2021_Ocak

durum olmamasına rağmen, antrenmanın dozu arttırılsa bile, atın performansının artmaması ve formunda bir ilerleme kaydedilmemesi dikkat çekici ve en çok karşılaşılan şikayetlerdendir. Bunlara ek olarak fizyolojik veya davranış bozukluğu bakımından bazı belirtiler de tabloya dahil olabilir. Sürantrenmandan şüphelenilen yarış atlarında eğer ikinci bir sorun yoksa, fiziksel muayenede hiçbir bulgu elde edilmeyebilir. Aslında gözle görülür bir sorun görülmemesi ve düşük performansa sahip olması, atın sürantrenmana maruz kalmış olabileceğini akla getirmelidir. Bu sendromun görüldüğü pek çok yarış atında fizyolojik, hormonal ve davranış bozukluğuna ait bazı belirtiler bariz şekilde bir arada bulunabilir. Açık alanlarda antrenman pistinde veya yürüyen bant üzerinde deneysel olarak aşırı şekilde çalıştırılan atlarda, canlı ağırlığın %3’ü kadar kilo kaybı görülmüştür. Beden ağırlığındaki bu düşüş, iştah ile ilgili olmaksızın kaslardaki glikojen depolarının azalmasından kaynaklanmaktadır. Aşırı düzeyde antrenman yapan atlarda kas glikojen depoları tükenir. Tekrar glikojen oluşturulması engellenebilir ve antrenmandan önce depo glikojen düzeyleri, olması gerekenden çok daha azdır. Kaslardaki glikojen, kasların içerdiği su miktarını arttırarak, yani su tutarak kas kütlesini ve dolayısıyla da ağırlığını arttırır. Yapılan çalışmalarda, sürantrenman sendromlu yarış atları ile, kontrol grubu arasında yem alımında veya yemin içeriğindeki değişiklikler ya da gastrik ülserlerin varlığına ilişkin bir farklılık bulunamamıştır. Her iki grup arasında ciddi ağırlık kaybı saptanmamıştır. Koşu sırasında kalbi dakikada 200 atım yapan kontrol grubundaki atların, yine çalışırken nabız sayısı aynı olan (200 atım / dakika) sürantrene olmuş atlardan daha hızlı oldukları gözlemlenmiştir. Bu da sözkonusu sendromun belirli, sabit bir nabız atımı sırasında atı yavaşlattığını ortaya koymaktadır. KANDAKI BULGULAR… Kan hücrelerinden lökositlerin (akyuvarların) formülü, eskiden beri atlardaki stres durumuna işaret eden bir göstergedir. Stresli atlarda lökosit tablosu, nötfofil, lenfosit ve eozinofil sayılarının çoğalması ile birlikte toplam lökositlerin de artışından oluşur. Tek başına bu bulgu, aşırı antrenman yapmış atlar için yeterli değildir. Bununla birlikte hem kontrol grubunda, hem de sürantrene atlarda nötrofil / lenfosit oranının egzersiz ile arttığı saptanmıştır. Eozinofil oranı ise sürantrene atlarda normal değerin altındadır. Klinik belirtiler ile sürantrene olduğu kanıtlanmış atların kanında mutlaka eozinofil azalması vardır. Fakat her eozinofil azalması da antrenman stresine veya sürantrenmana işaret etmez. Kronik sürantrenman sendromlu atlarda eritrosit (alyuvar = kırmızı kan hücreleri) sayısında anormal artış görülebilir. Kırmızı kan hücrelerinin (alyuvar) oluşturduğu hacmin, toplam kan hacmine oranına hematokrit değeri denir. Sürantrene atlarda aynı zamanda solunum sisteminde viral bir enfeksiyon da varsa, hematokrit değerinin düşük bulunduğu bildirilmektedir. Sinirsel aktivitedeki zayıflık ve dalaktan kaynaklanan sorunlar yüzünden de hematokrit değeri düşük çıkabilir. Zamanla ilerleyen ve klinik belirti göstermeyen kas tahribatının göstergesi, kas enzimlerinden CK (Kreatin kinaz) ve AST (Aspartat transaminaz)’ın kandaki düzeylerinin artışıdır. Sürantrene atlarda da bu iki enzim yüksek bulunur. Düzenli aralıklar ile kan tahlili yapılan antrenmandaki yarış atlarının kanında AST enziminin yüksekliği, kaslardaki yıkımın habercisi sayılır. Çünkü bu enzimin yarılanma ömrü daha uzundur. Aynı zamanda yüksek AST düzeyi, antrenman dozunun fazla olduğunu da gösterir. Her ne kadar GGT (Gama glutamil transferaz) bir karaciğer enzimi olsa da, bedenin egzersiz yapmasından etkilenir. Yoğun antrenman veya koşu sırasında eksilen ve tekrar tamamlanan glikojen depoları ile ilgili olduğu bilinmektedir. Sürantrene atlarda değeri normalin üstünde bulunmuştur. HORMONAL DEĞIŞIKLIKLER VE DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI… Sürantrenman sendromuna yakalanmış yarış atlarında bir takım hormonal değişiklikler de görülür. Örneğin hipofiz bezinden salgılanan ACTH hormonuna karşı böbreküstü bezleri daha az etkilenir ve daha zayıf yanıt verirler. Buna bağlı olarak kortizon salgılanması azalabilir. Geceleri salgılanan büyüme hormonunda (GH = Growth hormone) da dengesizlikler meydana gelir. Büyüme hormonu ve insulin benzeri büyüme faktörü 1 (ILGF 1) arasındaki koordinasyon bozulabilir. Aşırı antrenman yapılması sonucu sürantrene olmuş yarış atlarının davranışlarında da bozukluklar ortaya çıkar. Söz konusu anormal davranışlar hem yürüyen bant üzerindeki deneysel çalışmalarda hem de antrenman pistinde izlenmiştir. Genel olarak kendisinden yapılması istenenlere karşı gelmek, hareket etmek istememek, tüm antrenman boyunca gönülsüz çalışmak, hırs eksikliği, başını aşağı yukarı sürekli sallamak, jokeyini veya seyisini iterek uzaklaştırmak, yürüyen banta çıkmak istememek, bant üzerinde ön ve arka kuşaklara yaslanmak, koşarken sık sık ayak değiştirmek, sahada veya bant üzerinde aniden durmak, pistte içe veya dışa sapmak, ön veya arkaya ayak savurmak en çok görülen alışılmadık davranışlardır. Bilginin kendisi güçtür... Francis Bacon 47 TJK’NIN SESİ OCAK 2021

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=