2020_Mart

Bir de “Cevabını bildiğin soruları sorma!” derdi. Bunun da çok akıllıca bir şey olduğunu düşünüyorum. Bazen hepimiz öyle yapıyoruz. Aslında hayat bir satrançtır. Hamleleri kendi içimizde toparlayıp, öyle devam edebilme yetisine sahibiz. Yani, sorup da destek almaya aslında gerek yok. ■ Aslında sizi güçlendirmiş. Bir yerde, sizlerin kendisine sormadan da doğru cevabı bulabileceğinizi, o gücü elinize almanız gerektiğini söylemiş. Evet aynen öyle demek istedi. Bazen bunu yaparız. Aslında cevabını biliriz ama o cevabı aldığımızda vermemiz ama hiç vermek istemeyeceğimiz bir cevap meselesidir konu. Kızgın olduğumuzda, kırgın olduğumuzda inatla kovalarız o cevabı. “O iletişimleri koparmamak adına, o istenilen beklenilen soruyu sormamaktır” asıl mesele. Bunu çok yaşadım hayatımda. Babam 4 kızını da kız gibi yetiştirmedi. Bizim yaşadığımız evin altında bir atölyesi vardı. Biz de küçükken orada oynardık. Hepimiz makinadan ve tamirden anlarız. Zaten teknede büyüdük. Babamın bir dönemi de denizcilikle ilgilidir. O yüzden atçılık ile denizciliği birbirine çok benzetir. İkisinden de aynı keyfi aldığını düşünüyorum. Mesela Lale ve Zeynep Atman, denizcilik tarafında da var. Onu da aktarmış bizlere. Benim amatör denizci belgem var. Hatta küçük bir gemi bile kullanabiliyorum. ■ Siz aslında, TJK Asli Üyesi, bir at sahibi ve yetiştirici olarak; bir kadın atçı olarak ezberleri bozuyorsunuz… “YETİŞTİRİCİLİK, İNSANI 5 SENE İLERİYE ATIYOR” ■ Ailece hem yarışçılık hem de yetiştiricilik yönünde varsınız. Yetiştiricilik mi yoksa yarışçılık mı diye sorsak, cevabınız ne olurdu? Yetiştiricilik derim. Ama tabi yetiştiricilik ile kalamı- yorsunuz. O umut, yetiştiri- cilikte çok daha yoğun yaşanıyor. Yetiştiricilik, insanı 5 sene ileriye atıyor. Yani, bugün karar verip bir tay sahibi olmak istediğinizde; o tayın çekimi, 11 ay sonra doğumu, doğduktan sonra sahaya gelene kadar geçen 2 sene, sonrasında da 1 sene de idman derken 5 sene sonrasına bir umut tohumu atıyorsunuz demek oluyor. Bu yüzden yetiştiricilik çok daha uzun ömürlü bir umut taşıyor ve çok daha meşakkatli bir iş. Türkiye Jokey Kulübü yetiştiricilere çok destek oluyor, olmaya da devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Sistemin bu şekilde devam etmesi gerekiyor. Mesela İngiltere’ye bakın, 150 yıllık bir atçılık geçmişi var. Bizim bu kadar geçmişimiz yok. Daha yeni yeni 80’li senelere geliyoruz. Doğru adımları doğru zamanlarda ileriye dönük olarak atmalıyız. Yatırımlarda da kolektif bir hafızayla hareket etmemiz gerekiyor. İyi atlar alıyoruz, iyi kısraklarımız var, iyi aygırlarımız var. Hele bu sene Türkiye Jokey Kulübü’nün aldığı yeni aygırları çok beğeniyorum. Çok doğru bir yatırım ya da atılım diyelim. Türkiye Jokey Kulübü on senedir bir aygır almamıştı. Bu süre zarfında yetiştiricilerin ihtiyacı olan bu boşluğu da sendikasyon ile aygırlar alan yetiştiriciler ve at sahipleri doldurdu. Bunlardan birisi de benim. Ama bu konuda sadece kendime değil, herkese teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten önemli bir yatırımdı. Kendi bütçeleri çerçevesinde yapabildiler ama mutlaka ki yetiştiriciliğe bir katkı sağlamış oldular. Kulübümüzün almış olduğu yeni aygırların da yetiştiriciliğimizi çok daha ileriye taşıyacağını düşünüyorum. Kulübümüzün almış olduğu yeni aygırların, yurtdışında koşan yavrularının başarılarını izliyoruz. Bu başarıların yarışçılığımızda da olmasını diliyoruz. Öyle olacak diye umuyorum. Çünkü sahalarımız birbirine benziyor. Kısrak potansiyelimiz de eskiye göre düzeldi ve çok daha farklı. Neden olmasın? Yapılacak yatırım ya da takip edilecek prensipler üstünde anlaşıp ileriye doğru gidersek, atçılığımızın gelişmesini sağlayabileceğimizi düşünüyorum. Dubai Yarış Karnavalı’na 16 TJK’NIN SESİ MART 2020

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=