2016_Ekim
45 TJK’NIN SESİ EKİM 2016 İrlanda’da ve dünyanın önemli ülkelerinde “Çalıştırıcı Seyis”ler var. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz? Orada kaldığınız dönemde sen de bu şekilde çalıştın mı? İrlanda’da ben kırk kişi ile birlikte çalışıyordum. Dolayısıyla idmana da kırk kişi birlikte gidiyorduk. Fakat burada şöyle bir ayrıntı var, bu insanlar apranti eğitimi aldıktan sonra seyisliğe başlamışlar. Ben de orada beş ata bakıyordum ve hem idamanlarını hem de seyisliğini yapıyordum. Her gün idmanını yapar getirirdim, havlu ve fırçasını çeker bırakır bir diğerini alırdım. Akşam da beş atın tımarını yapıp altını alırdım ve tekrar okula dönerdim. Bu sistem neden olmasın fakat şu anki koşullarda mümkün değil. Çünkü antrenman sahımız yok. Bu sistemde her bir çalıştırıcı seyise 4 – 5 at vermeniz lazım. Bunu hipodromlarda uygulayamazsınız, çünkü zamanınız yetmez. Ayrıca her antrenörün veterineri vardı. Biz de böyle bir alt yapı şu an için yok ama yapılmaz diye bir şey de yok. Öncelikle, çalıştırıcı seyisler için, apranti okulu gibi bir okul açılmalı ve antrenman sahaları yapılmalı. Bizlerin yurtdışından gelen safkanlarla bu derece kapışmamız bile bence büyük başarı. O atlar o kadar geniş imkanlarla yetiştiriliyor ki, bizler küçücük padoklarda yetiştirdiğimiz ve hipodromlardaki kısıtlı imkanlarla antrene ettiğimiz atlarımızla onlara kafa tutmaya çalışıyoruz. Bu şartlarda dünyaya açılma şansımız ne yazık ki yok. Bütün bunları kulübümüzün üstüne yıkmamız da doğru değil. Bakanlığımızın da taşın altına elini koyup, yarışçılığımızın dünya standartlarına taşınması için gerekli yatırımları ve desteği vermesi gerekiyor. Öncelikle, Türkiye’ye bütün dünyanın örnek alacağı bir hipodrom yapmamız gerekiyor. Örneğin, Güney Kore’nin atçılığı bizim yarışçılığımızın yarısı kadar olamaz ama uçsuz bucaksız, insanı hayran bırakacak bir hipodrom yapmışlar. Hipodromların, vitrinimiz olduğunu unutmamalıyız. Artık gençliği de hipodromlara çekmemiz gerekiyor. Yarışlarımızı bir festival havasında yapıp, 7’den 70’e herkesin ilgisini çekmemiz lazım. Popüler mekanların, hipodrom içinde yer almasını sağlayıp, ailesi ile gelen insanlarımızın her konuda rahat ve keyif alacağı bir tesis haline getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben buradan herkese sesleniyorum, özellikle yeni nesli çekebilmek için burayı bir festival alanına çevirmeliyiz. Atçılığımızın ileriye gidebilmesi için mutlaka atılması gereken bir adım olarak görüyorum. Ata sporumuzu korumamız ve sosyal faaliyetlerle daha ileriye taşımamız gerekiyor. Buradan yarışseverlerimize ve tüm okuyuculara sesleniyorum, lütfen hipodromlarımızı dolduralım, yeni nesil burayı başarı için koşulan bir spor alanı olarak bilsin ve buraya haşça vakit geçirmek için gelsin. Sizleri hipodromlarımıza davet ediyoruz. Tüm yarışseverlerimize ve atçılık camiamıza sevgi ve saygılarımı iletiyorum.”
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=