2020_Ocak
atlardan kan örnekleri alınarak bir gen çalışması yapılmaya başlanmış ama tam da bu sıralarda 27 Mayıs 1960 darbesi gerçekleştirilince, ödenek durdurulmuş, bütün kayıtlar da rafa kaldırılmış. Biz de o tarihlerde yaşayan atlar için bir gen çalışması yapıldığını biliyoruz. Bu sonuçlar TÜBİTAK’da var. Bizim de aklımızda bir soru var; eğer Rahvan atı denilen bir at yoksa, o yıllarda neden böyle bir çalışma yapıldı? Demek ki böyle bir ırkın varlığına inanıldığı için çalışma yapıldı. O tarihteki sonuçlar ve tespitler de kullanılarak, günümüzde yeni bir çalışma yapılabilir. Düşük bir bütçe ile coğrafyamızda yaşayan canlı kültürüne sahip çıkmış oluruz. Ayrıca, ata ırkımızı da korumuş ve geliştirmiş oluruz. Rahvan atlarını tescillememiz ve bunu da dörtnal atları gibi çipler ile yapmamız gerekiyor. Ülkemizde, atlı sporlar ile ilgili yapılan birçok yarışma ve etkinlik oluyor. Yurt dışından gelen atlar bu etkinliklere katılabiliyorlar. Yurtdışında da birçok Rahvan atı yarışması düzenleniyor. Fakat biz çipli kimliğimiz olmadığı için bu yarışmalara katılamıyoruz. Çip gerekiyorsa çip takın diyoruz, Rahvan ata çip takamıyoruz deniliyor. Kimliklerimiz var ama bu kimliklerde atın adı, yaşı ve nişanları yazıyor, bir de fotoğrafları var. Birbirine benzeyen birçok at var. Bu atların boyu, cidagosu ve yaşı da aynı olabilir. Bu durum, birçok karışıklığa, yanlış anlaşılmaya ve kötü niyetli insanların oyunlarına sebep oluyor. Ben, Uludağ Üniversitesi, Veterinerlik Fakültesi, Hayvan Hastanesi’ne sık sık at götürüyorum. Veterinerlik Fakültesi ya da At Hastanesi olmayan illerdeki atçı dostlarımız, adı Turuncu Rahvan At Çiftliği olan kendi çiftliğime, atlarını gönderiyorlar. Ben de bu atları fakülteye götürüp tedavi ettiriyorum. Yaklaşık 25 yıldır atçılık yapıyorum. Öğrendiğim ve tecrübe ettiğim her şeyi de sosyal medya aracılığı ile tüm atçılarla paylaşıyorum. Ayrıca hem at tedavisi konusunda hem de bilgi paylaşımı ile ilgili olarak hiçbir menfaat beklemiyorum, ücret de talep etmiyorum. Çünkü atçılığı hiçbir zaman ticaret için yapmadım. Ben kendimi atlara adadım diyebilirim. Bir çiftliği olan veya hayvan bakan kişilerin her zaman bir yan geliri olur. Hiç yoksa bir inekleri olur. Fakat ben insanlara değil hayvanlara hizmet ediyorum. O nedenle çiftliğimde birçok çiftlikte göremeyeceğiniz hayvan cinsleri var. Kazım var ama kıvırcık, tavuğum var ama Afrika tavuğu, güvercinim var ama özel, keçim ve eşeğim var ama cüce, kangalın ve Aksaray Malaklısının en iyisi var. Kedim, köpeklerim ve hatta yaban ördeklerim de var. Ayrıca, bıldırcın ve keklik de üretiyorum. Mesela bu yıl ormana on çift keklik saldım. Tüm bu güzel hayvanları çok seviyorum ama atlarımın yeri ayrı. Çiftliğimde toplam on adet atım var. Şu anda üç tanesini farklı illerdeki çiftliklere aşıma gönderdim. Ben atçılığı gönülden yapıyorum. Hastalanan, sakatlanan, kaza geçiren, yaşlanan veya kötü bakılan atları alıp onların bakımını üstleniyorum. Daha sonra onları ücretsiz bir şekilde sahiplendiriyorum. Ama burada bitmiyor… Daha sonra takip edip nasıl bakıldıklarını da kontrol ediyorum. İnsanları atlar ile tanıştırmak, onları da atçı yapmak istiyorum. Ayrıca, çocuklara at sevgisi aşılamak için tüm çocukları, hatta okulları da çiftliğime davet ediyorum. Burada ücretsiz olarak atlara dokunsunlar, onları beslesinler ve hatta binsinler. Bu konuda Nilüfer Belediyesi ile projeler yapmaya başladık. Hepimiz, atlarımıza ve ata sporumuza sahip çıkmalıyız. Günümüzde her şey gösteriş olmuş. Birçok atçı için atlarının büyük ve gösterişli olması her şeyden önemli. Hani; “Horozum olsun, ibiği olsun, ötmese de olur!” derler ya, aynen öyle işte. Sırf bu nedenle, Rahvan atlarının çoğu ırk özelliklerini taşımıyor. Yurtdışından getirilen yarım kan Rahvanlar’dan alınan taylar, yürüyüş özelliklerini bile kaybetmişler. Biz, bu devletin bizlere sunduğu tüm imkanlardan yararlanıyoruz, peki bunun karşılığında ne yapıyoruz? Kimileri, tarihi bir çınarı korumaya çalışıyor, kimileri ise bir tarihi esere sahip çıkıyor. Biz de Rahvan at ırkını koruyarak ve geliştirerek atalarımıza olan vefa borcumuzu ödemek için bir yola çıktık. Umarım bunu başarabiliriz. Hep beraber ata yadigarı canlı kültürümüze sahip çıkalım... Biz Rahvan at ırkını koruyarak ve geliştirerek atalarımıza olan vefa borcumuzu ödemek için bir yola çıktık. Hep beraber ata yadigarı canlı kültürümüze sahip çıkalım... AHMET HAMDİ ÖZERGAN’A ÇİFTLİK İŞLERİNDE YARDIMCI OLAN KUZENİ ZÜLEYHA YILDIZ EVREN, ÇİFTLİĞİN MASKOTU HALİNE GELEN “ZUZU” ADLI KUZUYU BESLİYOR… 41 TJK’NIN SESİ OCAK 2020
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=