2026_Mart

ATI KAYBETMEKTENSE Rasim Tetik’in Satvet’le ilgili unutamadığı bir anısı daha var: - Türkiye Büyük Millet Meclisi Koşusu’na hazırlanıyoruz. Rahmetli Caf “Ben de idmana geleceğim” deyince, Tünkut; “Yok Amca sen gelme, gerek yok” dedi. Benden de, on beş, on beş tempolarla 1600 metre galop yapmamı istedi. Satvet’e bu tempolarla galop yaptırmak kolay değil ama “yapacaksın kardeşim” diye ısrar edince peki dedim. Satvet’e bakan Rasim Tetik’in ağabeyi ise, atın idmanlarda tatlı tutulmasından hoşnut değildi. Aksungur’un söylediklerini duyunca, iki kardeş arasında şu konuşma geçer: - Rasim, biz ata çok iyi bakıyoruz ama bu adam atı tatlı tutuyor. Onu dinleme, bırak at istediği gibi gitsin. - Abi beni döver… - Dövsün, ölecek misin? - …… - Kardeşim anlaşıldı mı? - Anlaşıldı. Tünküt Aksungur’dan dayak yemeyi göze alan Rasim Tetik: - Piste çıktık, 1600’den bir başladım; eski kumda 1.51.5 oldu. Döndüm, hiç unutmuyorum, Ekrem (Kurt) Abi seslendi. - Rasim… Sen ne yaptın? - Galop yaptım, abi… - Biliyorum, ne yaptığını bana söyle. - Abi hiç sorma. Tünkut şimdi beni dövecek… Bu arada Tünkut Aksungur da Rasim’in yanında bitiverir: - Ne yaptın oğlum? - Abi çok gidiyor. - Abine de şimdi başlatma, in attan… Çok sinirlenen Aksungur, o hırsla Rasim Tetik’in kulağını kuvvetlice çekip, bir de tokat patlatır. - Seni bir daha bu ata bindirmiyorum… Ata bindirmeme cezası, Rasim Tetik için dayaktan da ötedir. Böyle bir atı kim kaybetmek ister? Kendi deyimiyle “ağlana, ağlana” ahırın yolunu tutar… - Onlar da atı getirdiler; ahırın önünde gezinti yapıyor. Satvet’i seyrederken, kulağımda bir sıcaklık hissettim. Şöyle elimle bir baktım, kan kanıyor. Tünkut, o sinirle asılınca, kulağımı koparmış… Tünkut Aksungur da bu durumu görünce, aşırı tepkisi için Rasim’den özür dileyip, onu hastaneye götürür. Rasim Tetik’in kulağına birkaç dikiş atarlar ama vardıkları sonuçtan o gayet memnundu. Çünkü Aksungur: “Tamam, tamam. Ata sen biniyorsun…” demişti. 1972 - 74 yılları arası, 58 koşuya katılan şampiyon; 41 birincilik, elde etti. 3 yaşlı döneminde, iki kez tabela dışında kaldı ve ilk 3 koşusu dışındaki tüm yarışları, “o günlerdeki söylemle” açık koşulardı. O günün koşullarında, devlet harasında yetişen bir tay için bu performans olağanüstüydü. Satvet aynı süreçte, TBMM Koşusu’nu özel haralarda yetişen rakipleri arasında tam 3 kez kazandı. Üç sezon boyunca, devlet haralarında yetişip, Satvet’i geçerek kazanmayı başaran I. Yozgatlı idi. Bu performansı nedeniyle, Satvet’in safkan Arap atı olup olmadığı da, yarış yerinin o hiç bitmeyen dedikoduları arasında yer almıştı. Dikkati çeken nedir biliyor musunuz? Söylentilerin, Satvet’in satıldığı, ya da idmana başladığı, hatta üç yaşlı döneminde değil de, sonraki yıllarda, yarış performansı görüldükten sonra ortaya çıkmasıdır… Söz ettiğimiz özel hara yetiştirmesi rakiplerle mücadele etmek, birçok safkan Arap atına olduğu gibi, Satvet’in de yarış hayatını çabuk sonlandırmıştı. Çünkü safkan Arap atlarından farklı aksiyon yapan bu atlara ayak uydurmaya çalışmak, ciddi sakatlıkları da beraberinde getiriyordu. Satvet’in ayağındaki sorun, 1974 yılı Seklavi Koşusu’nda baş gösterdi, iki buçuk ay sonraki Tarım Bakanlığı Koşusu’nda da yarış yaşamı noktalandı. Tedavi edilerek, yeniden sahalara dönebileceği söylense de, Ömer Caf; “Bu at bana çok keyif yaptırdı, onu daha fazla üzmek istemem” diyerek, Satvet’in hara yolculuğuna adeta yeşil ışık yaktı. 1972 yılı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Koşusu. 30 • www.tjk.org • O BİR EFSANE •

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=