2018_Kasim

41 TJK’NIN SESİ KASIM 2018 8/ Bilindiği üzere 2 yıldır dünyanın en prestijli yarışlarından olan Prix De L’ Arc De Triomphe’u Enable kazanıyor ve sosyal medyada “Winx ile karşılaşsa ne olurdu?” sorusunu akıllara getiriyor. Sizce bu karşılaşma iki kısrağın da koşabileceği 2000 metre çim pistte gerçekleşse nasıl sonuçlanırdı? Enable ile L’ Arc’da karşılaşsak çok büyük bir yarış olurdu. Benim de en büyük isteğim buydu. Antrenör olup, ileride kariyerime devam ettiğim zaman kazanmayı hedeflediğim iki yarış var. İlki tabi ki ülkemdeki Gazi Koşusu’dur. Gazi Koşusu’nun önemi ve kazanmanın verdiği onur tartışılmaz. İkincisi de Prix De L’ Arc De Triomphe’dur. Enable’a dönecek olursak, sadece 2000 metrede değil, kendisinin ideal mesafesi olan 2400 metrede dahi onu geçebileceğimizi düşünüyorum. Eğer ki koşu içindeki geçiş tempolarına bakacak olursanız, Winx’in arkada da beklese, önde de gitse, koşu içerisinde sıkışsa veya tempo hızlı da olsa, yavaş da olsa baskı altında sınırları zorladığını ve kendisi rahat haldeyken inanılmaz derecelerle koşuyu tamamladığını görebiliyorsunuz. Sonuç olarak, Usain Bolt ister Avustralya’da koşsun, ister Amerika’da koşsun, ister Afrika’da koşsun, yine aynı dereceyi yapacaktır. Bunun mantıken açıklaması budur. Tabii, L’ Arc kalabalık yarış olduğu için tek şüphem bu olabilir. Burada birçok safkan bizimle koşmak istemiyor, dolayısıyla 7 - 8 atla koşuyoruz. Fakat, Dubai Turf’te koşsak, 1800 metre çimde Winx’in geçileceğini zannetmiyorum. 9/ Artık emekliliğine yaklaşan Winx’ten sonra mesleki olarak planlarınız nelerdir? Benim yurtdışına çıkma amacım zaten antrenör olabilmek, öğrendiğim sistem ve tekniklerle ülkeme dönüp antrenörlük yapabilmekti. Bu halen aklımda… Her zaman insanın kendi ülkesindeki başarısı daha üstündür. Winx’ten sonra bunu değerlendireceğim, fakat Avustralya’da harcadığımız yaklaşık 15 senenin sonucunda, Avustralya yarışçılığını artık iyi bildiğim ve ikramiyeler dünya standartlarının üzerinde olduğu için burada devam etme ihtimalim de var. At sahipleri ve iş adamlarıyla bazı görüşmelerim oldu. Winx’ten sonra bunları da değerlendireceğim… Yani gelecek hedefim kesinlikle antrenörlük olacak. Başarıyı daha yükseklere taşıyıp, Türk atçılığını temsil etmek istiyorum. 10/ Avustralya’da uzun yıllardır kalan ve meslek gereği sektörü yakından takip eden biri olarak, orada at koşmak, antrenörlük yapmak ve at binmeyi düşünenlere tavsiye olarak neler söylersiniz? Ayrıca sizi yakından takip edip, başarılarınızla gurur duyan ve sosyal medya vasıtasıyla bunu paylaşan yarışseverlere mesajınız nedir? Gerek işçi olarak, gerek binici olarak, gerekse de sektörün farklı bölümleriyle uğraşan kişilerden, “Avustralya’ya nasıl gidebiliriz?” diye sorular alıyorum. Eskiden biraz daha kolaydı, fakat şimdi zorlaştı. Dünyadaki işsizlik ve ekonomik kriz nedeniyle buraya yoğun talep var. Özellikle Hindistan ve Çin’den aşırı bir yığılma söz konusu. Bu nedenle katı kurallar konulmaya başlandı. Yine de en başta İngilizce’nin şart olduğunu söyleyebilirim. Belirlenen uluslararası standartlardaki İngilizce sınavlarından geçebilirseniz, referanslarınız da uygunsa, anlaştığınız yerlerde işe başlıyorsunuz. Fakat at koşabilmek için hiçbir zorluk yok. Sadece gelirinizi ve bir ata bakabileceğinizi kanıtlıyorsunuz. Zaten Turhan Çakar gibi, Türkiye’den burada at sahibi olan kişiler var. Burada at sahibi olmak ekonomik olarak çok mantıklı. Yaptığınız yatırımı geri alabileceğiniz bir ülke. Ayrıca, verdikleri desteklerden dolayı Türkiye Jokey Kulübü’ne ve yine desteğini yakından hissettiğim tüm at yarışı severlerine teşekkür ediyorum. Winx ile uzun bir yolculuk oldu ve henüz bitmedi. Onlarla bu mutluluğu paylaşmaktan gurur duyuyorum. Teşekkürler...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=