2018_Nisan

39 TJK’NIN SESİ NİSAN 2018 Cemal Hünal DEMİR TOKDEMİR KADİR ÇİVİCİ Bu röportajı Y outube kanalımızdan izleyebilirsiniz. / TJK’NIN SESİ Cemal Hünal, Türkiye’nin en sevilen ve tanınan oyuncularından birisi. Fakat oyunculuğunun yanı sıra tam bir at aşığı. Adeta kendi yaşamının merkezine oturttuğu atların değerini kelimelerle ifade edemiyor ve yerine başka hiçbir şey koyamam diyor. H obi olarak başladığı atlı okçuluğu profesyonel olarak devam ettirdiğini söyleyen başarılı oyuncu, hayatın atlarla daha güzel ve renkli olduğunu söylüyor. Kendisine ilk olarak oyunculuk kariyerine nasıl başladığını soruyoruz? Şimdi çok komik gelecek ama oyunculuk kariyerimi de bir nevi atlara borçluyum. Çağan Irmak’ın Ulak Filmi’ne Yetkin Dikinciler’in at dublörü olarak gittim ve benim için de bir kariyer başlangıcı oldu. Atlarla ilk buluşmanız nasıl oldu? Benim dedemin kocaman Petek isminde bir yarış atı vardı. Beni, 2 yaşlarımdayken onun üstüne koydular. Atlarla ilk yakın temasım da bu şekilde oldu. Çocukken babam hep kağıttan at figürleri keserdi, hep atlara karşı büyük bir ilgim oldu. 9 yaşlarıma geldiğimde Sipahi Ocağı’nda dersler almaya başladım, fakat devam etmedim. Açıkçası istemedim. Çünkü kafamdaki atçılık o değildi. Taa ki 15 sene öncesine kadar… O zamanlar Yalova’da sık sık kampa gidiyordum, çok güzel yerlerdir. Samanlı Dağları, dünyanın en çeşitli botanik ormanlarından birisine sahiptir. 187 çeşit ağaç, aynı doğa içinde bulunuyor ve oralarda çok kamp yaptım. İşte oralarda gezerken bir orman köyüne denk geldim ve çok enteresan şekilde herkesin atları vardı. Yerli küçük atlar ama çok güçlüler, yer yer Arap yer yer Rahvan atları… Semerler, eyerler, alakasız birbirini tutmayacak binbir parça teçhizat… Ve bu insanlar dağlara çıkıp 8 - 10 km tırmanıp, odun kesip, atlara yükleyip, bunları dağdan indirip kamyona yüklüyorlardı. Onları izlerken orada bir tane at gördüm. Kendisiyle birlikte arkasındaki birkaç katırı ve kendisini tutan adamı yamaçtan aşağıya çekiverdi ve hepsi birden yuvarlanarak aşağıya indiler. Ben o atı orada satın aldım. Sonra, haftanın 3 - 4 günü Yalova’ya gitmeye başladım. Meslek olarak da o dönemde metin yazarlığı yapıyordum, henüz oyunculuk kariyerime başlamamıştım. Orada, insanların ve atların birlikte çalıştığı bir ortamda, yani çok başka bir şeyden bahsediyorum… Bu bir spor değil, çok ölüm kalım durumlarıyla karşılaşıyorsunuz. Mesela ben Amerikalılar’ın atçılığını çok beğeniyorum. Neden? Çünkü, onlarda da iş atları olduğu için bir şekilde atlarını alıştırmışlar ve işin gerekliliğine göre çok iyi terbiye verebiliyorlar. Korkusuz, boş dizginde giden ve ata çok fazla yeti kazandıran bir binicilik şekilleri var. at sevdası

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=