2018_Agustos
29 TJK’NIN SESİ AĞUSTOS 2018 1968 yılında ilk kez İstanbul’da düzenlenen Gazi Koşusu’nun yanında birçok önemli yarış kazanma başarısını göstermiş şampiyon jokeyimiz namıdiğer, “Çift Kamçı” Sedat Okumuş, geçtiğimiz Temmuz ayında vefat etti. Kendisi ile gerçekleştirilen son röportajı siz okuyucularımıza sunuyoruz... “OĞLUM, SENİ JOKEY YAPAYIM MI?” 18 Eylül 1945 tarihinde, Kütahya’da doğdum. Biz, aslen Simav’ın Yağıllar Köyü’ndeniz. Daha İlkokula başlamadan önce, atlara bindiğimi hatırlıyorum. İyi de at binerdim. Altı adet atı yan yana duracakları şekilde birbirine bağlar, birine atlayıp bütün atları koştururdum. Dörtnala gittiğimiz sırada, sırayla diğerlerine atlayarak, at değiştirirdim. İlkokul çağına gelince, Süleymaniye’de bulunan Çerkez Köyü’ne göçtük. O zamanlar, Ekrem Kurt, Kazım Yıldız, Mehmet Emin Özdekli, Sami Tınaz, İsmail Dinçer, Mümin Çılgın gibi jokeylerin at bindiği yıllardı. Yanlış hatırlamıyorsam, 1956 yılında, kendisi de bir Süleymaniye’li olan Ekrem Kurt bana, “Oğlum, seni jokey yapayım mı?” dedi. Ben de o zaman İlkokul üçüncü sınıfta okuyordum. Bu teklifi kabul edince okulu bırakmak zorunda kaldım. Fakat, daha sonra İlkokulu dışarıdan tamamladım. FOTOĞRAF ARZUSU... O zamanlar, jokey olmak için gereken sınavı merhum Orhan Meker yapardı. Tribünde oturur, Zeki Sertol, Burhan Şenemgen, Kamil Oladlı gibi antrenörlere jokey hakkında rapor verirdi. Ben de 1961 senesinde, sınava girdim. Orhan Meker at binişimi beğenmiş olacak ki, lisansımı verdiler. Lisansı aldık ama o zamanlar henüz yaşımız çok genç, bize at bindiren de yoktu. İlk yarışımı 1962’de apranti olarak, Osman Atakol’a ait bir safkan ile kazandım. Osman Bey, bana %10 mont verdiğinde çok şaşırmıştım. “O şeride bile yaklaşmayan atı, şeridi yırtarak çıkarttın! Bu senin hakkındır!” demişti. Bir zamanlar, antrenörümüz Şükrü Yurteri’ydi. Cilve ve Rakkase isimli iki safkana beni jokey olarak yazmış. Ben, 54 kilo bindiğim bu iki yarışı da peş peşe kazanarak, ikili yaptım. Bir başka yarışta, Şeytan adında bir Arap atıyla koşacağım. O zamanlar çocuğum tabii, iki yarış kazanmışım ve resim çektirmek arzusundayım. Starting box da yok, startlar şerit veriliyor. Ekrem Ağabey bana bağırdı, “Sedat! Oğlum uyuma!” tam da bu sırada start verildi ve 1200 metre mesafeli yarış başladı. Artık çok geç olduğu için ne kadar çabalasam da en geri geldim. Herkesin, güzel bindiğimi söylemesine rağmen çok ağlamıştım. Fakat, bu bir ders oldu ve kendimi yetiştirdim. KAZIM YILDIZ HASTASIYDIM!.. O zamanlar bu imkanların hiçbiri yoktu. Eskişehir’den Ankara’ya tren ile iki günde giderdik. Vagonda atlar ile beraber yatardık. Başarılı olmak için ya doğuştan yetenekli olmak ya da çok iyi gözlem yapmak gerekiyordu. Ben tribünlere oturur, bütün yarışları tüm dikkatimle izlerdim. Hangi jokeyin nasıl at bindiğini, nasıl bir taktik izlediğini falan ezbere bilirdim. Favori jokeyim Kazım Yıldız idi... Sedat Okumus efsane jokey
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=