2021_Ocak

üm canlılarda olduğu gibi atlar da beslenmeye ihtiyaç duyarlar. Hem de atların boyutları göz önüne alındığında hayatta kalabilmek için birçok memeliye göre çok daha fazla yemek yemeleri gerektiğini kolaylıkla söyleyebiliriz. 1800’lü yıllarda şehirlerde ulaşım ve taşımacılıkta kullanılan atlar da bir hesaplamaya göre yılda 1.4 ton yulaf ve 2.4 ton da saman tüketiyordu. Çağdaş bir İngiliz çiftçinin hesabına göre ise bu miktarlarda ürünün yetiştirilebilmesi için yaklaşık 2 hektar tarım arazisi gerekiyordu. Bu da bize o yıllarda milyonlarca hektar tarım arazisinin sadece atların beslenmesi için ekildiğini gösteriyor. Sadece bir atın beslenmesi için gereken büyüklükteki bir araziden elde edilebilecek tarım ürünlerinin, 6 - 8 insanın bir yıllık besin ihtiyacını karşıladığını da hesaba katarsak, atların o yıllarda insan hayatı için ne denli önemli olduğunu anlayabilir, at sahiplerinin kendilerinden ve hatta ailelerinden çok atlarını düşündüklerini kolaylıkla söyleyebiliriz. Üstelik, insanlar tarafından koruma altına alınan, düzenli beslenen ve sağlık sorunları olmayan evcil atların beslenme ihtiyacı da vahşi doğadaki türdeşlerine oranla daha fazladır. Günlük işlerde insanlara yardımcı olan atlar ise hem doğadaki hem de çiftliklerdeki türdeşlerine göre çok daha fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar. Daha fazla enerji ihtiyacı, daha fazla beslenme anlamına gelmektedir. Daha fazla beslenme ise kaçınılmaz olarak daha fazla dışkılamak anlamına gelir. Atların ne kadar dışkıladıkları hakkında bilimsel bilgilere, Türkiye Jokey Kulübü Yayınları’ndan temin edebileceğiniz, Prof. Dr. Osman Küçük’ün kaleme aldığı Yarışatı Besleme & Beslenme Hastalıkları adlı kitaptan ulaştım. Bu kitapta verilen bilgilere göre yetişkin atlar günde 4 ila 13 defa dışkılıyor, ortalama 500 kilogramlık bir at ise günde yaklaşık 14 kilogram katı, 3.5 – 9 litre arasında da sıvı atık üretiyormuş. Günlük katı ve sıvı atık miktarı toplamı ise 16 – 23 kilogram yaş gübreye denk geliyor. Bu bilgiler ışığında at dışkısının yaklaşık %60’ının katı, %40’ının ise sıvı olduğu sonucuna ulaşıyoruz. Elbette ki bu rakamlar, atın cinsine, ağırlığına, yaptığı işin nitelik ve niceliği ile ilişkili olan enerji ihtiyacına ve iklim gibi çevresel faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Fakat, atlar ile çekilen omnibusların ve atlı tramvayların “katana” olarak tabir edilen iri at cinsleri ile çekildiğini hesaba katarsak, bu rakamların daha da artacağı kesindir. Bu iri atların gübre üretiminin günlük ortalama 25 kilogram civarında olduğu varsayılır ise her bir atın yıllık olarak 9 tonun üzerinde gübre ürettiği sonucuna da ulaşabiliriz. 1917 yılında Matbaa – i Amire’de tab edilen, “Osmanlı Atları” adlı eseri incelediğimizde, bu yıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun toplam at mevcudunun 1.050.560 olduğu bilgisine ulaşıyoruz. Günde 14 kilogram katı atık üreten atların Osmanlı topraklarına bıraktığı günlük katı gübre miktarını hesapladığımızda ise 14.707 ton gibi çok yüksek bir rakam ile karşılaşıyoruz. Üretilen gübrenin çok büyük bir kısmının da ulaşım ve taşımacılıkta kullanılan atlar tarafından şehir içi yollara ve kaldırımlara bırakıldığını biliyoruz. Çünkü o yıllarda çoğu şehir ve kasabada düzgün bir kanalizasyon sistemi de yoktu. Yollara, kaldırımlara ve yaşam alanlarına bırakılan gübrenin çoğu bırakıldığı yerde olduğu gibi kalıyordu. Yazları güneşte kuruyan atıklar toz zerrecikleri T ATLAR VE ŞEHiRLER... Geçtiğimiz sayımızda, 1800’lü yıllar ve sonrasında atların ve atlar yardımıyla hareket eden tüm diğer araçların yol açtığı trafik sorununu ele almıştık. Şimdi gelin, at popülasyonunun hiç durmadan arttığı ama henüz zirveye ulaşmadığı bu yıllara geri dönelim. HASAN ALİ SAY AT’IN İZİNDEN 22 TJK’NIN SESİ OCAK 2021

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=