2019_Mart

50 TJK’NIN SESİ MART 2019 Ben, her Türk Vatandaşı’nın içinde bir at sevgisi olduğuna inanıyorum. Bu sevgi, kiminde dışarı yansır, kimininki de içinde saklıdır. Biz, Kulübümüzü kurduktan sonra tahmin ettiğimizden daha büyük bir ilgi ile karşılaştık. Günümüzde, aktif olarak devam eden 20 adet sporcumuz var. En genç sporcumuz 9, en yaşlı sporcumuz da 54 yaşında. Hatta, at sahibi bir bayan sporcumuz, her hafta sonu üç çocuğunu da yanına alarak kulübümüze geliyor. Çocuklarından ikisi okçulukta çok yetenekliyken, bir kızı ile kendisi de biniciliğe çok ilgililer. Faaliyetlerini tamamladıktan sonra birlikte atlarını tımar edip, diğer bakımlarını yapıyorlar. Kulübümüzde temel binicilik eğitimi, okçuluk, atlı okçuluk ve geleneksel savaş sanatları gibi eğitimler veriyoruz. Ayrıca, denize 800 metre mesafedeki Payas Sahili’nde safari turları da düzenliyoruz. Antrenmanlarımızı, o dönemin ruhunu yaşamak ve yaşatmak için geleneksel kıyafetlerimizi kuşanarak yapmaya özen gösteriyoruz. Geleneksel kıyafetlerimiz, dönemsel olarak farklılık gösteriyor. Biz, genel olarak Selçuklu ve Osmanlı Dönemi kıyafetleri giyiniyoruz. Başımıza börk, kalpak, telpek, kaftan, gömlek ve şalvarımızı giyip, kollarımıza kolçak takıyoruz. Bunların üzerine, koyun, tilki gibi çeşitli hayvan kürkleri ve postları kuşanıyoruz. Ayrıca, eğer zırh kuşanıyorsak miğfer de takıyoruz. Tirimizi (okumuzu) koyduğumuz çantayı, yani “tirkeş”imizi takıyoruz. Kimi zaman kılıç ve mızrak da kuşanıyoruz. Kılıçlar kullanıldıkları yüzyıla göre isim alır. Biz, 15. yüzyıl kılıçlarını tercih ediyoruz. Fakat, atlı okçuluk parkurunda sadece ok ve yay geçerlidir. Giydiğimiz geleneksel kıyafetlerimiz çok ilgi çekiyor. Biz de kültürümüzü tanıtmak ve geleneksel sporlarımızı yaygınlaştırmak için dini ve milli bayramlara, karşılama törenlerine ve açılışlara giderek gösteriler düzenliyoruz. Ayrıca, kulübümüze özellikle engelli çocuklarımız geldiğinde, onların atlara olan ilgisini görüyoruz ve isteklerini geri çeviremiyoruz. Ailelerin onayını aldıktan sonra, o çocuklarımızı da bir şekilde atlar ile kaynaştırıyoruz. Veterinerlik hizmetleri ile ilgili yardımları, genelde hipodromlardaki atlardan sorumlu veterinerlerden alıyoruz. Bunu da genel olarak telefon aracılığıyla sağlıyoruz. Çünkü, ne yazık ki çevremizdeki illerde ve ilçelerde atlar konusunda uzmanlaşmış veterinerler yok. Nallama işlemi için ise daha önce hipodromlara hizmet veren bir nalbanttan yardım aldık. Fakat, hipodromlarda kullanılan alüminyum nallar, bizim kullandığımız koşullar için uygun değildi. Bir süre de demir nallar kullanan binicilik kulüplerindeki nalbantlar ile çalıştıktan sonra, maliyetler çok yükseldiği için buna da son verdik. Tabii bu süreçte çok nal düştü. Tek bir nal için de nalbant çağırmadığımız için kendimiz nal çakmayı öğrendik. Kimi zaman asfaltta, kimi zaman taşlı kumsalda at bindiğimiz için çözüm olarak, kendi nalımızı imal etmeye karar verdik. Demir - çelik sektöründe çalışan, Kulübümüzün büyüğü Ünsal Günsoy’un yardımlarıyla, çelikten nal imal etmeye başladık. Bu nalların da diğer nallara oranla 4 - 5 kat daha dayanıklı olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca, henüz atlarımızın yürüyüş aksamlarında bir sağlık sorunu gözlemlemedik. Ne yazık ki Atlı Okçuluk, faaliyetlerini hala Geleneksel Spor Dalları Federasyonu’nun bir alt dalı olarak sürdürüyor. Nasıl ki Binicilik Federasyonu ve Okçuluk Federasyonu varsa, bir Atlı Okçuluk Federasyonu’nun da olması, bu sporun gelişimine büyük bir katkı sağlayacaktır.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=