2019_Ocak
23 TJK’NIN SESİ OCAK 2019 Bu desenleri bisküvinin üzerine yerleştirdikten sonra, kömür tozu ile desenin üzerinden geçiyoruz. Bu şekilde, delikli olan desenden geçen kömür tozu, istediğimiz şekli bisküvi üzerine geçirmiş oluyor. Daha sonra, o kömür tozlarının üzerinden siyah boyayla ve ince fırçayla, tahrir olarak adlandırılan kontür çekme işlemini yapıyoruz. Kontür çekmemizdeki amaç, iki rengin birbirine karışmasını engellemektir. Tahrir, iki farklı rengin birbirine karışmaması için bir engel vazifesi görmekte. Deseni oluşturduktan ve süsleme işlemini yaptıktan sonra, iş bununla da kalmıyor. Sır çekmek olarak adlandırılan, bir fırınlama işlemi daha yapılıyor. Süsleme işlemi tamamlanan eser, fırına girmeden önce, özel, boza kıvamında olan “sır” adlı bir madde ile kaplanıyor. Adı üstünde, bu sır. Eseriniz bu maddeye batırılıp - çıkartıldığında, ne desen ne de renk üzerinde hiçbir şey göremiyorsunuz. Bunlar, raflarda süzüldükten sonra, sırın fazlası özel fırçalarla alınır. Sırlanmış malzemeler, içinde rafları olan tuğla bir fırına yerleştirilir. Daha sonra, fırın yakılır ve içindeki malzeme durumuna göre, 950 - 1000 derecede pişirilir. Pişme süreci tam 24 saattir. Pişirme işlemi bittikten sonra, fırının kapağını hemen açamıyoruz, önce fırının soğumasını bekliyoruz. Fırın soğuduktan sonra kapak açıldığında ise, yaptığımız eserler rengarenk ortaya çıkıyor. Sır işlemi, hem deseni ve malzemeyi koruyor hem de renklerin daha canlı gözükmesini sağlıyor. Çalışmalarınızda at temasını sıklıkla kullandığınızı görüyoruz. Atlar sizin için ne ifade ediyor? Geleneksel çini sanatında, laleler, karanfiller, hatailer, lotuslar gibi belirli motifler vardır. Örneğin, çinide lale Allah’ı ifade eder, karanfil ise peygamberlerin çiçeğidir, nar bereketi simgeler. Ben, bu klasik desenlerin dışında, resimsel modern çalışmalar da yapıyorum. Canlılar ile ilgili ilk çalışmam, oğlumun köpeği oldu. Onun köpeğini çalıştım ve çok mutlu oldum. Tekrar bir canlı çalıştım fakat, hedefim at çalışmaktı. Önce, bir tane at çalışması yaptım. Daha sonra, o bir çalışma, iki oldu. İki de üç oldu... At çalışırken, kendimden geçiyorum diyebilirim. Atlar benim için gücü simgeliyor. Ayrıca, benim için insanlığın en sadık dostu da atlardır. Ben ressam değilim ve resim eğitimi almadım. Çini yaparken de kendi gözlemlerimden ve resimlerden yararlanıyorum. At çalışması yapmadan önce, atların anatomisini incelemem gerektiğini hissettim. Çini sanatında bir hata yaparsanız geri dönüşünüz olmuyor. Çünkü, kullanılan malzemeler boyayı çok hızlı emiyor. O nedenle, daha açık tonlarda, gölgelendirmede daha koyu olacak şekilde, devamlı sulu boya tekniğiyle çalışıyorum. At çalışırken, atın anatomisi hakkında bilgi sahibiyseniz, özellikle avurt, baldır ve bacaklarda boyayı doğru yönde sürersiniz, bu da ortaya çıkan esere, atın o muhteşem yapısını yansıtmayı sağlayacaktır. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Ben, Ulucanlar Cezaevi Müzesi, Sanat Sokağı’nda bulunan atölyemde çalışmalarımı sürdürüyorum. Sanata gönül vermiş insanlara, çini sanatı hakkında bilgiler ve eğitimler veriyorum. Bu sanatı yaşatmaya çalışıyorum... KİMDİR? Çini Sanatçısı Sadriye Boduroğlu, Ankara’da doğdu. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi, İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, aynı üniversitede işletme yüksek lisansı yaptı. Hayatının her aşamasında sanata karşı ilgisi olan sanatçı, üniversite yıllarında düzenlenen kültürel gezi programlarında gördüğü çinilere hayran kaldı ve gittikçe büyüyen sanat aşkını beslemek için çeşitli sanat dallarında kurslar ve eğitimler aldı. Bu eğitimler ile çini sanatına başlayan sanatçı, 25 yılı aşkın bir süredir verdiği eserler ile hem yurt içinde hem de yurt dışında sayısız sergi açmıştır. Ukrayna, Polonya, İsviçre, Fransa, Hollanda, Kıbrıs gibi ülkelerde eserleri sergilenen sanatçı, çeşitli üniversitelerde Geleneksel Çini dersleri vermektedir. UNICEF ve Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte, ülkemizdeki mülteci çocuklarla ilgili olarak düzenlenen Avrupa Birliği Projesi kapsamında, Kahramanmaraş, İstanbul ve Ankara’da çini eğitimleri vermiştir. Eskişehir Anadolu Üniversitesi himayesinde düzenlenen Geleneksel El Sanatları Festivali’ne katılım göstermiş olan Sadriye Boduroğlu, Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (GESAM) üyesidir. Sosyal sorumluluk projelerine ve topluma yararlı çalışmalara katkı vermeye devam eden sanatçı, fırçası ile toplumun hassas gruplarına destek olmaktadır. Bu da sanatçının yaşam felsefesini oluşturmaktadır.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=