2016_Mart
29 TJK’NIN SESİ MART 2016 Bu durum kan hattının doğru eşleşmesi sonucu elde edilmiş bir başarıdır diye düşünüyorum. Daha önce de söylediğim gibi yüzde yüz sonuç almak gibi bir şey söz konusu olmasa da zaman zaman çok başarılı sonuçlara ulaşabiliyorsunuz. Şimdi aynı hattı devam ettirmek amacındayım. Kısrak kalitesinin önemini de unutmamak lazım, çünkü toprak iyi değilse ne ekerseniz ekin iyi verim alabileceğinizi düşünmüyorum.” İthal şartnamesi hakkındaki fikirlerinizi öğrenebilir miyiz? “Türkiye’deki kan hatları belli, bize uyumlu olan hatların belirlenip bunun üzerinden alımların yapılması gerekli. Osmanlıya baktığımızda o zamanlar da çok iyi atlar yetiştirilirmiş, zamanla biz onlardan kopmuşuz. Şimdi gidip yabancı ülkelerin yetiştirdiği safkanları alıyoruz. Ne zaman biz yetiştirip yurtdışına satmaya başlarız, işte o zaman başarılı olduğumuz söylenebilir. Nasıl ki sanayide ithalat yapmak kadar ihracat yapmak da önemliyse, atçılıkta da başarı için bunu yakalama zorunluluğu vardır. Şartnamede yazan zorunluluklar konusunda fazla bir fikre sahip değilim çünkü benim için önemli olan husus burada başarılı yetiştiricilik yapıp yurtdışına satabilmektir. Fakat yurtdışından alım yapılacaksa ve şartlar konulacaksa, bence dikkat edilmesi gereken husus, Türkiye’ye girecek safkanların kan uyumu ve kalitesi olmalıdır.” Türkiye Jokey Kulübü’nün yeni başlattığı Kadın Seyis Eğitimi hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce de kadın eli atçılığımıza değmeli mi? “Müthiş bir proje olduğunu düşünüyorum, kesinlikle kadınlar atçılığımızda olmalı. Çünkü kadınların şefkatli elleri bu işi çok daha kolaylaştırıp, atların vahşiliklerinin önüne set çekerek, onları daha cana yakın ve eğitime yatkın hale getireceğini düşünüyorum.” Son olarak atçılığa veya yetiştiriciliğe yeni başlayacak olan kişiler için tavsiyeleriniz ve önerileriniz neler olabilir? “At yetiştiriciliği her geçen gün biraz daha zor bir hal alıyor. Bunu bütün atçı arkadaşlarımız da yaşıyor ve biliyorlardır. Artık bu işin Tarım Bakanlığı nezdinde çok iyi desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Olumlu şartları sağlayamazsak her yetiştirici bir süre sonra bu işten bıkacaktır. Yetiştiriciliğin bütün dünyada kabul gördüğünü ve bizim kökenlerimizde de bu işin hep var olduğunu düşünerek hareket edilmesi ve devletin girişimcilere destek olması gerekmektedir. Örneğin, tarım konusunda dünyada kendi kendine yeten sayılı ülkelerdenken, bugün yurtdışından birçok şeyi ithal eder hale geldik. Sebep, tarımın yeterli desteği görememesi. Bu iş desteklenirse çok çok iyi yerlere varacağını düşünüyorum ve inanıyorum ki, İngiltere, İrlanda, Amerika gibi kendi atlarımızı yetiştirip ithal eden bir ülke yerine ihraç eden bir ülke halini alabiliriz. İhracat yapmak devlete de yarar sağlayacaktır. Eğer bu ülkede atçılık yapılacaksa, gereği şekilde yapılıp, gerektiği şekilde desteğini almalıdır.” AZARAKS
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=