2016_Kasım
37 TJK’NIN SESİ KASIM 2016 ‘‘ ‘‘ ‘‘ ‘‘ ‘‘ ‘‘ ‘‘ ‘‘ ‘‘ ‘‘ Gelecekle ilgili planlarınız nelerdir? Yaşadığımız süreç bunu mutlaka belirleyecektir. Kafamda belli bir tarih yok. Kendimi güçlü ve dinç hissettiğim sürece de mesleğimi icra etmeye devam edeceğim. Jokeyliği bıraktıktan sonra en büyük hayalim, Apranti Okulu’nda eğitmen olabilmek. Geleceğe başarılı jokeyler yetiştirmek gayesindeyim. Çünkü, ben mesleğime gönül vermiş birisiyim ve bu işin zorluklarını da en iyi bilen insanlardan birisiyim. Bu tecrübelerimin ışığında gelecek nesillere daha eğitimli ve bilinçli aprantiler yetiştirmeyi görev edinmek istiyorum. Biraz da bizlere mesleğinizin zorluklarından bahseder misiniz? Beni en çok yoran konuların başında, bindiğim atlarla kilomu eşitlemek oluyor. Bir diğer konu ise, pistlerimiz. Adana ve İzmir çimi gerçekten bizleri çok zorluyor ve ciddi risk altında bırakıyor. Mesela İzmir çim pistinde son 400’e kadar atları kontrol etmemiz neredeyse imkansız. Bunun sonucunda da ancak düzlük yarışı yapabiliyoruz. Fakat Ankara ve İstanbul çim pisti çok güzel, rahatlıkla taktik yarışları gerçekleştirebiliyoruz. Bu sene, Bursa çimi de tadilata alındı. Umuyorum oradaki problemler de giderilmiştir. Kariyerinizde ciddi bir olay yaşadınız mı? Bir çok yerim kırıldı. Hatta kırılmadık yerim kalmadı desem yalan söylememiş olurum. Bu sakatlanmalar bizim mesleğimizin olmazsa olmazı. Hangi arkadaşıma sorarsanız sorun, en az bir kaç tane ciddi problem yaşamışlardır. Beni en çok yatıran sakatlığım ayağımda oluşan yırtık oldu. Bir kaç ay sahalardan uzaklaşmak zorunda kalmıştım. Jokey olmak isteyen kardeşlerinize ne gibi tavsiyeleriniz olur? Önlerinde çok zorlu bir süreç var. Buna kendilerini hem zihnen hem de fiziken hazırlamaları gerekiyor. Jokeyliğin altın kuralı disiplindir. Sabah erken kalkacak, sporunu yapacak, yediğine içtiğine dikkat edecek, asla ben başarılı oldum demeyecek, iyi jokey olmak istiyorsa on sene dişini sıkacak. Zaten yeteneği de varsa kimse karşısında duramaz. Uğur Polat’ın gözünden bakıldığında Türkiye’deki at yarışçılığı nasıl görünüyor? Bir çok konuda çok gerideyiz. Atlarımıza değer verilmiyor. Uzun yıllar koşturuluyorlar, sonrasında ise iyi bir damızlık olmasını bekliyorlar. Benim çok iyi bildiğim bir şey varsa o da yurtdışında belli bir başarıyı yakalamış damızlık potansiyeli olan atların 3 - 4 yaşında çiftliğe çekiliyor olmalarıdır. Biz yabancı ülkelerin çok gerisinde kalıyoruz ve bu da çok net görülebiliyor. Değerli jokeyimize sorularımızı içtenlikle cevapladığı için teşekkür ediyor, TJK’nın Sesi Dergisi olarak daha nice başarılara imza atmasını temenni ediyoruz.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=