2018_Aralik

37 TJK’NIN SESİ ARALIK 2018 Bir de koşmayan at yoktur, her at koşar ama gücü nispetinde... Bunları yapabilmek için atı çok iyi takip ve idare etmek lazımdır. Bunları yapmazsan başarı tesadüf olur. Ona da antrenörün değil atın başarısı denir. Eğer elinde on tane at varsa ve sen hepsiyle kazanç yakalayabiliyorsan, işte o zaman çok başarılı bir antrenör olursun. UNUTAMADIKLARIM… Arek Kuyumciya’nın Perfecto isimli bir tayı vardı, onu hiç unutamam. O taya büyük ümitler bağlamıştık, hatta Gazi’yi kazanırız gözüyle bakıyorduk, fakat koşmak nasip olmadı. O sene Pontiac ile Gazi’de üçüncülük elde ettik ki bence Grup atı değildi. Eğer o sene Gazi’yi koşabilmiş olsaydık, Perfecto ile kazanacağımı düşünüyordum. Perfecto dışında, Tuncel’i, Bimba Star’ı, Belmont’u, Özhaber’i, Gülengül’ü, Rampoldi’yi, Başpilot’u unutamam. Daha da aklıma gelmeyen çok özel atlarla çalıştım. ESKI ATLARIMIZ DAHA IYIYDI… Örneğin Karayel, dünya çapında bir safkandı. O bir şampiyon değil, şampiyonlar şampiyonuydu. Öyle bir at bugün olsa koştuğu yarışları kenter kazanırdı. Seren, bugün koşsa hiçbir at onu geçemezdi. Hafız bunlara keza geçilmezdi. O yıllardaki atlarla şimdikileri kıyaslamamız mümkün değil. Avrupa’yı koşan at sayısı olarak yakaladık, fakat kalite olarak geri gittiğimizi düşünüyorum. Zaten her şey ortada… Bugün kim diyebilir ki bir Hafız’ı, Karayel’i, Seren’i, Nadas’ı, Sadettin’i, Sadrettin’i günümüz atları geçebilir diye?.. Yapılan derecelere de çok aldanmamak lazım. Eskiden çim pistimiz köklü çimdi, o sahada derece yapmak çok zordur. Bugün Handikap Koşuları’nda derece yapan atlar oluyor, sonra ortada yoklar. Bakın, 1200’ü 1.09, 1600’ü 1.34 yapan at şampiyondur ve geçilmez. O nedenle ben dereceleri bir kıstas olarak kabul etmiyorum ve ne yazık ki o senelerde getirdiğimiz kaliteli safkanları artık göremiyorum. Nur içinde yatsınlar Sadık Eliyeşil, Sadun Atığ, William Giraud bu orijinleri getirdi ve bizler hala o safkanları konuşuyoruz. Artık o kaliteyi sahalarımızda göremiyoruz. Yurtdışından atlar geliyor rakip bile olamıyoruz. Sabırlı, Southern Dancer, Ribella gibi birkaç tane atımız ile başarı sağladık, çoğunlukla hep gerilerinde kaldık. EĞITIME ÖNEM VERMELIYIZ… Başta da dediğim gibi alt yapımızı geliştirmemiz, Avrupa’ya eğitime antrenörlerimizi göndermemiz lazım. Orada eğitim alan çocuklar, daha sonra buraya gelip eğitim de verebilirler. Seyislerimizi eğitelim… Seyislik sadece ata havlu çekip gezdirmekle olmuyor. Atı her anlamda anlayıp, varsa sorunlarını görebilmeli. Mesela, burada çok değerli eski jokeylerimiz var. Kazım Yıldız, Mümin Çılgın, Süleyman Akdı gibi... Bunların her birinin tecrübelerinden yararlanmak lazım. Gerekirse apranti adayı çocukları grup grup ayırıp bu duayen isimlere vereceksiniz ve birbirlerine rakip yapacaksınız. Bu jokeylerimiz sahaya damga vurmuş çok tecrübeli isimler. Eskiden jokeylerimiz ahırdan yetişirdi, oturup sayalım hepsi çok başarılılar. Neden? Çünkü, orada antrenör birebir ilgilenirdi ve yetersiz görürse senden jokey olmaz diyerek gönderirdi veya seyis yapardı. Sonuç olarak atçılığımızı ileri taşımak için antrenörlerimizi, jokeylerimizi, seyislerimizi doğru şekilde eğitmemiz gerekiyor. Daha da önemlisi, para atçılığımızın önüne geçmemeli. At sahibi her şeye karışmamalı ve antrenörüne güvenmeli. Çünkü, at sahibinin karışmalarından ötürü oluşan başarısızlıklar da antrenörlerden biliniyor. Tüm atlarımızın ayaklarının düz basmasını temenni ediyor, tüm camiamıza başarılar diliyorum. KEMALETTİN EZGİ KAMİL ARDA KEMALETTİN EZGİ, SUUDİ ARABİSTAN’DA YARIŞ ÖNCESİ TAKTİK VERİRKEN... 2012 BUCA BELEDİYE BAŞKANLIĞI KOŞUSU SONRASI DÜZENLENEN KUPA TÖRENİ...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=