2018_Subat
48 Eğer spora adanmış bir yaşam sürüyorsanız, diğer alanlarda kendinizi geliştirmeye pek fırsat bulamıyorsunuz. Açıkçası, Suriye’nin haritadaki yerini bile bilmiyordum. Ailem karşı çıksa da, 25 yaşındaydım ve çok da düşünmeden kontratı imzaladım ve yola çıktım. O zaman, ne Suriye’de 9 yıl kalacağımı ne de dünyanın en zengin 7’nci iş adamı olan Aidi Osman için kontrat imzaladığımı bilmiyordum. Başarılı bir sporcu olmak ile antrenör olmak arasında büyük fark var. Ben başarılı bir sporcuydum ve antrenör olmayı hedeflemiyordum. Fakat, bu benim ilk antrenörlük deneyimimdi. Burada kaldığım süre boyunca harika günler geçirdim. Osman Aidi’ye ait olan Ebla Cham Palace’da harika bir odada kalıyordum. Orta Doğu Kültürü ile tanıştım. Sanırım, bütün ülkede spor ayakkabı giyen tek kadın bendim. Ayrıca, her gün atlarla birlikteydim ve 2005’te doğan oğlum, Daniel Omari’nin babasıyla da Suriye’de tanıştım. Yıllar geçiyordu. İzinlerimde ülkeme dönüp ailemi ziyaret ediyordum. Bu ziyaretlerin birinde, spor hayatımın ne durumda olduğunu sorgulamaya başladım. Biniciliği hobi olarak yapan öğrencilerim, yarışmalara hazırlanmıyorlardı. Suriye vatandaşı olmadığım için ben de yarışmalara katılamıyordum. Ayrıca, henüz dresaj kategorisinde yarışlar da düzenlenmiyordu. Hem sportif sebeplerden hem de özel sebeplerden dolayı çalıştığım kulüpten ayrılarak Bulgaristan’a döndüm. Döner dönmez antrenör olarak çalışmaya başladım. Ayrıca, Bulgaristan Binicilik Federasyonu’nda da görevler alıyordum. Ailem ise hala avukat olmamı istiyordu. Baskılara daha fazla dayanamadım ve Hukuk Fakültesi için sınavlara hazırlandım, kazandım da. Hukuk Fakültesi’ne başladım fakat, bu işin bana göre olmadığını anlamam sadece bir yıl sürdü. Babam hayal kırıklığına uğradı. Annem ise beni anlıyordu. Bu dönemde, binicilik yarışmalarında hakemlik yapmaya başladım. Çünkü, Spor Akademisi’nden Engel Atlama, Dresaj ve Konkur Komple branşları için Ulusal Hakem Belgesi alarak mezun olmuştum. Daha sonra, Atlı Dayanıklılık Yarışmaları için de eğitim aldım. 2000 yılına geldiğimizde ise Uluslarası Hakemlik Belgemi aldım. Sonraki birkaç yıl ise çok hızlı geçti. 2004’te biniciliğe başladığım günden itibaren kurduğum bir hayali gerçekleştirdim. Atina Olimpiyatları’nda görev aldım. Dünyanın en iyi yarışmacılarının yer aldığı bu organizasyonda bulunmak bile harikaydı. Artık, Uluslararası Binicilik Federasyonu (FEI)’na bağlı bir hakem olarak, Türkiye, İngiltere, ABD, Rusya, Ekvator, Kenya, Kırgızistan, Mısır, İran, İspanya’nın da aralarında bulunduğu, 30’dan fazla ülkede ve 5 farklı kıtada görev yaptım. Gittiğim bu ülkelerde hakemlik yapmanın yanı sıra antrenörlere seminer verdim. Bir buçuk ay içinde 28 uçuş yaptığım zamanlar oldu. Peki, Samsun’a gelmeye nasıl karar verdiniz? 6 yıl önce, hayatını atlara, spora ve biniciliğe adamış olan birinin Bulgaristan’da gelebileceği en yüksek nokta olan Federasyon Genel Sekreterliği için seçimlere katıldım. Seçime katılan dört aday içinde tek kadın bendim. 64 binicilik kulübünün oy kullandığı bu seçimlerde kaybettim. Ülkem için elimden gelen her şeyi yapmıştım, artık spor kariyerime devam etmem gerekiyordu. Bu dönemde sıkça, Türkiye ve Yunanistan’da düzenlenen yarışmalara görevli olarak gidiyordum. Türkiye benim ilk defa geldiğim bir yer değildi. Yaklaşık 10 yıldır, Türkiye Binicilik Federasyonu’nun düzenlediği birçok yarışmada görev alıyordum. Benim bilgime ve tecrübelerime güvenmiş olacaklar ki, Türkiye Binicilik Milli Takımı Seçmeleri’nde görevler aldım. Türkiye’yi yurtdışında temsil edecek sporculara seminerler verdim. Bu görevlerimden birinde, 2.5 yıldır Samsun’da çalışan bir Bulgar eğitmen ile tanıştım. Samsun’un nerede olduğundan haberim yoktu, ona sorduğumda ise “Çok uzakta...” yanıtını aldım. İletişim bilgilerimizi aldık. Daha sonra, Bulgaristan’a döndüm. Fakat çok zaman geçmeden bir gün telefonum çaldı. Arayan, Bulgar eğitmendi. Bana, “Başka bir ülkeden iyi bir teklif aldım, ve buradan ayrılıyorum. Burası harika bir klüp ama profesyonel yardıma ihtiyaçları var...” dedi. Ben de düşündüm ve “Neden olmasın?” dedim. Hemen uçak biletlerimi aldılar ve beni on gün boyunca misafir ettiler. Daha ilk günümden itibaren, bu harika şehirde kalacağımı biliyordum. Binicilik Kulübü’nün, çok büyük bir alana kurulduğunu ve gelişmeye açık bir yer olduğunu gördüm.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=