2020_Mart
arış sahalarımızın köklü ekürilerinden… Birçok şampiyon koşmuş, birçok şampiyon yetiştirmiş, birçok safkanı yarışçılığımıza kazandırmış, Gazi Koşusu zaferleri ve kupalarının yanı sıra unutulmaz Grup koşu birincilikleriyle tarihe geçmiş Atman Ekürisi’nin dünü ve bugününü Asli Üyemiz Esra Atman ile konuştuk… Gelin o sohbete sizler de dahil olun… ■ Dört kuşaktan beri atçılık geleneğiniz devam ediyor... Evet, dördüncü kuşak oldu şimdi. Atçılık, Dedem Ahmet Atman’dan gelen bir gelenek. ■ Dedeniz Ahmet Atman’ın atçılığa başlama hikayesini bizimle paylaşır mısınız? Dedem Ahmet Atman, Mareşal Fevzi Çakmak’ın yaveriymiş. Zaten hayatı da at üstünde geçmiş bir adam. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra inşaat sektörü ve ticarete atılmış. Fakat atlardan da hiç kopmamış. Dedem de babaannem de çok iyi at binerlermiş. Mustafa Kemal Atatürk’ün, “At yarışları modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır” diye bir sözü vardır. Ayrıca, aralarında dedemin de olduğu önde gelen bazı ailelere de bu işi önermiştir. Dedem Ahmet Atman da atçılığa böyle başlamış. Zaten bir atı varmış. Evlendiğinde de atını babaanneme emanet etmiş. Babam (Özdemir Atman) hep şöyle derdi: “Babamın savaştan çıkmış bir Yüzbaşı olarak bir atı, bir de silahı varmış. Çok sevdiği canlı bir varlığı, en sevdiği bir başkasına yani babaanneme emanet etmiş.” ■ Bunun bir güven göstergesi olduğunu söyleyebilir miyiz? Evet, aynen öyle. “DÖRDÜNCÜ KUŞAK ATMANLAR’IN MİMARI SÜLEYMAN AKDI’DIR” ■ Biraz da babanızdan bahsedelim. Türkiye Jokey Kulübü Başkanlığı da yapmış müthiş bir isim, Özdemir Atman. Nasıl bir babaydı? Bu soruyu bana çok sordular. Babam çok iyi bir babaydı. O kadar zor ki babamı anlatmak... Aklınızdaki baba figürlerinin hepsinden vazgeçin. Baba gibi değildi, arkadaştı, hatta eğlendiğiniz insan, hiç sıkılmadan sohbet edebildiğiniz farklı bir babaydı. Yani; iyi ki de öyleymiş diyorum, biz evlatlarına birçok şey kattı. Bana kattıklarını, prensiplerini hala devam ettirmeye ve çocuklarıma da öğretmeye çalışıyorum. Ben her zaman babam gibi bir babaya sahip olduğum için çok mutlu oldum. Annem de keza, annelik figürünü yaşayan bir kadındı. İkisinin de çok iyi birer anne ve baba olduklarını söyleyebilirim. ■ Anne ve babanız, atçılığı size de yani çocuklarına da aşılamışlar. Hatta torunlarına kadar uzanıyor. 4’üncü kuşak atçılarımız da var artık. Evet, kızım Ayşe geçen sene Süleyman Akdı Bey’in tavsiyesi ile at sahibi belgesini aldı. Ben bir gün ahırlarda Süleyman Bey ile karşılaştım. Kendisi bana, “Neden dördüncü kuşak yok buralarda?” diye sordu ve kızımın da at sahibi olmasını tavsiye etti. Şimdi Ayşe’nin de bir at sahibi belgesi, bir de atı var. Hatta iki atı var. Bakalım onun da atçılık serüvenini göreceğiz inşallah. “ATLAR SİZE DERTLERİNİ MUTLAKA ANLATIRLAR” ■ Sahalarımızda dördüncü kuşak atçılık yapan tek aile misiniz? Bir aile daha varmış ama sanırım onların dördüncü kuşakta at sahibi belgesi yokmuş. Ben Süleyman Akdı Bey’in aktardığı bilgiye dayanarak söylüyorum. Yani araştırmadım bu konuyu ama dört kuşak atçı ilk aileyiz. ■ Mustafa Kemal Atatürk’ten alınmış bir “bayraktan” söz ediyoruz. Bu geleneğin devam etmesini, bizler de umut ediyoruz ve istiyoruz. Ailenizde dördüncü kuşak atçı var. Ama siz de atçılığınızın beşinci kuşak, altıncı kuşak olarak devam etmesini ister misiniz? Ben isterim. Atçılık çok farklı bir şey. Katiyen finansal bir yatırım değil. Hobi de diyemeyiz çünkü çok pahalı bir hobi olurdu. Bence, atçılık bir yaşam biçimi, bir hayata bakış açısı. Bir şekilde bir vizyon oluşturma çabası, çok farklı bir şey, bu nedenle farklı görmek lazım. Ben atçılığın içinde büyüdüğüm için herkesten biraz daha farklı görüyorum. Atlar insanlara çok yakın, çok sadık, çok duygulu, enteresan ve güzel canlılar. ■ Atların bir yerlerine bir şey olduğu zaman mutlaka yüreğiniz sızlıyordur değil mi? Atlarınızla aranızda nasıl bir bağ var? Eğer atlarla aranızda bir bağ kurabilirseniz, bu iletişim çok ilginç olabiliyor. Mesela Begüm’ün (Atman Karataş) Bold Pilot ile arasında bir bağ vardı, bunu filmde de gördük. O gerçek bir bağ idi. Bold Pilot, enteresan huyları olan bir attı. Zaten iyi atların mutlaka kendilerine ait karakterleri oluyor. Hatta bu baskın karakter biraz zorlayıcı bir yöne doğru da gidiyor. Nasıl ki insanların aksilikleri oluyor, istedikleri olsun diye tutturdukları şeyler oluyor, atlar da öyleler. Bazen de bir çocuk gibi olabiliyorlar. “Boldi” ayağında bir sorun yaşamıştı. Ayağındaki bu sorun ne zaman nüksetse, Begüm’ü gördüğü anda ayağını kaldırıp ona gösterirdi. O zaman yine bir problemi olduğunu anlardık. Çok ufak bir şey bile olsa onu gösterirdi. Lyra ve Acacia da aynısını bana yaparlardı. Atlarla sıkı bir bağ kurduğunuz zaman, size dertlerini anlatıyorlar aslında. Bu tutku da o yüzden. Onlar sizin Y 14 TJK’NIN SESİ MART 2020
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=