2018_Ocak

28 TJK’NIN SESİ OCAK 2018 ATLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI… Tüm evcil hayvanlar içinde, organların birbirleri ile uyumlu çalışması ve dış etkilere karşı çok duyarlı olması açısından atların sindirim sistemi eşsizdir diyebiliriz. Sindirim organları bir orkestra uyumu içinde görev yaparlar. Kör bağırsak içindeki mayalanma (fermentasyon) sayesinde bitkisel kökenli bir karbonhidrat olan selüloz, parçalanarak yararlı duruma getirilir. Atların sindirim sisteminin bu düzeye gelişi, milyonlarca yıllık bir evrimin sonucudur. Doğadaki bütün canlı organizmalar, günlük gereksinimleri ve yaşamlarını devam ettirmek için çeşitli besin maddelerinden enerji almak zorundadırlar. Türlerinin devamı için, diğer bir deyişle üremeleri ve çoğalmaları için de besin maddelerine ihtiyaç duyarlar. Dış çevre ortamında çok zengin bitkisel kaynaklar kolaylıkla erişilebilecek durumdadır. Çeşitli bitkilerden elde edilen besin maddeleri, beden içinde bir çok kimyasal değişime uğrayarak atın dokularına, uygun şekle dönüşerek kullanılabilir forma gelirler. Bitkilerde en çok bulunan polisakkaritlerden selülozun parçalanması, atın kendi sindirim enzimleriyle olanaksızdır. Sindirimi en zor olan bitkisel besin maddesidir. At, eşek gibi tek tırnaklı hayvanlarda selülozun sindiriminde kör bağırsaklardaki fermantasyondan yararlanılır. Bu hayvanların kalın ve kör bağırsaklarında yaşayan yararlı bakteriler selülozun parçalanmasını sağlayarak uçucu yağ asitlerinin oluşmasına neden olurlar. Atın organizması, uçucu yağ asitlerini bağırsak duvarından emebilir ve glikoz ile yağların sentezinde enerji kaynağı olarak kullanabilir. İnce bağırsaklarda sindirilemeyen selüloz, yararlı bakteriler tarafından parçalanarak, atın bedeni tarafından kullanılabilecek şekle dönüştürülmüş olur. Memeli hayvanların sindirim sistemini zorlayan bir başka madde de lignindir. Karbonhidrat yapısında olmayan bu madde, bitkilerde canlı dokulara yapısal güç verir, korur ve hücre duvarındaki yapısal bileşenlere koruyucu görev yapar. Bitkisel besinlerin atın ağzında çiğnenmesi ve tükrük ile ıslatılması sonucu, bu besinler mideye geçince sert, odunsu hücre duvarından ayrılan selüloz ve diğer besin maddeleri, kalın bağırsaklarda mikroorganizmaların hücumuna uğrarlar. Böylece parçalanarak ve sindirime hazır hale getirilerek, atın bedeni için yararlı şekilde kullanılabilir ve dokulara ulaşabilirler. Atın sindirim kanalına bakarsak, ağızdan başlayan uzun bir tünel halinde olduğunu kabul edebiliriz. Ağız yapısı ve dişler otları koparıp, parçalayıp, çiğnemeye uygundur. Alt ve üst dudaklar, yemleri ve otları seçerek alır, öğütücü dişler, öndeki kesici dişlerin kopardığı otları değirmen gibi parçalayıp ezerler. Güçlü kas yapısına sahip olan dil ise, ağız içinde yemlerin çiğnenmesi için uygun pozisyona getirilmesini sağlar. Çiğneme sırasında tükürük bezlerinden çıkan, tükürük ile karışan yem ve otlar ıslatılır ve yumuşatılır. Böylece sindirimin bir sonraki aşamasına hazır duruma getirilir. Kaba yemlerin içerdiği özellikle silikatlar gibi tahriş edici maddeler, dişlerin üst yüzeylerinde zamanla aşınmaya neden olurlar. Anatomik anormallikler ve yaralanmalar atın yemleri çiğneme hareketlerini etkileyerek, anormal şekilde çiğnemesine yol açar. Bu durum da dişlerin aşınma yüzeylerinin farklı şekilde aşınmasına neden olur. Bilindiği gibi dişlerdeki aşınma düzeylerinden atın yaşını belirlemek olasıdır. Yemek borusunu oluşturan kasların yapısı çok ilginçtir. Aşağı yukarı kalp seviyesine ulaşıncaya kadar, istemli çalışan, çizgili kaslardan oluşur. Bu noktadan mideye kadar olan bölümün kas yapısı istemsiz çalışan (organizmanın iradesi dışında), düz kasları içerir. Bu özel yapısı nedeniyle, diğer evcil hayvanlardan farklı olarak, mideden yemek borusu boyunca ağıza doğru istemli bir şekilde peristaltic hareket yapılamaz. Dolayısıyla atlar kusamazlar. Bu nedenle besinler bir kez yutuldu ise, sindirim kanalından geçerek ilerlemek zorundadırlar. Yemek borusuna giren besinler aşağı doğru hareket ettirilerek mideye doğru gönderilir. Fakat besinlerin yemek borusu içinde kolayca ilerleyebilmeleri için, iyice çiğnenerek küçük parçalara ayrılmış ve ıslatılmış olmaları gerekir. Eğer yutulmaya çalışılan lokma, çok kuru ve çok iri ise, atın boğazına takılabilir. Boğuluyormuş gibi belirtiler gösterir. Bu tip boğulma olayları kendi kendine düzelirse de, bazen bir veteriner hekimin yardımına gerek olabilir. Kendiliğinden iyileşen olaylar bir süre için de olsa ata rahatsızlık verir. Bazı boğulma olaylarında, tıkanma bölgesinde oluşan yara(lar), buraya sık sık besinlerin takılmasına ve bu nöbetlerin tekrarlamasına yol açabilirler. Çok ciddi boğulma olaylarında yemek borusu yırtılabilir. Yemek borusunun iyileşme özelliği zayıftır. Bakteriyel enfeksiyon da gelişirse, bu durumun sonu kötüdür. Atların midesi, sürekli otlamalarına uygun şekildedir. Atın tüm sindirim sisteminin hacmi yaklaşık 120 litre iken, midesi bunun onda biri kadardır (12 litre). Bu nedenle tüm sindirim sistemi ile kıyaslanırsa, mide küçük kalır. Doğada veya harada serbest yetiştirilen atlar, günün yaklaşık üçte ikisini otlayarak geçirirler. Bu da ortalama 15 - 16 saate denk gelir. Azar azar yedikleri için midenin küçük olması dezavantaj oluşturmaz. Yutulan otların mideden geçişi için yeterli zaman vardır. Mide başta olmak üzere, tüm sindirim sistemi organları, özellikle çayır otu gibi kaba yemleri sindirecek şekilde, sık sık ve küçük porsiyonlar halinde beslenmeye uygun yapıdadırlar. Bu nedenle atların öğün sayısı, gün içinde fazla tutulmalıdır. Atların mide dokusu insanlarınkine benzetilebilir. Sindirim için gerekli asitlerin üretildiği ve dışarı salındığı bezli bölüm ve herhangi bir salgı bezi içermeyen salgısız veya bezsiz bölüm vardır. Ağızda öğütücü dişler ve tükürük ile başlayan besinlerin sıvılaştırma süreci midede devam eder. Mide içinde hapsedilen içerik , salgı bezlerinden dışarı bırakılan asit VET. HEKİM REHA GÜLTEPE AT SAĞLIĞI

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=