2016_Aralik
36 TJK’NIN SESİ ARALIK 2016 ‘‘ ‘‘ ‘‘ ‘‘ ‘‘ ‘‘ ‘‘ ‘‘ Başarılı jokeylerimizi taşıdığımız sayfamızda, bu ayki konuğumuz Akın Sözen. Beyefendi kişiliğiyle camiamızın sevilen binicilerinden birisi olmasının yanı sıra, başarılarıyla da adından sürekli söz ettiriyor. Sizlerin daha yakından tanıması için kendisiyle samimi bir sohbet yaptık. İlk olarak şunu sormak istiyoruz, mesleğe nasıl adım attınız? Lise 1’e gidiyordum, yakın bir arkadaşım vardı ve kendisi at yarışlarına çok meraklıydı. Bir gün beni de alıp Veliefendi Hipodromu’na getirdi. Gittiğimiz günün ertesi günü de, apranti okulu kayıtları sona eriyordu. Benim büyüklerim de jokey olmam konusunda bana çok telkinde bulunuyordu. Hatta ben de, atlar beni ısırır diyerek istemiyordum. Bir anda orada karar verdim ve jokey olmak istiyorum diyerek apranti okulunun kapısını çaldım. Bana o gün dosyaları verdiler ve “Yarın son gün, hemen bu evrakları toplayıp geliyorsun” dediler. Böylelikle hayatımın yönü tamamiyle değişti. Bu mesleğe başladıktan sonra örnek aldığınız, Türkiye’de veya yurtdışında jokey oldu mu? Apranti okulunu birincilikle tamamladıktan sonra, Cemal Kurt hocam beni Can Güven Ekürisi’ne verdi. O sıralarda efsane jokeylerimizden Mümin Çılgın ekürinin başındaydı. Benim için büyük bir şans oldu, çünkü beni sürekli yönlendirip, hatalarımı düzeltiyordu. Ondan çok şey öğrendim ve sizin vasıtanızla kendisine tekrar teşekkür etmek istiyorum. Ben mezun olduğum yıllarda yurtdışındaki jokeyleri izleme fırsatımız olmuyordu. Son yıllarda yabancı jokeyleri takip etmeye başladık. İlk başladığım senlerde Barış Kurdu abimiz vardı. O yıllarca yurtdışında at bindiği için kendime onu örnek almaya çalıştım. Cemal Kurt hocamız da bizlere, “Oğlum atın üstünde rüzgarı kesin, yatın” gibi ifadeler kullanırdı. Yıllar geçtikçe gördüm ki, stilim oturmuş. Akın Sözen’in tipik bir günü nasıl geçiyor? Tatillerinizde neler yapıyorsunuz? Biz jokeylerin günleri ikiye bölünüyor, yarışların olduğu günler ve olmadığı günler. Yarışların olduğu günlerin bir önceki gecesi erken yatıyorum, sabah idmana gidiyorum. Eğer akşam yarışım varsa dinleniyorum, masaj yaptırıyorum, kilo sorunum olursa ayarlamaya çalışıyorum. Fakat gündüz yarışı olursa, bunların hiçbirine fırsatımız olmuyor. Boş olduğum günlerde ise, aileme vakit ayırıyorum. İlim meclislerine gidip sohbet dinliyorum. Beni zihnen çok rahatlattığını hissediyorum. Yıllarca tatili Bodrum, Antalya’da zannetmişim, ama Kabe’ye gittikten sonra, beden ve ruhun ne kadar rahatladığını anladım. Ben eşimi de götürdüm ve her sene Umre ve Hac ziyaretimizi yapma konusunda karar aldık. Allah izin verirse tatillerimi bu şekilde değerlendirmeye niyetliyim. Jokeylerin en büyük sorunlarının başında kilo problemi geliyor. Sizin özel bir beslenme programınız var mı? Günlük diyet programım var, ona uymaya özen gösteriyorum. Özel spor hocam var, onunla da iki aydır düzenli bir şekilde çalışıyorum. Biliyorsunuz fazla kırbaç kullanmaktan ceza alarak apranti okuluna gönderildim. Her şerde bir hayır vardır diyorum. “Ok”un daha ileri fırlaması için yayın gerilmesi gerekiyor. Bu da bana böyle bir fırsat yarattı ve dezavantajı, avantaja çevirebildim. Şu an kurduğum düzenin önümüzdeki günlerde çok fayda sağlayacağını düşünüyorum.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=