2020_Mart
içinden. Ama çok zor olacağını düşünür. Çünkü bu tayın mutlaka Angajmanlı taylar arasına alınacağı ve çok pahalı olacağı fikrindedir. Aklı tayda kalarak İstanbul’a döner ve beklemeye başlar. Nisan ayı sonlarına doğru Mayıs ayında Mahmudiye’de satılacak tayların listesi gelir. Ercan Emre’nin göz koyduğu tay da işte bu listededir. Şaşırıp Mahmudiye’yi Hüseyin Çavuş’u arar ve “Satvet - Mesrure 29 tayı gerçekten redormelerde mi satılacak?” Diye sorar. Aldığı cevap “Evet, karakışlarında bir sorun var. O yüzden bu satışta” olur. Ercan Emre satıştan bir gün evvel Arap atlarını çok seven yakın arkadaşı Özden Odacıoğlu ile Mahmudiye’ye gider. Hüseyin Çavuş onları misafir eder. Sabah erkenden taya bir kere daha bakarlar. Ercan Emre kafasına koymuştur. Tay çıktığında ilk arttıran da Ercan Emre’nin ta kendisi olur. Bir iki cılız arttırmanın ardından tay tam Ercan Emre’de kalıyorken koşa koşa gelen biri taya fiyat söyler. Kısa bir sessizlik, ciddi bir çekişme tay Ercan Emre’de kalır ama beklediğinden epeyce bir pahalıya gelmiştir. Sonradan son anda gelen kişinin dönemin ünlü atçılarından Mühendis Beyhan Bey (İlker)’ in adamı olduğu öğrenilir. “İyi ki Beyhan Bey kendi gelmemiş” lafı dönüş yolunun en önemli konularından birisi olur. Tay, Eylül başında İstanbul’ a getirildiğinde ismi de hazırdır. Babadan dedesi Akbatur’un “Ak”ı, anneden dedesi Alnasip’in “Nasip”i alınır ve tayın adı Aknasip olur. Aknasip sene sonuna doğru İzmir’e gönderilir. Aknasip ile Sedat Okumuş ilgilenmeye başlamıştır. Süleyman Akdı da tayı görmüş ve takip etmeye başlamıştır. 3’lü Araplar’ın yarışlarının başlamasına ek bir süre kala Sedat Aknasip’le piste çıkar. Ercan Emre’nin talimatı “Aman çok ciddi bir iş olmasın” şeklindedir. Ama tay çok isteklidir. İstenenden ciddi bir çalışma olmuş, bu çalışmayı gören Süleyman Akdı, hemen Ercan Emre’nin yanına koşmuştur. Ağzından çıkan laf “Ne yapıyorsunuz, böyle bir iş için çok erken” sözüdür. Sedat Okumuş’un cevabı çok kısa ve nettir “Çok kuvvetli… Beni de götürdü”. Herkes artık ilk koşuyu beklerken son idmandan kötü bir haber gelir. “Aknasip hafifçe topallıyor”. Hemen tedaviye başlanır, ama ne olduğu tam olarak anlaşılamaz. Aknasip, İzmir’de koşmadan İstanbul’a gelir. Uzun uğraşlardan sonra mayalarında bir soruna rastlanır. Tedavisi uzun sürer. Haziran’da, Halis Yıldız ile bir koşu koşar ve dördüncü kalır. 2 - 3 hafta sonra Mustafa Yüksel ile çıktığı yarışta yine arıza gösterir ve sezon kapanır. O günden tam 10 ay sonra, 1985 yılında, İstanbul’da bir C Grubu koşusunda piste dönen Aknasip, Çetin Aydın ile bu yarışı kazanır. Ümitler tazelenir. Ardından Çetin ve Oktay Özakdağ ile kazanılan iki yarış daha… Gültepe Koşusu’nda ikincilik, Yeniköy Koşusu’ndaki birincilik, Aknasip’i B Grubu Arap atı yapmaya yeter. B grubunda ardı ardına kazanılan dört koşunun ardından A Gurubu olan Aknasip, Süleyman Akdı’ya teslim edilir. A Grubu iyi başlamaz. Sırasıyla, sekizinci, ikinci, üçüncü ve altıncı olduğu 4 koşudan sonra kazanılan 3 koşu ile 1985 yılı sezonu kapanır. Aknasip 1986 sezonuna, İzmir’de Kazım Dirik Koşusu’nu kazanmakla başlar. O sene İzmir Vali Kupası’nın da galibi Aknasip olur. 26 Nisan 1986’ da Aknasip, İstanbul çiminde bugün bile hatırladığım bir koşuya çıkar. Türkiye Büyük Millet Meclisi Koşusu… A grubunun en iyi onbir atı bir arada… Kazım Yıldız’ın bineceği Demirkır büyük favori. 105 Kuruş ganyana koşacak. Süleyman Ağabey (Sırrı Turhan) kazanmayı kafasına koymuş, Erbatur Mümin Çılgın ile, Albatur Kadir Altınöz ile ve Gürbatur da Aykut Arıcı idaresinde üç formda atı ile pistte… Toplu çıkıştan sonra numarayı Gürbatur almış peşinde Demirkır ile Albatur sokulmuştu. Daha geride içte Aknasip, dışında Bahadır 1 ve Erbatur çizgi gibiydiler. 1200 böyle geçilir. Sonra Demirkır önlere doğru geldi. Son 400’ e kadar bu sıra ile gelindi. Buralarda Süleyman hiç bırakmadığı iç kulvardan çok ciddi bir atak yaptı. Her metre arttırarak Aknasip’i 4 boy önde potoya attı. Demirkır ikinci, Erbatur üçüncü oldular. Aknasip’in ganyanı 8.90 idi. Eküriler ise 6.45’e koşmuştu. Bu koşu Aknasip’in tek G1 birinciliği olmuştu ve Ercan Emre’yi de ziyadesiyle çok mutlu etmeye yetmişti. Ardından Niğbolu ve Malazgirt Koşuları’nda da Aknasip potoyu önde geçendi. Sonraki yıllar aralıklı sağlık sorunları nedeni ile bir takım gerilemeler oldu. 1987 yılında de üç, 1988 senesinde de oniki yarış koşuldu. Bunlardan sadece ikisi kazanıldı. Aknasip 1989 sezonunda ondokuz yarış koştu bunlardan üç adedini kazandı ki bu yarışlar Kazım Dirik Koşusu KV8, Şartlı 5 Yarış ile Cevat Gürkan KV8 Yarışları’ydı. 1990 yılında onbeş yarış koşan Aknasip bunlardan sadece KV8 düzeyli Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı Koşusu’nu kazanabildi. 1991 yılına gelindiğinde artık Aknasip 10 yaşındaydı. Aknasip, İzmir’de kazanarak başladığı 10 yaşında dokuz kez start aldı. Biri son koşusu olmak üzere 3 yarış kazandı. Artık haraya gitme zamanı gelmişti. Tigem, Aknasip’i aldı. Malatya’ya, Sultansuyu Harası’na gönderdi. Şampiyon Volga 2’ de oradaydı. O zamanlar Sultansuyu’ndaki iyi kısrakların sayısı çok azdı. Çoğu da Volga 2’ ye veriliyordu. Yine de Aknasip’ in 15 tanesi 102 koşu kazanmış toplam 21 yavrusu pistlerde boy gösterdiler. Kısmetli, Nasipbey, Talimhaneli, Ağrı Dağı, Akdonat bunlardan sadece birkaçı idi. Aknasip’in toplamda 148 koşu kazanmış 87 adet torunu da koştu. Torunlarından en başarılı olanları olarak Kenanaco, Buzkaya ve Radarcı gösterilebilir. Yarış pistlerinde sekiz sene… Hep heyecan yaratmış. 10 yaşında bile 3 koşu kazanmış bir Şampiyon. Ben unutamadım. Acaba Aknasip’i seyretme şansı bulmuş olanlar unutmuş olabilirler mi?.. 49 TJK’NIN SESİ MART 2020
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=