ŞAMPIYONUN SEYIR DEFTERI Sezgin I’in 1956 yılından, 1958 Ankara Sonbahar sezonu ortalarına kadar sorunsuz bir biçimde koştuğunu görüyoruz. Zaten bu 3 sezonda da onun “Yılın Arap Atı” olduğunu tüm otoriteler hiç tartışmadan onaylıyorlar. Bir safkan, Arap atlarının en büyük koşusu kabul edilen 2800 metre mesafeli Ziraat Vekâleti Koşusunu 3 yıl (1956-58), 1200 metrelik Çifteler Koşusu’nu 4 yıl (1956-59) art arda kazanıyordu. Tarım Bakanlığı Koşusu’nda aynı başarıya tam 37 yıl sonra Yavuzhan ulaştı. Daha sonra Kafkaslı bunu 4 yıla, Karaüzüm 5 yıla çıkardı. Bir başka çarpıcı örnek; Sezgin I’in 30 Eylül 1956 ile 26 Ekim 1957 tarihleri arasında koştuğu 17 yarışta hiç geçilmemesi… Benzer bir seriyi yaklaşık 7 ay sonra 12 koşu ile yineledi. İstatistiklerin bu bölümünü; “Sezgin I 195658 yılları arasında katıldığı yirmi altı koşudan yirmi ikisini kazanarak, A grubundaki ilk 3 yılında birincilik oranını yüzde seksen dörde yükseltti” diyerek noktalayalım... Mehmet Ali Kiper, Sezgin I’in performansına övgüler yağdırdığı yazısında onun yarış karakteri hakkında ipuçları veriyor; “ Filhakika, 1957 senesi Arap koşuları Eclipse başta, ötekiler çok uzakta darbı meselinin bir numunesi olarak kabul edilebilir. Ancak şu farkla ki, Sezgin rakiplerini fersah fersah uzaklarda bırakmak istemeyen ve kendisini Isinglass, Bruleur ve diğer bazı büyük atlar gibi yanındakilere göre ayarlayabilen bir attır. Bu itibarla muvaffakiyetleri büyük farklarla değil, ekseriya zorlukla kazanılmış hissini veren cüzi aralıklarla kazanılmıştır. Fakat koşu içinde onun yanına düşenler, bilhassa muvasalata doğru eforuna başlarken yerlerini muhafaza etmeğe çalışanlar, Sezgin’in kuvvetini ve onunla mücadelenin ne demek olduğunu anlamışlardır.” 1958 yılında Sezgin I’e binmeye başlayan Ekrem Kurt da aynı görüşte; “Bu atın jokeye ihtiyacı yok. Üzerine ağırlık bağlasanız kazanır… Ses duydukça, gölge gördükçe ona geçilmemek için gidiyor.” SEZGIN I’IN İNTIKAMI Arada geçildiği koşular da var, onu geçmek isteyenler de... Örneğin, 1956 yılında katıldığı on iki koşudan onunu kazanıp, Ankara ilkbahar ve sonbahar sezonlarındaki ilk koşularında Dorunasip’in ardında ikinci kalıyordu. Basri Karabucak; “Şöyle arz edeyim. Mesela yıkılmayan bir pehlivanı herkes yıkmak ister. Mehmet Ali Clay’i herkes dövmek ister, haklılar. Allah herkese böyle bir at nasip etsin…” diyerek bir yandan kendi atını onurlandırırken, öte yandan da rakiplerinin hakkını teslim ediyordu. Fakat Sezgin I geçilmeyi sevmiyor, geçeni de affetmiyordu… 9 Kasım 1957 tarihinde Arap atlarına, ilk kez 3600 metrelik bir koşu (Baz Koşusu) düzenlenir. Sezgin I’in mesafe sorunu olmadığı için, bu yarışa da koşuyorlar. Atına çok güvenen jokeyi Reşat Mergin, mesafenin yıpratıcılığını pek hesaba katmayıp, Barbaros’a son 400’de 3 boy avans verince, geçilip ikincilikte kalıyor. Reşat’ın artık yapabileceği bir şey yoktu ama Sezgin I daha son sözünü söylemedi ki… Sezgin I de önündeki atı geçemeyeceğini anlayınca, bunu adeta “gurur meselesi yapıp (!)” ısırmak için rakibine saldırır. Sezgin I, Barbaros’a ulaşamıyor ama jokey Halil Kuşlu’nun çizmesine dişlerinin izini bırakıyor… Hiç unutmam; bu fotoğraf, 70’li yıllarda Veliefendi Hiporomu protokol tribününün orta katındaki, daha sonra birinci tribünün alt katındaki lokantaların duvarlarına poster olmuştu. Gölbaşı Koşusu. Sezgin I / Barbaros 52 • www.tjk.org • O BİR EFSANE •
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=