2018_Aralik
ve manejler inşa ettim. Zaten, çiftliğimiz orman sınırında bulunuyor. Bu ormanın içinde de gezinti alanları ve doğal patikalar bulunuyor. Manejde at binmenin yanında, ormanda safari binişleri de gerçekleştirebiliyoruz. 4/ Atlarınızın bakımını nasıl yapıyorsunuz? Ben bir karar aldıktan sonra hemen harekete geçmek isterim. Bu nedenle, atlarla tanıştıktan sonra da hemen bir tane at aldım. Hemen herkes, “Senin bir veterinere, nalbanta, malzemeye, yere vb ihtiyacın olur” dedi. Bunlar benim gözümü korkutmadı ve hepsini başarabilirim dedim. Yeri geldi nalbant oldum, yeri geldi veteriner olup, atımı ameliyat ettim... Ne yazık ki, Amasya’da atlar konusunda tecrübeli bir veteriner yok. Hatta, buradaki veterinerler zaman zaman benim tecrübelerimden yararlanıyorlar. Bu nedenle, acil durumlarda ne yapılması gerektiğini bilmiyorsanız, çok üzücü şeyler yaşanabiliyor. Ben bu konuda, Sağlık Meslek Lisesi’nden mezun olmamın çok avantajını gördüm. Elbette bir hata yapmamak adına, danışıp bilgi aldığım uzman veterinerler var. Bunun yanında, belirli aralıklarla buraya gelen gezici bir nalbantımız var. Fakat, bazı durumlarda nal değişiminden kısa bir süre sonra atın nalı düşebiliyor. Bu durumda, nalbantın hemen tekrar gelmesi mümkün olmuyor. Bu nedenle, birçok defa nal çaktığım oldu. Fakat, nalbantlığın beni aştığını ve bir uzmanlık gerektirdiğini, ne kadar iyi nal çakmış olursam olayım, bunun benim işim olmadığını söyleyebilirim. Okul günleri saat 08:30’da zil çalar ve ders başlar. Ben de her sabah 07:30’da burada olurum. Atlarımı kontrol eder ve günlük bakımlarını yaparım. Nadiren de olsa, gelemediğim günlerde çiftliğimizin yakınında ikamet eden ve at bakımı konusunda kendi yetiştirdiğim kişilerden o gün için bakım yapmalarını rica ederim. Fakat, çok zorunda kalmadıkça bunu tercih etmiyorum. Kendim görmedikçe içim rahat etmiyor. Bunun yanında, öğle aralarında ve okuldaki mesaim bittiğinde, yeniden atlarımın yanına gidiyorum. İlk aşamada kimse benim beş tane atım olduğuna inanamıyordu. Çünkü bir memurun, öğretmenin, okulda çalışan bir idarecinin atı olması fikri onlara çok yabancı geliyordu. “Nasıl olur? En azından köyde yaşamaları gerekir...” diyorlardı. Her şeye rağmen bunları söyleyen herkes, bir gün çiftliğimize gelip at sevgisinin bir şekilde tüm zorluklara galip geldiğini gördüler. 5/ Öğrencilere binicilik dersi verme fikri nasıl oluştu? Ben bir eğitimciyim ve öğretirken büyük bir haz duyuyorum. Özellikle, daha önce hiç ata binmemiş ve atlardan çekinen insanları ata ısındırmak, daha sonra onlara at binmeyi öğretmek, benim asli görevimmiş gibi geliyor. Daha önce birçok kişiyi ata bindirdim. Hiçbir hayvana dokunamayan birçok insan atlara dokunabiliyor. Bunu da atların cazibesine bağlıyorum. Çok asil canlılar. Ayrıca, geçmişte bizim için çok önemli bir yere sahip olan atlar ile Türkler’in ilişkisi hakkında bir Fransız tarihçi şöyle demiş, “Türkler, 2000 yıl boyunca dünyanın üçte ikisine hükmetmiştir. Atları ve savaşa olan yatkınlarından dolayı...” Kaşgarlı Mahmut da Türkler ile atların bütünleşmesini, “At, Türk’ün kanadıdır” sözüyle özetlemiştir. Ben bir eğitimciyim ve bir eğitimci olarak, memurlar gibi “sabah sekiz - akşam beş” zihniyetine karşıyım. Yani, “Çıkış zili çaldı, okul kapandı. Eğitim bitti!” zihniyeti söz konusu olamaz. Çünkü, benim de okul çağında bir çocuğum var. Kendi çocuğumun öğretmenine örnek olabilirsem, o da mesai saatlerini gözetmeksizin evladıma bir şeyler katmaya devam edecektir diye düşünüyorum. İlköğretimin son kademesi olan sekizinci sınıfta okuyan öğrenciler, Liseye geçiş sınavlarına giriyorlar. Bu sınava hazırlanan neredeyse tüm çocuklar da stresli bir dönemden geçiyorlar. Ben, “kendi çocuklarım” olarak adlandırdığım öğrencilerim için de bu eğitimi verme ihtiyacı duydum. Çünkü, “Bal tutan parmak yalanır” diye bir laf vardır. Atlar, okulumuza çok yakın bir yerde bulunuyor, ben de bir eğitimciyim. “Neden benim çocuklarım bu imkandan yararlanmasın?” diye düşündüm ve geçtiğimiz yıl sekizinci sınıflar için bir ünite ve 6 ders saatinden oluşan, “Temel Binicilik Eğitimi” projemizi hayata geçirdik. Tabii, abilerinin ve ablalarının ata bindiğini gören daha küçük sınıflar da ata binme konusunda çok ısrar ettiler. Bu yıl için dersimizi, yine havaların ısınmaya başladığı ilkbahar aylarında vermeyi planlarken, öğrencilerimizin ısrarıyla sonbaharda vermeye başladık. Atların, insanlar üzerindeki olumlu etkileri tartışılmaz. Biz de geçtiğimiz yıl, “Temel Binicilik” dersi alan öğrencilerimizde olumlu sonuçlar gözlemledik. Bu ders, özellikle kendilerine güvenmeleri konusunda çok yardımcı oldu. Çocuklarımda, “Ben de bir şeyler yapabilirim” inancı çok güçlendi. Bu özgüven, günlük hayatlarına ve eğitim hayatlarına katkıda bulundu. Bu noktada, sadece kendi öğrencilerime değil, sivil toplum kuruluşlarından gelen talepleri de geri çevirmiyorum. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının düzenlemiş olduğu yaz kamplarına katılan çocuklarımız için gönüllülük esasına dayalı, günübirlik etkinlikler yapıyorum. Bu etkinlikler sayesinde çocuklarımıza okçuluk ve binicilik ile ilgili tanıtımlar yapıyorum. Belki de bir gün o çocukların içinden bir “Akif” çıkacak ve hem okçuluğu hem de biniciliği çok güzel icra edecek... Bu adımı da benim aracılığımla atmış olacak. 6/ Önümüzdeki günlerde gerçekleştirmeyi istediğiniz projeleriniz var mı? Benim bu çırpınışımı duyan devlet büyüklerimiz, projeme çok destek oldular. Vali Bey bizzat ziyaretime gelip, “Sen bizim için bir değersin, sana sahip çıkmamız lazım” diyerek, beni onurlandırdı. İleriye yönelik planlarım arasında, güzel bir binicilik tesisi kurmak var. Bu tesise gelen insanların, rahatça kahvaltısını yapabileceği, eğlenebileceği bir yaşam alanı kurmak istiyorum. Ben her zaman daha iyisini yapabilmek için çalışıyorum. Bunun için bana çok güzel dönüşler oldu ve destek almaya da başladım. Önümüzdeki günlerde, çok daha güzel bir tesiste, sadece kendi çocuklarımı değil, Amasya’nın tüm çocuklarını atlarla tanıştırıp, onlara at sevgisini aşılamayı arzuluyorum..
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=