2021_Ocak
halinde insanların cildine ve kıyafetlerine yapışıyor, nefes almalarını zorlaştırıyordu. Yağmurlu günlerde ise sokaklar açık birer kanalizasyon haline geliyor, gübreden oluşan bir balçık ile sıvanıyordu. Bu durum da atların ve şehirde yaşayan insanların çoğu zaman da kayıp düşmelerine sebep oluyor, kirlenmeden yürümelerini ise imkansız hale getiriyordu. Bu nedenle, her köşe başında belirli bir ücret karşılığında zenginlerin yürüdüğü yolları temizleyen “süpürücüler” bile ortaya çıkmıştı. Milyonlarca insanın yaşadığı, o dönemin mega nüfuslu şehirlerini de yoğun bir gübre kokusu sarmıştı. Bu koku, 19. yüzyıla da damga vurmuş, o tarihlerde yazılan birçok edebi eserde de kendine özel bir yer bulmuştu. Sokaklarda biriken at gübresiyle de en çok gübre ticareti yapanlar ilgileniyordu. O yıllarda bile önemli bir hammadde olan at gübresi, at popülasyonunun artmasına bağlı olarak piyasada o kadar çok artmıştı ki, gübre fiyatları 1800’lü yılların sonunda dibe vurdu. New York çevresinde yüksekliği 20 metreyi bulan gübre tepeleri oluşmaya başladı. Bir zamanlar at gübresi için hatırı sayılır paralar ödeyen çiftçiler artık ihtiyaç fazlası gübreyi topraklarından uzaklaştırmak için para ödemeye başladılar. Koku ve alan ihtiyacının dışında her yeri saran sinekler de kimi ölümcül olan birçok hastalığa sebep oluyordu. YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAĞI... Bahsettiğimiz tüm bu olumsuz sonuçlara rağmen insanların neden at yetiştirmekten vazgeçmedikleri, neden hep daha iyi atlar yetiştirmek için çareler arayıp emek harcadıkları ise bir sır değil. Atlar, tarih boyunca insanoğlu için çok önemli bir yer teşkil etmişlerdir. Daha önce ulaşılması mümkün olmayan uzak mesafelere keşifler yapılmasını sağlamış, farklı kültürlere ve teknolojilere sahip toplulukları bir araya getirerek insanlığın gelişiminde önemli bir rol oynamışlardır. 8’inci yüzyılın başında yazılan Orhun Yazıtları’ndan ve o dönemde bulunan arkeolojik kalıntılardan edindiğimiz bilgiler ışığında da Eski Türklerin atların dostluğundan, gücünden, etinden, sütünden, gübresinden kısaca her şeyinden yararlandıklarını biliyoruz. Bu yakın ilişki, 21’inci yüzyılda da sürmektedir ve gelişen teknoloji sayesinde daha iyi anlaşılmaktadır. Her akşam yattığımız yataklardan tutun da boya fırçalarına kadar birçok ürün halen atlardan elde edilen hammaddeler ile üretilmektedir. Bugün daha iyi anlıyoruz ki, atlar günlük yaşamda kullandığımız ürünlerden çok daha önemli bir amaca da hizmet etmektedirler. Atların sürekli olarak ürettikleri gübre, yenilenebilir bir enerji kaynağı kaynağıdır. At gübresi, toprakta bulunan azot ve fosfor gibi makro elementlerin tutulumunu sağlarken toprak kalitesini de arttırarak bitkilerin daha iyi beslenmesini sağlar. Bu da hem bitki örtüsünün büyümesini teşvik eder hem de toprak erozyonunu önlenmesine yardımcı olur. Ayrıca, ticari gübre satın almak yerine at gübresinin kullanılması enerji tasarrufu sağlar. Ticari gübreler, tüketicilere ulaşmadan önce imalatından satıcılara ulaşana kadar birçok aşamadan geçerken, at çiftliklerinde üretilen gübre doğal yöntemler ile üretilir, işlenir ve kullanılabilir. Çoğu şehir ve kasabada düzgün bir kanalizasyon sistemi de yoktu. Yollara, kaldırımlara ve yaşam alanlarına bırakılan bu atıkların çoğu bırakıldığı yerde olduğu gibi kalıyordu. 23 TJK’NIN SESİ OCAK 2021
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=