2016_Mart
28 TJK’NIN SESİ MART 2016 Hulusi Çil’e ilk olarak kaç senedir atçılığın içinde olduğunu ve yetiştiricilikte neler yapılması gerektiğini sorduk? “1989’dan bu yana atçılık sektörünün içindeyim ve ilk yıllarda dikkatimi çeken olgu, atların çiftleşmesinin gelişi güzel yapıldığı olmuştu. Sonraları sahalarda başarıyı da yakalayamayınca kan takibi üzerine kitaplar okumaya başladım. Bunların yanı sıra at anatomisi, bakımı, yapısı gibi konuları içeren eserleri de incelemeye başladım. Türkiye’de bu tarz yayınları bulamıyorduk, o nedenle yurt dışına her çıktığımda bu tür kitaplardan alıp getiriyordum. Şuna inanıyorum, öncelikle yetiştirdiğiniz her ne ise çok iyi tanımalısınız, eğer iyi tanırsanız doğru hamlelerde bulunabilirsiniz. Kan takibi, doğru yayınları takip etmem ve tecrübelerim meyvelerini yıllar içinde verdi, başarı kendiliğinden gelmeye başladı. Şimdi de bu sistem üzerinden devam ediyorum. Yetiştiricilikte yüzde yüz başarı diye bir şey yok, fakat iyi kanların, iyi bakılıp iyi eğitilmesi ve uygun eşleşmelerin yapılması gerektiğine inanıyorum. Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu ise, hijyen, beslenme ve düzenli sağlık kontrolleridir. Çiftliğimizde her gün ahırlar temizlenip kireçlenir ve düzenli olarak veteriner kontrolleri yapılmasına dikkat edilir. Pansiyonculuk yapmadığımızdan dolayı da dışarıdan bir hastalık alma ihtimalimiz çok düşük oluyor. Ayrıca çiftlikte koyun, tavuk gibi hayvanlar beslemiyoruz, çünkü geçmiş tarihlerde iki tayım bağırsak düğümlenmesinden öldü ve yapılan otopsisinde koyun pisliğine rastlandı, bu tür hayvanların at ile beraber yaşamasını sakıncalı görüyorum. Türkiye Jokey Kulübü’nün veterinerleri de sağolsunlar aradığımızda hemen gelerek müdahalelerini yapıyorlar. Beslenme konusuna gelecek olursak, atlar büyük canlılardır ve ihtiyaçları da o oranda büyük olmaktadır. Atların özellikle bazı meyva ve sebzelere karşı düşkünlüğü vardır. Örnek vermek gerekirse kuru üzüm, elma, havuç gibi… Bu besinleri eksiksiz vermeye gayret gösteriyoruz. Burada asıl olan seyislerin gözlemleri, çünkü biz ne kadar dikkat etsek de onlar kadar takip edemiyoruz. O nedenle çalıştığınız ekibin kalitesi birinci önceliğiniz olmalı.” Türkiye’deki aygır potansiyelini düşündüğünüzde, kalite size yeterli geliyor mu? Özel girişimcilerin yurtdışından aygır ithal etmesini ne kadar faydalı görüyorsunuz? “Aygır ithalinin yapılması gerektiğini düşünüyorum fakat bunun gelişi güzel değil de kan takibinin yapılıp, yararlı olabilecek aygırların getirilmesinin sağlanması gerekiyor. Çünkü aygır getirip sadece sayıyı arttırmak bize bir fayda sağlamaz. Doğal olarak bu işte o kadar değişik faktör var ki, bir kısrağın aygırla uyumunu sağlayıp taya kaliteyi aktarabilmesi, bir de aygırın veya kısrağın yarış hayatı boyunca çok yıpranmamış olması, tayın yeteneğini arttıracak etkenler olduğunu düşünüyorum. Mesela, Secretariat hattını ben çok tutuyorum. Bu nedenle, Banknote ile kısrağımı çiftleştirdim ve Suzi Gold gibi bir şampiyon elde ettim.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=