2019_Mayis
80 TJK’NIN SESİ MAYIS 2019 am yüzyıl önce, 1919 yılında yarış pistlerinde büyük bir fırtına esiyordu. Katıldığı 21 yarıştan 20’sini kazanan Man O’ War, o güne kadar görülmemiş bir başarı kazanıyordu. Sahibine 3 milyon Dolar’dan daha fazla kazandıran bu göz kamaştırıcı at Amerika’nın en başarılı 100 sporcusu arasına girmekte gecikmedi. Yılın en iyi atı ünvanı dahil sayısız ödüle layık görüldü. Man O’ War, tayları War Admiral, Seabiscuit ile… ve bu şampiyonların tayları In Reality, Tiznow, Dar Tara, Turist ile… hem kendisini efsaneleştirdi hem de kuşaklar boyu şampiyonlar üretti. Böylelikle efsaneleşmiş yarış atlarının soyağacında en tepeye oturdu. Başarılı atlardan çoğuna genlerini aktardı. Man O’ War’ın dedesi, İngiliz Triple Crown şampiyonu Mahubah idi. Yani o, doğası gereği büyük bir yarış atı, ismiyle müsemma yenilmez bir savaşçıydı. Tabii, onu yarışmaya ikna etmek kolay olmamıştı. Her başarılı at gibi kaprisli, kendine güveni yüksek, nazlı ve şımarık bir kişilikti. Kendisine saygı gösterilmediği sürece, kimseden emir almayacak kadar da mağrurdu. Sahibi ile arasında öyle bir sevgi bağı vardı ki, Will Harbut çocuklarının adını sayarken onu saymayı ihmal etmezdi. Will Harbut, Man O’ War’ın her şeyi, sabahları ilk gördüğü, akşamları son gördüğü kişiydi. Besleyen, yıkayan, tımar eden, padokta beraber yürüyen, suyunu getiren tek kişi oydu. Man O’ War’ın efsaneleştikçe hayranları ve ziyaretçileri de arttı. Ama onu görmek isteyenlerin ona ulaşması, pek de kolay olmuyordu. Eğer uyuduğu sırada biri onu görmek isterse, Harbut efsaneyi uyandırmaya yanaşmaz, uyanık ise işaret edip izin vermediği sürece ziyaretçi kabul etmezdi. Hükümet yetkilileri bile geldiğinde, “ekselansları” kafa sallamadığı sürece kimse yanına yaklaşamazdı. Harbut her zaman Man O’ War’a hayranlık duyulan bir at olduğunu hissettirdi. Onun değişiyle, “yaşayan en büyük at” pamuklara sarılmış, başının üzerine yıldızlar serpiştirilmişti. Daha 1919’da ona “yüzyılın en büyük yarış atı” unvanını verenler, bugün 100. doğum günü geldiğinde haklı çıkmış oldular. O, kusursuz bacaklara ve sağlam bir anatomiye sahipti. Kemerli burnu ve uzun boynuyla daima uzaklara bakardı. “Big Red” lakabıyla bedeninde sarı ve altın tonları olan bu nadide at, kartal bakışlarıyla kendini her zaman finişte hayal eder gibiydi. En uzun adım açıklığına sahipti. Olağandışı kaslı omuzları, büyük göğüs kafesi etkileyici idi. İlk yarışından itibaren dereceleri altüst ederek rekorlar kırmaya başladı. Will Harbut ise alışık olduğumuz at sahibi profilinin dışında özellikler taşıyordu. Köleliğin kaldırılmasından sonra özgürlüğüne kavuşmuş eski bir köleydi. Man O’ War onun için belki de hayat boyu karşısına çıkmamış eşsiz bir dost gibiydi. Onunla saatlerce konuşuyor, tüm zamanını beraber geçiriyordu. Aralarında eşsiz bir uyum vardı. Hayata ve insanlara küsmüş birinin son vazgeçilmez sığınağıydı. Asrın değil, belki de tüm zamanların en büyük efsanesi 30 yıl boyunca her sabah kendisini uyandıran büyük aşkı, tek dostunu bir gün göremedi. Kendisini uyandıran kimse olmamıştı. Hayatında ilk defa Harbut dışında biri, yeni bakıcısı Man O’ War’ı ahırından dışarı çıkardığında her zamanki kartal bakışlarıyla merakla etrafa bakındı ama tek dostunu, T ManO’War VEDAT KEMER HİKAYAT Girdiği 21 yarışın 20’sini kazanan, yarışçılık tarihinin ilk efsanesi 100. yaşına bastı ve bir asırdır hala geçilemedi. O, doğası gereği büyük bir yarış atı, ismiyle müsemma yenilmez bir savaşçıydı. En zayıf yerinden yara aldı ve bir ay içinde hayata gözlerini yumdu.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=