2016_Ekim

44 TJK’NIN SESİ EKİM 2016 Ancak, bir şanssızlık yaşayıp rapor, ceza veya sakatlıkta sahalardan uzak kalabiliyoruz. Fakat, ufak zamanlar olsa da, kendime en iyi şekilde vakit ayırmaya çalışıyorum. Diğer sorunuza gelecek olursak, çok yoğun çalıştığımdan dolayı her hangi bir diyet yapma gereği duymuyorum. Çikolata, çerez gibi abur cubur diye tabir ettiğimiz yiyecekleri çok fazla tüketiyorum. Şimdilik yediğim her şeyi eritebiliyorum.” Kariyerinizde unutamadığınız bir yarış veya at var mı? Arif Kurtel’in sahibi olduğu Invincible Son, unutamadığım çok farklı bir yarış atıydı. Bir çok şanssızlıklar yaşamasına rağmen, her zaman “Ben Şampiyonum” diyen bir safkan oldu. Bursa’da ilk Açık Yarış’ımı unutamıyorum. Protos isimli bir ata bindim ve çok sürprizdi. Yarışı, bire otuz iki ganyan ile kazanmıştım. Tabi ki hayatımda ilk kazandığım yarışımı da unutamıyorum. Özgül diye bir safkana binmiştim, bu safkana apranti eğitimi almadan önce iki sene yedekçilik yapmıştım. Ankara sezonunun son günüydü ve bir türlü başarıyı yakalayamamıştım. Bu yarışı da kazanamazsam jokeyliği bıracağım dediğim bir anda kazandım ve benim için hayatımın dönüm noktalarından biri oldu.” Gelecek planlarınız nelerdir? Ben hep yurtdışında binicilik yapmanın hayalini kurdum. İrlanda’da eğitim alırken, oranın büyük antrenörleriyle çalışma fırsatı buldum, beni çok beğeniyorlardı. Orada kalmam için de bana çok telkinde bulundular. Ben de kalmayı çok istedim, fakat oraya giderken apranti okulunda bize bir kağıt imzalattılar ve eğitim bittiğinde iki yıl boyunca Türkiye’de hizmet verme zorunluluğumuz vardı. İki yıl geçtikten sonra da tekrar oraya gitmem mümkün olmadı. Çünkü onlar benim aprantiliğimi istiyorlardı ve biniciliğimi kendi tekniklerine göre şekillendirmek arzusundaydılar. Sonuç olarak, ilk yıllarımda bu amacıma ulaşamadım. Ama hala içimde yurtdışında at binmek için bir heves ve umut var. Burada da çok başarılı sezonlar geçiriyorum. Umuyorum ileriki dönemlerde bu başarılarım dikkatlerini çeker ve kendimi yabancı ülkelerde de gösterme fırsatı bulabilirim. Kesinlikle yurtdışına açılmak istiyorum.” Bir Jokey olarak sizi en çok zorlayan durumlar nelerdir? Pistler bizi çok zorluyor. Örneğin, İstanbul ve Ankara’da at binerken müthiş keyif alıyorum, çünkü pistin şartları taktik yapmaya uygun. Ama maalesef diğer hipodromlarımızda, özellikle İzmir ve Adana çim pistinde tamamı ile şansa dayalı yarış yapıyoruz. Zemin bozukluğu, keskin virajlar ve hafif kilolu aprantilerin sorumsuzca davranışları bizleri çok zorlayan konular. Bence at yarışı taktikle koşulan bir müsabakadır ve eşit güçler ancak doğru hamleler sayesinde birbirlerini egale edebilirler. Ne yazık ki, İstanbul ve Ankara dışında bu çok mümkün olmuyor.”

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=