2019_Mart
14 TJK’NIN SESİ MART 2019 Özel çocuklarımızı topluma kazandırmak için neler yapılmalıdır? Özel çocukların ailelerine tavsiyeler verirken, şunu vurgulamak istiyorum. Aileler, yalnız değiller. Toplumumuzun genelinde, inanılmaz bir sosyal duyarlılık gelişmeye başladı. Hükümette, belediyelerde, kurumlarda, özel kuruluşlarda, derneklerde, sivil toplum örgütlerinde, şirketlerde çocuklarımıza ve ailelerine yönelik birçok program var. Peki, aileler ne yapmalılar? Aileler, bu programlardan haberdar olmalılar. Mesela ben, aşağı - yukarı birkaç sene önce bir gazetede, Türkiye Jokey Kulübü’nün atlı terapi konusunda ön ayak olup, hippoterapiyi ülkemiz hattında yaygınlaştırdığını ve teşvik ettiğini gördüm. Bunu bilen bir insan olarak da çok sevindiğimi söyleyebilirim. Ailelere tavsiyem şudur, bu çocukların özgüvenlerini kazanmasını, sosyalleşmelerini ve kendi hayatlarında mutlu olmalarını istiyor iseniz, onları kaynaştıracaksınız. Ne ile kaynaştırabilirsiniz? Toplum ile kaynaştırabilirsiniz. Ama toplumdan da önemli olan, insanların halinden daha iyi anlayan canlılar vardır. Yani, atlar vardır. Atlar ile bir araya getireceksiniz. Hippoterapi bu açıdan çok önemlidir. Peki nasıl yapacaklar? Birinci aşamada, atları görmeye gitsinler. Mesela, çizgi filmlerde veya resimlerde hep atları görürüz ya, işte çizgi filmlerde veya resimlerde kalmasınlar, yaşadıkları illerde bir TJK Hipodromu varsa, oraya gidebilirler veya at çiftliklerine gidebilirler. Daha sonra, yine Türkiye Jokey Kulübü’nün öngörmüş olduğu, hippoterapi seanslarına ücretsiz olarak katılabilirler. Türkiye Jokey Kulübü, hippoterapiyi Türkiye’nin her yerinde yaygınlaştırmaya çalışıyor. Ayrıca, terapiler de bu işten anlayan ehil, işlerinden anlayan kişiler tarafından yapılıyor. Bu imkanlardan yararlansınlar. O zaman çocuklarının hem başka branşlarda hem de okullarında çok daha başarılı olduklarını göreceklerdir. Son olarak eklemek istediğiniz bir konu var mıdır? Şu sıralarda, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde, Felsefe ve Tarih derslerini vermeye devam ediyorum. Bunun ötesinde, Metin Sabancı Spastik Çocuklar Vakfı’nda, öksüz ve yetim engelli çocuklarla terapi yapıyoruz. Onlara koro çalışmaları yaptırıyorum. Yaptığımız çalışmaların, bir tanesinde de iyi eğitilmiş bazı köpeklerle çocuklarımızı bir araya getiriyoruz. Hedeflerimden bir tanesi de Türkiye Jokey Kulübü ile iletişime geçip, bu çocuklarımızı Veliefendi’ye götürebilmekti. Türkiye Jokey Kulübü de bu isteğimizi geri çevirmedi. İkinci aşamada, söylemek istediğim çok daha genel bir mesajım var, ben, ekolojik bir yaratığım. Yani tabiatın içinde olmak istiyorum ama beni üzen bir şey var, atların dövülmesi, iyi bakılmaması, taşıma amaçlı olarak arabalara çekilip çok ağır işler yaptırılması ve onlara külfet ve eziyet verilmesi... Buna engel olmak lazımdır. Bir kediyi dövdükleri zaman, hayvan severler nasıl ayağa kalkıyorsa, atların da haysiyetleri olduğu ve hatta, en haysiyetli varlıklar oldukları unutulmamalıdır. Ayrıca, at neslinin devam ettirilmesi gerekir. Türkiye Jokey Kulübü gibi kurumların veya bazı hayırsever insanların bu konuda çalışmaları olmasına rağmen, hem ülkemizde hem de dünyada at neslinin azaldığını görebiliyoruz. Kapadokya gibi turistik yerlere gittiğimizde at çiftlikleri görebiliyoruz fakat, Anadolu’ya gittiğimizde, kendi çocukluğum ile karşılaştırdığımda o kadar at göremediğimi söyleyebilirim. Atların, balinalar veya köpek balıklarından kıymetli olduklarını onlara sahip çıkılması gerektiğini ve bu konuda bazı uluslararası çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=