2019_Haziran
17 TJK’NIN SESİ HAZİRAN 2019 Hazır laf anılardan açılmışken aklıma gelen diğer bir güzel zaman da 1990’lı yıllarda Türkiye Jokey Kulübü’ndeki arkadaşlarımla gittiğim Uzak Doğu’daki Asya Yarışçılık Konferansı idi. Sevgili dostum Ercan Emre de bizlerle birlikteydi. Hep birlikte hatırı sayılır çok güzel bir zaman dilimi geçirmiştik. Uzak Doğu seyahatimizde bir gün Bangkog’da hep birlikte akşam vaktinde bir bot ile nehir turuna çıkmıştık. O gece nehiri gezerken Orhan Özsoy’un rica ve isteğiyle tango şarkıları söylemiştim, bütün arkadaşlardan da sonunda çokça alkış almıştım. Bunun yanı sıra Muammer Kitapçı’nın yapmış olduğu bir organizasyon ile yine hep birlikte Rusya’ya Moskova ve St. Petersburg’a gitmiştik. Muammer Kitapçı orada inşaatlar yapmaktaydı. Hatırladığım kadarıyla Rahmetli Vural Çakım, Fethi Tulgar, Murat Yazıcı ve Reha Eken de bizlerle birlikteydi. Bu seyahatimiz de unutamadıklarım arasındadır. Bu arada Rahmetli Reha Eken ile biz sınıf arkadaşıydık. Yıllar sonra yine Jokey Kulübü’nde karşılaştık. Bu da ilginç bir tesadüf idi. Çok eski tanıdığım sevgili Onur Yetkin’den de bahsetmek isterim, kendisi ile de günümüze dek hatırı sayılır bir dostluğumuz olmuştur. EN BÜYÜK ZEVKLERI SALVATORE YAŞATTI… Salvatore’ye dönecek olursak, o gerçekten şampiyon bir attı, bugüne kadar bana en büyük zevkleri Salvatore yaşattı. Kazandığı yarışlarda bile bazı sorunları vardı, daha sonra yarış hayatı sona erdi. Tam sağlıklı olarak birkaç yıl daha koşabilseydi, inanıyorum ki daha nice çok büyük başarılara imza atabilecekti. Takip eden yıllarda koştuğum ve Salvatore’nin anne baba bir kardeşi Mavi Kumsal’ın da yeri apayrıdır. O da mesela Erkek Tay Deneme’de üçüncü oldu. Ekürime birçok güzel yarış kazandırdı. Günümüze kadar birçok atım oldu, hatırımda en fazla kalanlardan burada bahsettim. İYI KAN HATLARIYLA ATÇILIĞIMIZ ÇOK DAHA ILERI GIDECEK… Dediğim gibi daha nice güzel atlarım oldu, nice güzel yarışlar kazandırdılar bana. Günümüzde halen atçılığa devam etmeye çalışıyorum. Türkiye’deki atçılık bence gayet iyi durumdadır. Geçmişten günümüze hem atçılığımız hem de Türkiye Jokey Kulübü gayet olumlu aşamalar kaydetmiştir. Atçılıkta kan hatları çok önemlidir. Bir aygır kadar bir kısrağın da kan hattı çok önemlidir. Ülkemize imkanlar dahilinde bir miktar iyi kan hattına sahip aygırlar getirilebilirse atçılığımız çok daha ileri gidecektir. Tabi ki kısraklar için de aynı durum söz konusudur. Ben yıllardır atçılık yapan birisiyim. Fakat atlara takılan takılara, örneğin kapalı gözlük, kulaklık, dil bağı gibi… çok karşıyım ve bunları kullandırmıyorum. Prensipleri çok kuvvetli bir kişiliğim vardır. Yurtdışındaki yarışlara bakarsanız çok nadir kapalı gözlüklü bir at görürsünüz. Yeni yetişen aprantilerin kamçı hususunda daha bilgili olmaları gerekiyor. Atları döverek onlara vurmamaları lazım. Kazaların çoğu bunun gibi hareketler yüzünden oluyor. Atlar bu sebepten dolayı yarışlardan korkar, nefret eder hale geliyorlar. Starta girmek istemiyorlar, çünkü dayak yiyeceklerini düşünüyorlar. Bunlardan dolayı kamçı hususunda çok dikkatli olunması gerekiyor vede bilinçli bir şekilde kullanılması gerekiyor. Apranti okulumuzdan ricam, orada yetişen aprantilere bu konuyu aşılamaları olacaktır. Bu yazımın içinde bahsetmiş olduğum arkadaşlarımdan, dostlarımdan bazıları geçen zaman içinde Ulu Tanrı’nın rahmetine kavuştular. Kendilerini burada sevgi, saygı ve rahmet ile anıyorum. Ruhları şad olsun. Ayrıca bu röportajı benimle gerçekleştiren, severek okuduğum TJK’nın Sesi Dergisi’ne ve tüm ekibe teşekkürlerimi de iletiyorum… OSMAN ATAKOL YAVUZ SARIKAYA HİLMİ NARMANLI HAKAN YÜCETÜRK ERCAN EMRE HİLMİ NARMANLI YEĞENLERİ İLE BİRLİKTE VELİEFENDİ HİPODROMU’NDA YARIŞLARI İZLERKEN...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=