2025_Temmuz

Konu şampiyon Arap atlarımızdan açılınca, Kafkaslı ilk akla gelen isimlerdendir. Günümüzdeki yarışseverlerin çoğunun, onu hipodromlarda izleyip, başarılarına tanık olmaları elbette ki bunun temel nedeni. Çünkü değerlendirmelerini başkalarından duyduklarıyla değil, kendi gördükleriyle yapıyorlar. Hani “okumak mı, görmek mi” diye ünlü bir irdeleme vardır ya, işte onun gibi… Söz Kafkaslı’dan açılınca yarış performansı kadar, koştuğu yarış sayısı, kazandığı ikramiye, “hor kullanıldığı” da gündeme gelir. Farklı farklı yorumlar yapılır ama “her şeyden azade” ona şampiyon denilir… Bu yazımızda sadece Kafkaslı’yı değil, atlara ve atçılığa gönül vermiş Anadolu insanının bu yoldaki inançlarına, hedeflerine, cesaretlerine de rol model olan bir ailenin öyküsünü de sizlerle paylaşacağız. İşte bu nedenle O’na, bir şampiyondan daha fazlasıydı diyoruz. Varsayalım ki, Kafkaslı yoktu... Kaya Ailesi atçılığımızda bu denli etkili olur muydu? Remazan Kaya ufkunu böylesine genişletip, “uluslararası atçı olmak” hayali peşinde koşar, yurt içi ve yurt dışında yaklaşık 1000 atın sahibi olur muydu? Beğeniriz, beğenmeyiz. O işin başka yönü… Bu aileden çıkan at sahiplerini, yetiştiricileri, jokeyler, nalbant, at bakıcıları ve hara çalışanlarını yadsıyamayız. En önemli, başlıklardan birisi, Kafkaslı olmasa Selim Kaya’yı şampiyon jokey olarak alkışlar mıydık? Gelin bunu kendisi anlatsın: - Beni sahalara tekrar döndüren, at üzerinde olmamı, kupalar kaldırmamı sağlayan Kafkaslı’dır. Kafkaslı’dan önce ve sonram var. Selim Kaya’nın jokeyliği bitmişti. Kafa olarak da, başka sebeplerden dolayı da. Remazan Ağabeyim, o dönemler aldığı atların bir kısmını İzmir’e götürdü. Ben sahada değildim. Mehmet (Kaya) ile konuşuyoruz. Ona; “nasıllar yeni taylar, hangisi iyi?” diye sordum. - Kafkaslı usta at gibi, çok başka! Mart’ta atlar İstanbul’a geldi. Ben de onları görmek için İstanbul’a geldim. Mehmet, Kafkaslı dedi ya, merak ediyorum. Çalıştırmak istedim. Üzerine çıktım, sahaya adım attık. Olmaz böyle bir şey… ‘Ya Rabbim! Ne bu böyle!’ dediğimi hatırlıyorum. Onunla ilk tanışmamız böyle oldu. Kafa olarak bırakmıştım mesleği. Ona binmek için 50 gün spor yaptım. 52. gün, 56 kilo ile at üzerindeydim. Kafkaslı; sahada kalmama, tekrar at üzerinde olmama vesile oldu. Çok mükemmel koşular kazandık, iyi işlere imza attık, kupalar kaldırdık, yarışseverin yüzünü güldürdük. Kısacası, tarihe geçtik… 2007 yılı Veliefendi Koşusu. 74 • www.tjk.org • O BİR EFSANE •

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=