iletişim halindeyiz. Onları artık avlamıyoruz, tarım, çeki, spor gibi ihtiyaç, keyif veya ulaşım için kullanmışız. Atın sırtına çıkıp, onun tamamen bize güvenmesini sağlamaya, ortak bir akılda hareket etmeye çalışıyoruz. Ata her yaklaştığımda bu ilişkinin farkında olmaya, fenomenliğine ve evrende bir benzerinin daha olmamasının keyfini sürmeye çalışıyorum. Bu güveni tahsis etmek, açıkçası zor. Bu bir süreç ve zamana ihtiyacınız var. Maslow’un İhtiyaç Hiyerarşisi’ni atlara endeksleyecek olursak, atın ilk ihtiyacı olan şey, güvendir. At, her zaman için kendine, “Güvende miyim?” diye sorar. Güvende olduklarını hissettikleri anda ise, sizin için olabilecek en güzel dostlardan biridir. ÇÇ Atlı akrobasi için özellikle tercih ettiğiniz bir at cinsi var mı? Özel eğitimleri kaç yaşına geldiklerinde başlıyor? Arşimet’in, “Bana yeterince uzun bir kaldıraç ve sağlam bir dayanak noktası verin, dünyayı yerinden oynatayım.” diye bir sözü vardır. Ben de bana yeterince zaman verin, istediğiniz her atı eğiteyim. Ben eğitilemeyecek bir atın olduğuna inanmıyorum. Burada önemli olan zamandır. Bu da atın psikolojik durumu ve geçmiş tecrübeleriyle alakalıdır. Bir atın, insanlarla olan geçmişinden dolayı mental hasarları varsa, eksiden başlamak zorundasınız. Ama tabiri caizse, “kafası temizse”, insanlara karşı önyargılı değilse, sıfırdan başlayıp ilerleyebilirsiniz. Bunun için sadece zamana, emeğe ve sabıra ihtiyacınız vardır.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=